NE ÇOK HAİN VARMIŞ-Dr. İ.Pektaş
Vatan hainliği, bir kimsenin kendi ülke ve toplumunun zararına başka toplum ve ülke adına yarar sağlayacak işleri yapmasına denir. Bu anlamda vatan haini, kendi toplumuna, ülkesine, dolayısıyla insanına zarar verecek şeyler yapması, dolayısıyla kendi ülkesine değil başka toplum ve insanlara hizmet etmek anlamına gelecek işlere girişmesidir.
Vatana ihanet, vatan hainliği ya da hıyanet-i vataniye, meşrû egemenlik düzenini devirmeye veya otoritesini yıkmaya, bağlı olduğu devlete karşı savaşmaya veya düşmanla işbirliği etmeye yönelik eylemleri kapsayan suç türüdür. Tarih boyunca birçok hukuk sisteminde tüm suçların en büyüğü olarak değerlendirilmiş ve en şiddetli biçimlerde cezalandırılmıştır. Fakat vatan hainliğinin diğer gelişmiş ülkelerle kıyaslandığında ülkemizde şiddetle uygulanan ağır bir cezası yoktur.
Günümüz Türkiyesi’nde, doğudaki kandırılmış vatandaşlarımız başta olmak üzere, politikacılar, kimi üst düzey kamu yöneticileri, iş adamları, gazeteciler, akademisyenler, sanatçılar ve aydınlar arasında, yoğun bir hainlik hareketi görülmektedir. Ülkenin çıkarları yönünde değil de, ilişki içinde oldukları küresel çıkar merkezlerinin, ülkemizin kalkınmasını istemeyen hain şebekelerin istekleri yönünde davranan, sayıları az, etkileri çok fazla olan bu insanlar; ele geçirmiş oldukları siyasi ve ekonomik gücü, iletişim ve medya imkanlarını kullanarak ülkemize ve vatanımıza karşı çirkin eylemler içine girmektedirler.
Hainlik sadece günümüz Türkiye’sinde değil, tarih boyunca şimdiye kadar kurulan tüm Türk devletlerinde yabancı güç odaklarınca kandırılmış, çıkar çatışmalarına düşmüş veya düşürülmüş, kardeş, akraba, yakın çevre, azınlıklar, devşirmeler vb. tarafından ülkeyi yıkıma kadar götüren kavgalara, iç çatışmalara sürüklemiş ve nihayetinde de devletler yıkıma uğratılmıştır. Tarihte 16 devlet kuran büyük Türk milletinin ve Müslüman ülkelerin yıkılış nedenleri incelendiğinde çıkar ilişkilerinden, cahillik ve kandırılmalardan kaynaklanan hainliğin büyük bir etkisi olduğu görülür.
Bu ülkenin ekmeğini yiyen, suyunu içen, eğitim ve sağlık imkanlarını kullanan, maaşını alan ve tüm hizmetlerinden faydalanan vatanına kast etmiş bazı insanlar ne yazık ki bir çıkar uğruna Türkiyenin gelişmesini istemeyen düşmanlarla işbirliği yaparak ülkemize zarar vermeyi göze alabilmektedir.
Tarihinde, Ülkesine ve Devletine bağlılığına çok önem verilen, bağımsızlığına ve değerlerine bu denli düşkün bir millet, kendi içerisinde bu kadar çok hain’i nasıl barındırabilmiştir?
Osmanlı Devletinin son zamanlarında ihanet ve entrikaları devşirmeler yerleştirmiş; rüşvet, vurgunculuk, yasa dışı gelir ve adam kayırma’yı yasal duruma bunlar getirmiştir. Devşirmelerin tümünün ortak özelliği, boğazlarına dek rüşvet, haram ve entrikaya batmış olmaları ve Türk milletine karşı duydukları düşmanlıktır. Türkiye’de bugün yaşanmakta olan hainlikler; yani rüşvet, yolsuzluk, dışa bağlanmak ve ihanet davranışlarının politik işleyiş durumuna gelmesi, bugün ortaya çıkan yeni bir durum değildir ve kökü Osmanlı devşirmeciliğine kadar gider.
Diğer taraftan içimizde yaşayan azınlıklar, yetiştirilmiş gizli ajanlar, dili, dini farklı Türk düşmanı insanlarda vardır. Bunlarda Osmanlının duraklama döneminden, çöküşüne, Türkiye Cumhuriyetinin kuruluşundan günümüze devletin zayıflaması için ellerinden her geleni yapmışlardır. Bu ülkede yaşayan kendisini Türk hissetmeyen yada menfaati için Türkiye’yi kötüleyen, yabancılarla ortak çalışan, onların maşalığını yapan, Türkiye’yi bölmek isteyen bir çok vatan haini hala ellerini kollarını sallayarak rahat rahat gezmekte ve faaliyetlerine devam etmektedirler.
Niçin ihanet ediyorlar ?
Çıkarcılık, kıskançlık, yükselme hırsı, çabuk zengin olma, kandırılma, Türk düşmanlığı, bölücülük, zayıf karakter ve kişilik bozuklukları ihanetin en büyük nedenleridir. Hainler kendi ruh ve kişilik bozukluklarının farkındadırlar ve için de yaşadıkları iç çatışma ve düşmanlık duyguları onları daha da düşmanca faaliyetler yapmaya sürükler. Hainler, ihanet edenler, kişisel ve toplumsal yaşamın daha çok sıkıntılı zamanlarında ortaya çıkar ve toplumu bölmeye, devleti yıkmaya çalışır.
Son zamanlarda ülke aleyhine yapılan tüm bölücü eylemler, terör saldırıları, basın toplantıları, yazılar, verilen demeçler ülkemizi kaos’un eşiğine getirmek isteyen güç odaklarından da büyük destek görmektedir.
Bu ülkeler bu hainlere para, silah, siyasi güç gibi her türlü desteği vermekte ve onları kullanmaktadır.
Zaten günümüzde içinde yaşadığımız coğrafyaya baktığımızda savaşın şeklinin değiştiğini rahatlıkla söyleyebiliriz. Şimdi savaşlar emperyalist ülkelerin organize ettikleri kandırılmış, bölücülük ve menfaat peşinde koşan hainlerle yıkmak istedikleri ülkelerde iç çatışmalar çıkarılarak yapılıyor. Şimdi tüm emperyalist güçler özellikle Ortadoğu ve Müslüman ülkeler üzerine yoğunlaşmış durumdalar. Tam bir haçlı seferi var ama bu sefer müslümanı müslümana kırdırarak önce onları zayıflatmak ve sonra son hamleyi yaparak bölgede otorite olmak.
Türkiye’nin güçlenmesini istemeyen ve bundan rahatsız olan bu güçler Türkiye’yi de ‘hizaya’ sokmak için her türlü yolu deniyorlar. Bunun içinde ellerinde her zaman hazır olan içerdeki vatan hainlerini kullanıyorlar. Çünkü biliyorlar ki bu memleketin haini çok ve bitmez.