TARTIŞMAK GEREKLİ Mİ?

Helen Mirren bir gün şöyle demiş:
“Biriyle tartışmaya başlamadan önce, kendine şunu sor:
Bu kişi, farklı bir bakış açısını anlamak için yeterince olgun mu?
Çünkü eğer değilse, bunun hiçbir anlamı yoktur. Boşuna zahmet edip enerjini harcama.
Her tartışma senin enerjini hak etmez.
Bazen, kelimelerinin ne kadar net olduğunun önemi yoktur, diğer kişi seni anlamak için değil, sadece tepki vermek için dinler.
Kendi dünya görüşüne hapsolmuş olan biri, başka bir bakış açısını göz önünde bulundurmayı reddeder ve bu mücadeleye girmek sadece seni tüketir.
Yapıcı bir konuşma ile verimsiz bir tartışma arasında fark vardır.
Gelişimi ve anlayışı değerli bulan açık fikirli biriyle konuşmak, katılmasanız bile zenginleştirici olabilir.
Ama kapalı fikirli biriyle mantıklı bir şekilde tartışmaya çalışmak, sadece kendi inançlarının ötesini görmek istemeyen birine konuşmak gibidir ve bir duvara konuşmaya benzer.
Ne kadar mantıklı veya doğru bir şey söylersen söyle, söylediklerini ya çarpıtacak, küçümseyecek ya da reddedecektir, çünkü doğru olduğunu düşündüğün için değil, sadece başka bir gerçekliği kabul etmeye hazır değildir.
Olgunluk, bir tartışmayı kazanmakta değil, bir tartışmanın yapılmaya değip değmediğini anlayabilme yeteneğindedir.
İç huzurunun, fikrini değiştirmeyecek biriyle bir şey kanıtlama gerekliliğinden daha değerli olduğunu anlamaktır.
Her savaş yapılmaya değmez. Herkes senin açıklamanı hak etmez.
Bazen, yapabileceğin en güçlü hareket susmak yada gitmektir. Çünkü söyleyecek hiçbir şeyin olmadığı için değil, bazı kulakların duymaya hazır olmadığını bildiğin için.
Ve o yük, sana ait değildir.
Sadece tartışmalarda değil ayrıca günlük konuşmalarda da enerjini boşa harcamadan önce yapılacak konuşma faydalı mı, yoksa gıybet yada dedikodu mahiyetinde mi olup olmadığını kontrol edip öyle konuşmak gerekir.
Sokrates, bir gün tanıdığı bir filozofa rastlar ve filozof şöyle der:
“Arkadaşınla ilgili ne duyduğumu biliyor musun?”
“Bir dakika bekle.” diye cevap verir Sokrates.
“Bana bir şey söylemeden evvel senin küçük bir testten geçmeni istiyorum. Buna Üçlü Filtre Testi deniliyor.”
“Üçlü Filtre?”
“Doğru, ” diye devam eder Sokrates. “Benimle arkadaşım hakkında konuşmaya başlamadan önce, bir süre durup ne söyleyeceğini filtre etmek, iyi bir fikir olabilir.”
Birinci filtre: Gerçek Filtresi
“Bana birazdan söyleyeceğin şeyin tam anlamıyla gerçek olduğundan emin misin?”
“Hayır, ” dedi adam. “Aslında bunu sadece duydum ve …”
“Tamam, ” dedi Sokrates. “Öyleyse, sen bunun gerçekten doğru olup olmadığını bilmiyorsun. Şimdi ikinci filtreyi deneyelim.”
İkinci Filtre: İyilik Filtresi
“Arkadaşım hakkında bana söylemek üzere olduğun şey, iyi bir şey mi?”
“Hayır, tam tersi…”
“Öyleyse, ” diye devam etti Sokrates. “Onun hakkında bana kötü bir şey söylemek istiyorsun ve bunun doğru olduğundan emin değilsin. Fakat yine de testi geçebilirsin, çünkü geriye bir filtre daha kaldı.”
Üçüncü Filtre: İşe Yararlılık Filtresi
“Bana arkadaşım hakkında söyleyeceğin şey benim işime yarar mı?”
“Hayır, gerçekten değil.”
“İyi, ” diye tamamladı Sokrates.
“Eğer, bana söyleyeceğin şey doğru değilse, iyi değilse ve işe yarar ya da faydalı değilse bana niye söyleyesin ki?”