Telefon Kodları İstanbul 212, Ankara 312, neden?

Türkiye’de alan kodları 1988 yılında uygulamaya konan 12 basamaklı sisteme geçişle güncellendi. PTT, bunu yaparken ABD’de kullanılan modeli örnek aldı.
1947’de AT&T tarafından kentlere özel kodlar belirlenmiş; New York gibi en kalabalık merkezlere, çevirmeli (kadranlı) telefonlarda hızlı çevrilebilen, “212” gibi düşük rakamlı kodlar verilmişti. Mekanik olarak hattan en az süreyi çalan, santrali en az meşgul eden ve kullanıcının parmağını en az yoran kombinasyon 212’dir.
PTT bu sistemi Türkiye’ye getirirken nüfusu en yoğun şehir olan İstanbul’a, ABD’deki New York’a verilen “212” kodunu uyguladı, Ankara’ya da Chicago’nun kodu olan 312’yi verdi.
Üstelik dönemin teknolojisi (tonlu arama) açısından bu sistemin gerçekte teknik bir zorunluluğu da yokmuş; PTT nüfus büyüklüğüne göre şehirlere kod dağıtırken bu numarayı tercih etmiş. Bu ilk kodlar aynı zamanda ülkelerin en zenginlerinin olduğu yerler olduğu için “elit” kodlar olarak akıllara kazınmış. 1995’te artan nüfus düşünülerek Anadolu yakası 216’ya geçiş yapmış.
ABD’de mobil operatörlerin de şehir kodlarını kullanması nedeniyle bu ilk kodlar zamanla dolmuş ve şehirlere ek kodlar tanımlanmış. New York 646 ve 332 gibi. Türkiye’de mobil operatörlere ayrı kodlar tanımlanması, İstanbul’un Avrupa ve Anadolu yakalarına ayrı kodlar verilmesi ve zaman içinde sabit telefonlara olan talebin azalmasıyla, Türkiye’de “kodun dolması” ve “ek kod alma” ihtiyacı hiç doğmamış.