RAYLI SİSTEM SEKTÖRÜNÜN GELECEĞİ-Dr. İlhami Pektaş

Dünyadaki Raylı sistemler pazar payı 2009-2011 yılları arasında 146 milyar Euro iken 2011-2013 yılları arasında 150 milyar, 2013-2015 yılları arasında 160 milyar, 2017-2019 yılları arasında 176 milyar Euro olarak gerçekleşmiş ve 2019-2021 yılları arasında ise 185 milyar Euro olarak gerçekleşmesi öngörülmüştür. Önümüzdeki 10 yıl içinde Raylı sistemler pazarının her yıl ortalama yüzde 2,6 oranında yıllık büyüme göstereceği beklenmektedir. Küresel demiryolu pazarında büyüklük bakımından sırasıyla Hizmet, Altyapı, Yük vagonları, Sinyalizasyon, Bölgesel, Kentiçi ve Anahat raylı ulaşım sistemleri yer almaktadır. Sektörde en fazla yatırım ve ihracat yapan ülkeler Çin, Almanya ve ABD’dir. Yapılan araştırmalarda 2015-2017 yılları arasında pazar artışının yeni yükselen bölgeleri Latin Amerika, Orta Doğu ve Afrika olmuştur. Yolcu vagonları pazarında AB ve Asya en büyük pazar paylarına sahipken, hafif raylı sistemler alanında AB ülkeleri ilk sırada yer almaktadır.

Ülkemizde 2009-2016 yılları arasında ihracat/ithalat oranı ortalama 1/5 iken bu oran 2017 ve 2018 yıllarında yerli ve milli markalarımızın üretilmesiyle tersine ivme kazanmıştır. Türkiye’nin en çok ithalat yaptığı ülkeler G.Kore, Çin, Çek Cumhuriyeti ve Almanya, en çok ihracat yaptığı ülkeler ise Tayland, Polonya ve Almanya’dır. H.Rotem/G.Kore ve CRRC / Çin firmaları ülkemizde Türk ortaklarıyla Sakarya ve Ankara’da yatırım yapmış, Siemens ise Gebze’de Tramvay üretimi için yatırım yapmayı planlamıştır. Katarla ortak olan BMC’ye Sakarya’da yatırım yapılmak üzere 572 milyon TL teşvik verilmiştir. BMC’nin 5 yıl içinde 250 adet lokomotif üretmesi hedeflenmiştir.

2017 ve 2018 yıllarında Bozankaya, Bangkok/Tayland’a 88 adet metro aracı, Durmazlar Polonya’ya 20 adet Tramvay ihracatına başlamıştır. Bu sayıların zamanla artması beklenmektedir. 2022 Dünya Kupası’na hazırlanan Katar’da bedeli 4.4 milyar USD olan en büyük metro ihalesini, STFA ve Yapı Merkezi’nin aralarında bulunduğu konsorsiyum kazanmıştır. Firmalarımız 2016 yılı sonu itibariyle 3 kıtada Suudi Arabistan, Senegal, Etiyopya, Cezayir, Fas, Hindistan ve Ukrayna’da 2 bin 600 kilometre demiryolu ve 41 raylı sistem projesini başarıyla tamamlamıştır. Son olarak da Yapı merkezi, geçen yıl Tanzanya’da 1 milyar 924 milyon dolarlık raylı sistem altyapı ihalesini kazanmıştır.

2017 yılında firmalarımız tarafından 25 ülkeye 85 milyon Euro vagon ve yedek parça ihracatı gerçekleştirilirken hizmet ihracatı ortalaması da son yıllarda 500 milyon Euro seviyesine yükselmiştir.  2018 yılı araç ve yedek parça ihracatı, hizmet ihracatı ile birlikte 600 milyon Euro olarak gerçekleşmiş ve 2019 yılında da 700 milyon Euro olması beklenmektedir.

Ülkemizde şu anda 12 ilimizde Kentiçi Raylı ulaşım işletmesi bulunmaktadır. Bu illerimiz İstanbul, Ankara, Bursa, İzmir, Konya, Kayseri Eskişehir, Adana, Gaziantep, Antalya, Samsun ve Kocaeli’dir.  Bu işletmelerimizde şu ana kadar 3461 adet Metro, LRT, Tramvay ve Banliyo araçları ithalatı yapılmıştır. Ayrıca yakın gelecekte raylı sistem kullanması planlanan diğer illerimiz, Diyarbakır, Mersin, Erzurum, Erzincan, Urfa, Denizli, Sakarya ve Trabzon için de araç alımı yapılacaktır.

2012 yılında ARUS’un kurulmasından bu yana verdiği büyük mücadele ile yurt dışından satın alınan ithal araçlara yerli katkı şartı getirilmiş ve yerlilik oranı bugün itibarıyla  % 60 seviyesine yükselmiştir. 2012 yılından buyana yerlilik şartı getirilerek 1293 adet raylı ulaşım aracı satın alınmıştır. Bu araçlardan 200 adedi % 50-60 arasında yerli katkı sağlanarak üretilen Panorama, İstanbul, Talas, İpekböceği ve Green City milli marka araçlarımızdır. Bozankaya, Durmazlar, Aselsan, Tülomsaş, Tüvasaş ve Tüdemsaş kurduğu ARGE merkezleri ile yerlilik oranı yüzde 60’ın üzerinde milli marka araç üretimine başlamıştır. 2017 yılında Tülomsaş ve Tübitak MAM ilk E1000 Elektrikli manevra lokomotifini, 2018 yılında da Tülomsaş Aselsan ile E 1000 Hibrit lokomotifini geliştirmiştir. Elsan Elektrik, Tübitak MAM ile Cer motoru projesini tamamlamıştır. Aselsan, Kontrol sistemleri, dişli kutusu ve Cer motoru projesini tamamlayarak Tramvaylarda kullanmaya başlamıştır. Tülomsaş, 1000 Beygir gücündeki Yerli ve Milli TLM6 Dizel Motoru üretmiştir. Demir yolu hattında kullanılmak üzere yerli ve milli sinyalizasyon projesi kurulum aşamasına gelmiştir. Tüdemsaş, ilk yerli ve milli vagonu tasarlayarak 150 adet üretim gerçekleştirmiştir. Tülomsaş ve Tüvasaş Hızlı tren üretmek için çalışmalarına devam etmektedir. Şu anda Raylı sistemlerin stratejik tüm bileşenleri ARGE kapsamında ülkemizde geliştirilme aşamasındadır.

7 Kasım 2017 tarih ve 30233 Sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan 2017/22 sayılı Raylı sistemlerde en az % 51 yerli katkı şartı getiren Başbakanlık genelgesi ve 15 Ağustos 2018 tarih ve 36 sayılı Cumhurbaşkanlığı tarafından onaylanan “Sanayi İşbirliği Programının Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar” yönetmeliği ile kamu alımlarında yerlileştirme ve milli marka alım süreci resmiyet kazanmıştır. Şimdi gerek Kamu ihalelerinde ve gerekse Belediye ihalelerinde yerli katkı şartı uygulanmaya başlamıştır. Böylece raylı sistemler yerlileştirme ve milli marka üretiminde tüm sektörlere örnek olmuştur.

Kent içi Raylı sistemlere sahip 12 işletmemiz ve raylı sistem planlanan 8 ilimizde 2035 yılına kadar ihtiyaç duyulan Metro, LRT, Tramvay ve Banliyo Tren ihtiyacı yaklaşık 7000 adettir. Hızlı Tren, YHT, EMU, DMU tren ihtiyacı 2200 adettir.  2035 yılına kadar ihtiyaç duyulan araçlar alt yapısı ile birlikte yaklaşık 100 milyar Euro maliyet gerektirmektedir.

ARUS, üyeleri ile birlikte tüm raylı sistem araçlarını ve altyapısını tamamen yerli ve milli imkanlarımızla üreterek ithalata son vermeyi ve raylı sistem ihracatımızı artırmayı hedeflemiştir. Raylı sistemlerde uygulanan yerli ve milli üretim politikaları diğer sektörlerinde önünü açacak böylece 2035 yılına kadar savunma ve havacılık, enerji, ulaştırma, haberleşme, bilgi teknolojileri, eğitim, sanayi ve sağlık sektöründe yapılması planlanan yaklaşık 700 milyar Euro’luk satın alma ihalelerinde kritik parçalar öncelikli olmak üzere en az % 51 yerli katkı şartı getirilmesi, nihai ürünün milli marka ile taçlandırılarak lisans haklarının bizim olması ile en az 360 milyar euro’un ülke ekonomisinde kalarak, cari açık ve işsizliğin önlenmesinde ve ülkemizin dünyanın en önde gelen sayılı ekonomileri arasında yer almasında büyük katkı sağlayacaktır.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir