TÜRKİYEDE KÜMELENME

Türkiye’deki kümelenme çalışmaları Prof. Dr. Michael Porter’ın ekibi liderliğinde ve Türk özel
sektörünün desteği ile 1990’lı yılların sonunda başlamıştır. Zaman içerisinde devlet kuruluşları,
üniversiteler ve sivil toplum kurumları da bu yeni oluşuma katkı sağlamaya başlamıştır. Kümelenme yaklaşımının desteklenmesi için doğrudan etkili olan Bilim sanayi ve teknoloji bakanlığı yanında diğer ilgili bakanlıklar, bakanlıklara bağlı çalışan KOSGEB, Türkiye teknoloji geliştirme vakfı (TTGV), Türkiye bilimsel araştırma kurumu (TÜBİTAK), Kalkınma ajansları vb. kurumlar da etkin katkı sağlamaktadır.
Kamu, sanayi, üniversiteler ve sivil toplum kuruluşlarının oluşturduğu bir platform olan
Türkiye’nin rekabet avantajı CAT (Competitive Advantage of Türkiye ) tarafından ilk kümelenme
çalışmaları başlatılmıştır. Bu platform 2004 yılında Uluslararası rekabet araştırmaları kurumu
derneği’ne (URAK) dönüşerek kümelenme çalışmalarının ilk aşamalarında önemli etkinlikler
gerçekleştirmiştir.
Türkiye’de kümelenme konusunda geçmişte çeşitli analiz çalışmaları ve AB projeleri uygulanmış olmakla birlikte konuya ilişkin kapsamlı çalışmalar dokuzuncu kalkınma planı (2007- 2013) döneminde başlamıştır. Dokuzuncu kalkınma planında işletmelerin ortak Ar-Ge, tedarik ve pazarlama faaliyetleri ile ağ oluşturma ve kümelenme girişimlerinin destekleneceği ifade edilmiştir. Başta OSB’ler olmak üzere potansiyel kümelerin
desteklenmesi gereği planda vurgulanan unsurlar arasında yer almaktadır. AB destekli “Ulusal
Kümelenme Politikasının Geliştirilmesi Projesi” (2007-2009) eski adıyla Dış Ticaret Müsteşarlığı
tarafından yürütülmüştür. 2008 yılında da “Türkiye için Kümelenme Politikasının Geliştirilmesi “adıyla kümeler için Beyaz Kitap yayınlanmıştır.

Beyaz Kitap, stratejik vizyona ve izlenmesi gereken önceliklere açıklık getirmeyi hedeflemektedir. Kitap seçilmiş öncelikleri sunmaktadır. Özel araçları belirlemek, fon dağılımını saptamak ya da sorumluluklar yüklemek yerine politika hedeflerini belirlemekte ve seçilen yöndeki özel faaliyetlerin niçin önemli görüldüğüne ilişkin düşünceleri sunmaktadır. Bu geniş kapsamda, mevcut belge aşağıdaki temel sorulara yanıt bulmayı amaçlar;

  • Türkiye’de niçin kümelenmeye ihtiyaç vardır?
  • Kümelenme neye atıfta bulunmaktadır ve bu kavram nasıl ve hangi boyutta Türkiye gerçeği ile ilgilidir?
  • Küme geliştirmeye yönelik girişimlere, sağlam ve etkili uzun vadeli bir vizyon bağlamında nasıl yaklaşılmalıdır?

Kümeler önemlidir, zira genellikle şirketler kümeler dahilinde olduklarında tekil oldukları durumlardan daha fazla verimli ve yaratıcıdırlar. Kümelenme şirketin performansını arttırabilmektedir, çünkü kümelenme belirli coğrafi sınırlar dahilinde bir dizi yerel tedarikçi, müşteri, rakip, üniversite, araştırma merkezi, vb. ile ortak çalışma ilişkilerine dayanan ağları ve ortaklıkları kolaylaştırmaktadır. Yakınlık, ağ oluşturma ve uzmanlaşma, üç temel özelliktir. Bu özellikler sayesinde kümeler, yukarıda bahsedilen önemli görevleri yerine getirebilir.

Yakınlık; Şirketler bir arada bulunma, uzman işgücüne erişim, bilgilerin değişimi avantajlarından ötürü, birbirlerine yakın mesafede konumlanma eğilimindedirler.

Ağ Oluşturma; Coğrafi sınırlar dahilinde değişik ağların mevcut olması, kümeleri coğrafi gruplaşmalardan ayırır. Ağ oluşturma yerel tedarikçiler, müşteriler, rakipler, üniversiteler ve araştırma merkezleri arasındaki bağlantıları ve ortak çalışma ilişkilerini olanaklı kılar.

Uzmanlaşma; Bir küme ve onun üyeleri yüksek oranda uzmanlaşmıştır. Kümeler dahilinde uzmanlaşma, bir endüstri içinde iş bölümüne gidilmesi gerçeğinin bir yansımasıdır. Bu yüzden, şirketler ana faaliyetleri üzerinde yoğunlaşmaktadırlar ve daha az rekabet gücüne sahip oldukları görevlere ilişkin sorumlulukları da diğer şirketlere ve küme aktörlerine bırakmaktadırlar.

KÜMELENMELERDEN BEKLENEN FAYDALAR

Ölçek ekonomileri; Uzmanlaşma yoluyla, kümeler şirketlerin ölçek ekonomilerine ulaşmasını sağlayabilir. Örneğin, toplu girdi satın alma sözleşmeleri, ortak pazarlama faaliyetleri, uzmanlaşmış girişim sermayesine daha fazla erişim, uzmanlaşmış tedarikçilerin ve diğer uzmanlaşmış destek hizmetlerinin mevcudiyeti, küme kapsamındaki şirketlerin kendi işlerine daha fazla odaklanmalarına ve daha yüksek çıktı seviyelerine ulaşmalarına olanak tanıyan yaygın yan ürünlerdir.

Verimlilik artışı ve esneklik; Kümeler, işlem maliyetlerini düşürerek, esnekliği arttırarak ve uzmanlaşmış kaynaklara erişimi sağlayarak, şirketlerde verimlilik artışının gerçekleştirilmesini kolaylaştırabilir.

Öğrenme ve Yenilikçilik; En önemlisi, kümeler yenilikçiliğin gelişebileceği bir çevre ve platform sunabilmektedir. Şirketler ve kurumlar arasındaki çok taraflı ve yoğun etkileşim, teknolojik ve teknolojik olmayan yenilikçiliğin gerçekleşmesini sağlayan başlıca süreçtir.

Diğer faydalar; Kümeler, oluşturuldukları bölgenin dikkat çekiciliği ile imajı ve dolayısıyla da genel anlamda çekiciliğini arttırmaktadırlar. Özellikle de doğrudan yabancı yatırımı kümeye çekmek için teşvik edici bir faktör olabilmektedirler. Kümelerde, şirketleşme daha yüksek seviyededir. Sıfırdan başlayan şirketler dış tedarikçilere ve ortaklara daha bağımlıdır ve tüm bunlar da bir küme dahilinde bulunabilir. Genel olarak, küme içindeki şirketler kümede etkileşimde bulunduğunda, iletişim kurduğunda ve rekabet ettiğinde, uzun vadeli rekabetçi avantajlar yaratırlar. Yukarda mikro ekonomik düzeyde belirtilen avantajlar, makro seviyedeki avantajlar ile birleşince kümelerin artan rekabet edebilirliği bölgesel rekabet edebilirliğe katkı sağlamaktadır. Daha da önemlisi, küme faaliyetlerinin bir sonucu olarak, ulusal rekabet edebilirlik de muhtemelen gelişebilir. Türkiye’de zaman içerisinde pek çok küme kurulmuş ve bunların bazıları oldukça başarılı olmuştur. 7 sektörel kümelenmeye ev sahipliği yapan OSTİM, kümelenmenin Türkiye’deki öncülerindendir. İş ve inşaat makineleri kümelenmesi (İŞİM), Savunma ve havacılık kümelenmesi (OSSA), Medikal sanayi kümelenmesi, Yenilenebilir enerji ve çevre teknolojileri kümelenmesi, Anadolu raylı ulaşım sistemleri kümelenmesi(ARUS), Kauçuk teknolojileri kümelenmesi ve Haberleşme teknolojileri kümelenmesi faaliyet göstermektedir.

OSTİM kümelenmeleri, 20’nin üzerinde UR-GE Projesini başarıyla tamamlamış yeni projelerle de çalışmalarına devam etmektedirler. 03.06.2010 tarihinde imzalanan niyet protokolü çerçevesinde Türkiye’deki kümeler ve küme girişimleri arasındaki işbirliği ve koordinasyonun sağlanması amacıyla Anadolu kümeleri işbirliği platformu (AKİP) kurulmuştur.

AKİP’in temel prensibi üye kümeler arasında iletişim ve işbirliğini artırarak hep birlikte büyüme ve gelişmeye katkı sağlamaktır.

Diğer başarılı küme örneği de, ODTÜ Teknokent ’tir. Günümüzde çok sayıda yenilikçi şirketi kapsayan Türkiye’nin ilk ve en büyük bilim parkıdır. Teknoloji geliştirme bölgeleri kanunu kapsamında bilişim, ileri malzeme, enerji, otomotiv, kimya, biyoloji ve çevre teknolojilerine yönelik araştırma, geliştirme ve tasarım projeleri yürüten girişimler burada yer alabilmektedirler. Ayrıca 1990 yılında Ankara’da kurulan SASAD (Savunma ve havacılık sanayii imalatçıları derneği) günümüzde üye sayısı sürekli artan tüm sektörü kapsayan boyuta ulaşmış ve başarılı işlere öncülük etmiştir. Türkiye’deki en başarılı kümelenme uygulamalardan biri de İstanbul Tekstil ve konfeksiyon ihracatçı birlikleri (İTKİB) tarafından gerçekleştirilmiştir. İTKİB; tekstil, konfeksiyon, deri ve halı sektöründe ihracat potansiyelini artırmak, sektörel tanıtım yapmak ve uluslararası faaliyetlerde üyelerine yardımcı olmak amacıyla 1986 yılında kurulmuş bir birliktir. Zaman içerisinde gelişerek kurumsal yapısını güçlendirmiştir.

AKİP’ in yayınladığı son duruma göre ülkemizde 43 küme ve 26 destekleyici kurum aktif faaliyet göstermektedir. En çok küme faaliyeti başta Ankara olmak üzere İç Anadolu bölgesinde bulunmaktadır. Eskişehir’de ise EBK Seramik iş kümelenmesi, RSC Raylı sistemler kümelenmesi ve ESAC Havacılık kümelenmesi mevcuttur. Bu kümeler sektörlerinde kurulan ilk kümeler olduğundan dolayı örnek olarak alınmış yaptıkları başarılı çalışmalar diğer bölgeler için ilham kaynağı olmuştur.

Kümelenme programları gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde bölgesel ve ulusal düzeyde uygulanmakta ve desteklenmektedir. Her başarılı kümenin ardında mutlaka eğitim kurumları da vardır. Silikon Vadisinin arkasında Standford Üniversitesi, Bay Area Biyo teknoloji kümesi arkasında Kaliforniya üniversitesi bulunmaktadır. En bilinen ve başarılı olmuş başlıca küme örnekleri şunlardır,

Silikon Vadisi : ABD’deki en bilinen teknoloji kümelerinden biri hatta ilki Silikon Vadisi olarak bilinen yapıdır. 1900’lü yılların başından itibaren bölgede Amerikan Deniz Kuvvetlerinin Araştırma Merkezi vardır. 1951 yılında ise Standford Üniversitesinin teknoloji parkı kurması bölgeyi önemli bir teknoloji üssü durumuna getirmiştir. Ortaya çıkan bu teknolojik bilginin, savunma bakanlığından gelen büyük miktardaki finansman, risk sermayesi şirketlerinin desteklediği verimli ilişkiler ağı ve Standford üniversitesinin liderliği ile oluşturulan sinerji sonucu Silikon Vadisi ortaya çıkmıştır. Bugün bölgede 1.000’in üzerinde ileri teknoloji şirketi yer almaktadır.

Hollywood : Los Angeles de yer alır. ABD deki tüm film sektörünü barındıran ve yön veren yegane kümelenmedir.

Londra Bankacılık Sektörü : 500 den fazla banka ve finans kuruluşuna sahip bir kümelenmedir o kadar etkilidir ki dünya döviz piyasasına burada yön verilmektedir.

-Dijital medya Seul : 2000’ li yılların başında faaliyete geçen kümelenme 1000 den fazla ileri teknoloji firmasını barındırmaktadır. Sadece Kore’nin değil dünyanın en önemli dijital medya merkezidir.

ARUS Kümesinin misyon ve kazanımları şöyle belirlenmiştir. Misyon;

  • Küme üyesi firmaların birbirleri ve destekleyici kurumlar ile işbirliği seviyesini geliştirerek ülkemizdeki raylı ulaşım sistemleri sektöründe yerli, yenilikçi ürün ve milli marka üretimini arttırmak ve sektörün uluslararası rekabetçilik seviyesini yükseltmektir.
  • “Raylı sistemler milli davamızdır” ilkesiyle yola çıkan Anadolu raylı ulaşım sistemleri (ARUS) kümelenmesi, ülkemizde raylı ulaşım sistemlerine yönelik üretim yapan sanayicilerimiz, destekleyici kurum ve kuruluşlarımız ile birlikte “İş Birliği, Güç Birliği ve Milli Marka” inancıyla 2012 yılında kurulmuştur. Ülkemizde tasarımdan nihai ürüne yerli ve milli marka raylı ulaşım sistemlerini üreterek, birer dünya markası haline getirmeyi kendisine ana hedef olarak belirlemiş olan ARUS, Anadolu’nun dört bir yanından üyeleri ile, Türk raylı sistemler sektörünün önde gelen kuruluşlarını bir araya getirmekte, sektörde işbirliği, güç birliği ve milli markalar üretme görevini üstlenmektedir.
  • ARUS başkent Ankara’da kurulması sebebiyle gerek kurumlara gerekse bakanlıklara ulaşımı kolay olduğundan dolayı en büyük kümelenme olarak dikkat çekmektedir. Türkiye’deki tüm büyük demiryolu firmaları üyesidir. Üyeleri her tür demiryolu aracı, sinyalizasyon, alt yapı üreticilerine kadar çeşitlilik arz etmektir. Ayrıca çeşitli Ür-ge faaliyetleri yürütmektedir. Diğer yurt dışı kümeler ile bağlantıları bulunmakta ve fuar vb. etkinliklerde üyelerine etkin hizmet sunmaktadır.
  • ARUS Avrupa Raylı Sistemler Kümeler Birliği, ERCI’ ın bir üyesidir.

DÜNYADA DEMİRYOLU KÜMELENMELERİ

  • Buharlı makinaların bulunması ve lokomotiflerde uygulanması dünyada demiryolu için bir çığır olmuştur.1804 yılında ilk defa İngiltere’de çalışmaya başlayan buharlı lokomotifler çok hızlı bir şekilde tüm dünyaya yayılmıştır. Demiryolu taşımacılığının avantajları tüm ülkeleri bu alana yatırım yapmaya sevk etmiştir. İngiltere ve Almanya’daki kömür madenleri bu sektörün buralarda daha hızlı gelişimine yol açmıştır. Bu nedenle bu ülkeler ilk demiryolu standartlarını ortaya koymuş ve ilk demiryolu yığılma ve kümelenmesi bu bölgelerde başlamıştır.
  • 1922 ‘de Paris’ te 29 ülkenin katılımı ile UIC ( Dünya Demiryolu Birliği ) kurulmuştur. UIC‘ nin ana görevi, demiryolu inşaatları ve operasyonları için koşulları uyumlu hale getirmek ve iyileştirmek olarak belirlenmiştir. Belli standartları belirleyen kurum üyelerine teknik destek vermekte yıllık toplantılar düzenlemektedir. Hali hazırda dünyadaki ülkelerin çoğu bu birliğe üye durumdadır.
  • Avrupa ülkelerinden farklı ölçüm standartlarına sahip ABD’de 1934 yılında kurulan AAR (Association of American Railroads), ABD demiryolu güvenliğine ve üretkenliğine odaklanan dünyanın önde gelen demiryolu politikası, araştırma, standart belirleme ve teknoloji organizasyonudur.
  • Alman Demiryolları (DB), DIN normlarının ışığında demiryolu alanında en başarılı kurum durumundadır. Pek çok demiryolu kuruluşu DB teknik çizimlerini ve standartlarını esas almaktadır.
  • Bu bölgelerde demiryolları alanındaki gelişmeler bu ülke ve firmalarını standart belirleyen, demiryolu araçlarını üretip satan bir konuma yükseltmiştir. Uzun yıllar ABD, Almanya ve Fransa dünya demiryolu aracı üretiminin çoğunu gerçekleştirmiştir.
  • GOST standartları nedeniyle Rusya bölgesi Avrupa’dan ayrılmaktadır. 1520 mm. standart dışı ray açıklığına sahip olduğu için de çoğunlukla doğu bloku ülkeleri için üretim yapılmıştır. •Son 20 yılda demiryolu sektöründe önemli gelişmeler yaşanmaktadır. Çin kendi tüm araç üreticilerini tek firma adı altında toplayarak bu alanda en büyük üretici pozisyonuna geçmiş bulunmaktadır. Japonya ve Güney Kore’de özellikle tren setleri ve hızlı tren üretiminde söz sahibi ülkelerdir.
  • Avrupa ülkeleri de rekabet edebilmek için sürekli firma birleşmeleri ile gruplaşmakta ve bu alandaki üstünlüğünü sürdürmek istemektedir.
  • Tüm bu tarihsel süreçten anladığımız sektörel kümelenmenin ne kadar önemli olduğudur. Bir araya gelerek ortak bir amaç çerçevesinde çalışmakla pek çok şeyin başarılacağı bir gerçektir. Bu ülkelerdeki demiryolu firmaları devletlerinden de destek alarak bir araya gelerek mevcut kazanımlarını korumak istemektedirler. Günümüzde farklı ülkelerin demiryolu pazarına girmesiyle rekabet hızlanmış, kümelenerek rekabet edebilmek en önemli faktör olarak ortaya çıkmış durumdadır.
  • İtalya, İspanya, İngiltere vb. birçok ülke demiryolu kümelenmesine sahiptir. 2010 yılında da bir işbirliği anlaşmasının imzalanmasıyla ERCI (Europen Railway Cluster) kurulmuştur. ERCI 15 Avrupa ülkesinden (İtalya, Polonya, Fransa, İngiltere, İspanya, Türkiye, Belçika, İsveç, Hırvatistan, Slovenya, Sırbistan, Bosna Hersek, Karadağ, Makedonya, Almanya ) ve 16 Kümeden oluşan bir girişimdir.
  • “Avrupa demiryolu endüstrisini güçlendirmek”, Avrupa demiryolu kümelenmesi girişimi ERCI’ nin en önemli misyonudur. ERCI’ nin amacı, öncelikli olarak küçük ve orta ölçekli işletmeleri, teknoloji ve araştırma enstitülerini ve büyük şirketleri ortak inovasyon projeleri için bir araya getirmek, Avrupa demiryolu endüstrisinde rekabet gücünü sürdürülebilir bir şekilde güçlendirmenin bir aracı olarak yeniliği teşvik etmek ve yeni iş fırsatları geliştirmektir.

SONUÇ ve DEĞERLENDİRME

  • 1825 yılında ilk demiryolu ticari hattının İngiltere’de hizmete girmesinden bu yana, Demiryolları en önemli ulaşım aracı olmuştur. Güvenli, ekonomik ve çevreci olduğundan dolayı önemi yıllar içinde azalmamış daha da artarak yaygınlaşmıştır. Çin, Hindistan, Avrupa ve ABD başta olmak üzere pek çok ülkede yük ve yolcu taşımacılığının büyük bir kısmı demiryollarınca yapılmaktadır.
  • Ülkemiz sınırları içinde ilk demiryolu hattı 1860 yılında İzmir – Aydın arasında açılmıştır. Cumhuriyetin ilk yıllarında kıt olanaklarla yılda ortalama 150 km yeni yol yapılırken sonraki yıllarda yapımlar durdurulmuş ve demiryolları ihmal edilmiştir.2009 yılında Eskişehir-Ankara arası hızlı tren hattının yapımı ile demiryolları tekrar gündeme gelmiştir. Hızlı trenin hız ve konforu tüm kentler için talebi arttırmış bunun sonucu olarak yeni demiryolu hatları yapılmaya başlanmıştır. Gerek hat uzunluğu gerekse araç kapasitesi açısından ülkemiz maalesef beklenen seviyede değildir. Ülkemizin dış ticaret hacmi artmasına rağmen yük taşımacılığının sadece yaklaşık % 5’ i demiryollarıyla yapılmaktadır. •Günümüzde yüklerin bir yerden bir yere lojistiği çok önemli hale gelmiştir. Kıtalar arası lojistikte deniz taşımacılığının yanında demiryollarının da etkin kullanılması yeni bir konsept olarak ortaya çıkmaktadır. Öyle ki ülkeler demiryolu hatlarının nerelerden geçmesi ile ilgili birbiriyle yarışmakta büyük yatırımlar yapmaktadır. Ülkemiz kıtaların buluşma noktasında olduğundan dolayı eşsiz bir durumdadır. Ancak bu konumumuzu yeterince iyi değerlendirdiğimiz söylenemez. Bunu başarmak için çift hatlı yeni demiryolu hatlarının yapımı gerekmektedir. Örneğin yeni yapılmakta olan Halkalı – Edirne çift hatlı demiryolu yapımı çok önemli ve başarılı bir örnek olarak özellikle Avrupa ülkelerinin dikkatini çekmiş durumdadır. Nahçivan – Azerbaycan üzerinden Türki Cumhuriyetlere ve Çin’e bağlantı yapılabilir. Ayrıca Van gölü geçişi dışında yeni bir hatla İran bağlantısının sağlanmasıyla Güney Asya’ya ulaşmak mümkündür. Yenilerde gündemde olan Basra / Irak – Türkiye çift hatlı demiryolu hattı yapımı çok büyük öneme sahiptir. Mutlaka başarılmalıdır. Böylelikle Körfez, Hindistan ve Çin’den gelen yükler, ülkemiz üzerinden boğaz geçişi köprü bağlantısı da sağlanmak suretiyle Avrupa’ya en kısa yoldan ulaşacaktır. Böylelikle taşımacılıktan gelir. edilmesinin yanında ulaşımda kilit bir ülke pozisyonuna gelmiş olacağız. •Yolcu taşımacılığı da önemli olmakla birlikte demiryolunda gelişmiş ülkeler yük taşımacılığından daha çok fayda ve gelir sağlamaktadır. Bu nedenle komşularımızla, limanlarımızla bağlantılı çift hatlı demiryolu yapımı ve işletmesine mutlaka geçmemiz gerekmektedir. TCDDT yanında özel firmalarda demiryolunda taşımacılık yapabilmektedir. Demiryolu Taşımacılık Derneği (DTD) adı altında kümelenmiş bu firmalarımız da alt yapı sorunları ve kombine taşımacılık yapılamaması nedeniyle gerekli büyümeyi sağlayamamaktadır. Tek hat işletmeciliği, ortalama hızın düşüklüğü, alt yapıya ödenen ücretlerin yüksekliği taşımacılık firmalarının önündeki en büyük engeldir. Burada liman, lojistik köyler ve OSB’ ler arası yan bağlantıların da tamamlanması önem arz etmektedir. Örneğin, tek parselde ülkemizin en büyük organize sanayi bölgesi olan Eskişehir OSB’ nin 5 km ilerisinde hat olmasına rağmen demiryolu bağlantısı bulunmamaktadır.
  • Alt yapı ve Tren işletmeciliğinin yanında Demiryolu araç ve ekipmanı üretmek ülkemiz için oldukça önemlidir. Son yıllarda bu alanda da gelişmeler olmaktadır. Ana entegratör olan TÜRASAŞ (Türkiye Raylı Sistemler A.Ş)‘ a ürün üreten çok sayıda firma bulunmaktadır. Yıllar içinde bu firmalarımız kazanmış oldukları know how sayesinde şimdilerde kendi ürünlerini tasarlayıp üretebilir duruma gelmişlerdir. Örneğin, çok sayıda firmamız Avrupa’ya yük vagonu ve bojilerini ihraç etmektedir. TÜRASAŞ üç firmayı bünyesine alarak alanında kapasite olarak büyük bir firmaya dönüşmüştür. Daha önceleri başlatılmış olan projeler ve yeni projelerle üretim yapmaktadır. Milli elektrikli lokomotif E 5000, Milli elektrikli tren seti EMU, Yerli dizel motor projesi, Banliyo treni seti Gaziray bunlardan birkaçıdır. Cumhuriyetimizin eşsiz emaneti bu tesisler korunmalı desteklenerek geliştirilmelidir. Devletimizin yanında demiryolu kümelerimize de bu konuda önemli görevler düşmektedir. TÜRASAŞ ne kadar büyür gelişirse ona iş yapan firmalar ve kümelenme üyeleri de o kadar gelişir.
  • Bir diğer konumuzda kent içi ulaşım sistemleridir. Son yıllarda belediyelerimiz raylı taşımacılığa önem vermeye başlamıştır. Başta İstanbul olmak üzere pek çok kentimizde metro, tramvay, banliyö setleri yatırım ve işletmeciliği bulunmaktadır. Maalesef zamanında bu araçları üretemediğimizden dolayı şehirlerimizde çok çeşit ithal ürünler bulunmaktadır. Sadece İstanbul’da belli başlı her üreticinin araçlarını görmeniz mümkündür. Bu da gerek işletme gerekse yedek parça temini ve bakım zorlukları yaratmaktadır. Bursa’da yerleşik DURMAZLAR ve Ankara’da tesisleri bulunan BOZANKAYA firmaları yerli kendi tasarımları tramvayları üretmiş ve belediyelerimize satmış durumdalar. Ayrıca Romanya ve Polonya gibi Avrupa ülkelerine ihracat da yaparak büyük bir başarıya imza atmışlardır.
  • Ayrıca Avrupa’da gerek işgücü maliyeti gerekse temini zorluğu nedeniyle el emeği yoğun kaynaklı bir imalat olan vagon üretimi azalmış bulunmaktadır. Oysa vagon ihtiyacı çok büyüktür. Ülkemizdeki firmaların Avrupa TSI standardında ürün üretmesi büyük avantaj olarak ortaya çıkmakta ve diğer rakiplerin önüne geçmektedir. Kümelerimizin önderliğinde ve etkili tanıtımıyla Avrupa pazarına daha çok vagon ve ekipmanlarını satmak mümkündür.
  • Kümelenme ve bölgesel kalkınma artık günümüzde en geçerli modeldir. Birbirleriyle rekabet içinde bulunsalar da belirli bir bölgede benzer üretim yapan firmaların küme avantajlarını kullanarak bir araya gelip ortak proje yapması arzu edilen bir durumdur. Çünkü kümeler ulaşım, işgücü, Ar-Ge vb. konularda avantajlar oluşturmaktadırlar. Dünya örnekleri incelendiğinde iyi kümelenmeler hem kendi şirketlerine hem de bölgesine büyük bir sıçrama yaptırmıştır. Ülkemizde birlikte iş yapma alışkanlığı batıdaki şirketler kadar gelişmemiştir. Bu durumun aşılması gerekmektedir. Aşılamadığı takdirde kümelerden beklenen verim ve gelişme sağlanamaz.
  • Ülkemizde bakanlıklar, sanayi, üniversite ve sivil toplum kuruluşlarının çabalarıyla kümelenme konusunda önemli gelişmeler ve destekler sağlanmaktadır. Ancak daha da geliştirilmelidir. Belirlenen hedeflere ulaşılmasında, yerli ve milli ürünlere yönelmede bu nedenle kümelenmelere önemli görevler düşmektedir.

Demiryolu kümelerimizden beklenenler şunlar olmalıdır;

– Kümelerimiz nitelikli ve deneyimli personel ile teçhiz edilmelidir.

– Kümeye katkı verecek şirketleri davet etmeli ve kritik kitleye ulaşmalıdır.

– Küme üyeleri arasındaki rekabet ve işbirliği, iş yapma kültürünü hassasiyetle korumalıdır.

– Bölgesel küme yapısından sıyrılmalı, uluslararası işbirliği ve fırsatlara açık olmalıdır.

– Ana veya kümeyi sürükleyen belli bazı firmaların aşırı etkisinde kalmayıp, tüm üyelerin haklarını ve kümenin yaşam döngüsünü titizlikle korumalıdır.

– Devlet kurumları ve diğer işletmeler ile güçlü bağlantılar oluşturarak olası destek ve fırsatlardan üyelerin faydalanması sağlanmalıdır.

– Güçlü bir network ağı oluşturulmalı ve uzun vadeli politikalar yapılmalıdır. Üniversiteler, Sanayi odaları, Ar-Ge merkezleri vb. kurumlar network’ ün vazgeçilmez parçası olmalıdır.

– Günümüzde en önemli organizasyon yapısı olarak pazarlama faaliyetleri öne çıkmıştır. Kümeyi, üyelerini uluslararası alanda tanınır hale getirmek kümenin en önemli görevi olmalıdır.