RAYLI SİSTEMLERDE YERLİLİK ORANI YÜZDE 70 SEVİYESİNE ULAŞTI

ARUS sayesinde raylı sistemlerde yerlilik oranı yüzde 70’e çıktı.

 Anadolu Raylı Ulaşım Sistemleri Kümelenmesi’nin (ARUS) kurulduğu 2012 yılından bu yana yapılan yerli ve milli marka çalışmalarıyla, raylı sistemlerde yerlilik oranı yüzde 0’dan yüzde 70’e yükseldi ve 8 adet milli marka üretildi. Kent içi raylı sistemlerde ülkemizde şu ana kadar yapılan yerli üretimin cirosu ise 700 milyon Euro’yu buldu. Ülkemizde 2035 yılına kadar alt yapısıyla birlikte 70 milyar Euro yatırım yapılmasının planlandığı raylı sistem sektöründe, yüzde 100 yerli ve milli markaları ile toplam alım ihalelerinin tamamını hedefleyen ARUS üyeleri, 2020 yılında ise 750 milyon dolarlık ihracat öngörüyor.

ARUS’un çabaları sayesinde tüm ithal edilen araçlara yerli katkı şartı getirildiğini belirten ARUS Koordinatörü Dr. İlhami Pektaş, yerli katkı şartı uygulanan araç sayısının şu ana kadar 2 bin 168 olduğunu bunun yanı sıra 8 adet milli marka çıkardıklarını söyledi.

 Tasarımı ve üretimi tamamen Türk mühendislerince yapılan ve yüzde 50-70 arasında yerli katkı sağlanarak üretilen milli marka araçlardan sadece 184 adedinin şehirlerimizde başarıyla hizmet verdiğinin bilgisini veren Pektaş,

“ Şimdiye kadar satın alınan 3461 adet araçta yerli katkı sağlanan ve milli marka olarak üretilen araçlarımızın yurt içi satış bedeli yaklaşık 700 milyon Euro civarındadır. Şimdiye kadar yapılan tüm alımlarda yerli araç ve yerli katkı oranı hesaplandığında yerli katkının toplam maliyet içindeki oranının hala yüzde 10’u geçmemesi bizleri üzmektedir” diye konuştu.

Durmazlar, Bozankaya ve İstanbul ulaşım tarafından üretilen İpekböceği, Talas, Panorama, Green City LRT, İstanbul gibi milli marka araçlarımızın; İstanbul, Bursa, Kocaeli, Samsun ve Kayseri’de hizmet verdiğini  söyleyen Pektaş, “TÜLOMSAŞ ve TÜVASAŞ yerli ve milli elektrikli hızlı tren, elektrikli ve dizel (EMU, DMU) lokomotifleri, TÜDEMSAŞ ise milli yük vagonları üretiyor. ASELSAN yerlileştirme çalışmalarına büyük destek veriyor. Tüm yerli ve milli raylı sistem araçlarının cer ve kontrol sistemlerini üretebiliyor” dedi.

Pektaş, “İlk defa TÜLOMSAŞ ve TÜBİTAK- MAM işbirliği ile ana hat E1000 Elektrikli manevra lokomotifi, TÜLOMSAŞ, TCDD Taşımacılık A.Ş ve ASELSAN iş birliği ile HSL 700 marka milli hibrit manevra lokomotifi üretildi. Şu anda da milli marka ilk ana hat elektrikli E5000 lokomotifi, ilk milli Dizel Elektrikli DE10000 manevra Lokomotifi ve Hızlı Tren projeleri bu yıl içinde tamamlanmak üzere. TÜVASAŞ, ilk milli hızlı trenin testlerine başladı. TÜDEMSAŞ, yeni nesil ilk milli yük vagonlarını üreterek seri üretime geçti” diye konuştu.

“Milli firmalarımız ihracat yapıyor”

Bozankaya, Durmazlar gibi firmalarımızın ürettiği araçların Tayland, Polonya ve Romanya gibi ülkelere ihraç edildiğini dile getiren Pektaş, “Görüldüğü gibi firmalarımız Tramvay, LRT, Metro, EMU ve DMU lokomotiflerini tamamen yerli ve milli imkânlarla üretiyor ve tüm dünyaya ihraç ediyor. Dünya şehirlerinde artık Türk raylı sistem araçları hizmet veriyor” ifadelerini kullandı.

ARUS’un gayretleriyle kamu alımlarında yerli ve milli marka üretim sürecinin resmiyet kazandığının altını çizen Pektaş, buna karşılık son 10 yılda ülkemizde alımı yapılan raylı sistemlerde bin 315 aracın yabancı firmalara verildiğini aktardı.

Bunların tamamına yerli katkı şartı getirildiğine dikkat çeken Pektaş, şunları söyledi:

“Ama satın alınan araçlar hala yabancı marka ve çoğunlukla Çin malı. Bunlardan ayrı olarak Milli sanayicilerimiz tarafından son 10 yılda üretilen ve İstanbul, Bursa, Kayseri, Kocaeli,  ve Samsun’da hizmet veren araçlara ilave olarak Bozankaya firmasının Antalya belediyesinden kazandığı 15 adet tramvay ihalesi ile toplamda 200 adet milli marka raylı sistem aracımız, 144 adet ihracatımız ve 100 adet bekleyen ihracat sözleşmemiz var. Bizler, 11’nci Kalkınma planında alınan kararlar doğrultusunda ARUS üyeleri olarak yabancı alımlara artık dur diyerek ülkemizin 2035 yılına kadar ihtiyacı olan 70 milyar Euro’luk tüm raylı sistem ihtiyaçlarını altyapısıyla birlikte üretmeye talibiz”.

Bugüne kadar yapılan ihalelerin çoğunda yabancıların tercih edilmesinin bir çok sebebi olduğunu söyleyen Pektaş, bunların, “Belediye ve kamu alımlarında çoğunlukla yurt dışı kredi kullanması, acil alımlar, iyi planlama yapılamaması, bürokrasinin yerli üretime güvenmemesi, yerli firmaların finansman sorunları, kur artışı riskleri, yerli firmalara yeterli destek verilmemesi” olarak sıraladı.

Tüm bu gerekçelerle ülkemizde iş yapamayan milli sanayicilerin ya yurt dışına açılmak ya fabrikalarını yabancıya satmak veya işçi çıkararak küçülmek zorunda kaldığını dile getiren Pektaş, bu engelleri aşmak için öncelikle Savunma Sanayii Başkanlığı’nda olduğu gibi bir yerlileştirme modeli uygulanması gerektiğini, güçlü bir milli konsorsiyumun ihalelerde çağrı usulü teşvik edilmesi halinde yerli ve milli üretimde başarının kaçınılmaz olacağını bildirdi.

Pektaş, raylı sistem araçları alımının hazır bir ürün alımı gibi düşünülmemesi gerektiğini, tasarım, üretim ve test aşamalarını kapsayan ve en az 3 yıl süren proje süresince oluşan tüm maliyetlerdeki dalgalanmalar yerli üreticileri zor duruma düşürdüğünden alımlarda iyi bir planlama yapılması, acil alımların yasaklanması, yurt dışı kredilerine yerlilik şartı getirilmesi, Sanayi İşbirliği Programının ve % 15 yerli avantajının uygulanması  gerektiğine vurgu yaptı.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir