KÖRFEZ ÜLKELERİNİ KİM KORUYOR

Tartışmasız net bir şekilde ortada duran bir gerçek var. İsrail/ABD-İran savaşı çok daha ürkütücü bir gerçeği ortaya çıkardı. On yılardır ABD korumasında olan Körfez ülkeleri, aslında on yıllardır kandırıldıklarını, koruma altında olanın sadece İsrail olduğunu, kendilerinin de İsrail’in güvenliği için kullanıldıklarını, ABD’nin kendilerine bunun dışında bir stratejik değer yüklemediğini fark etti…
Körfez ülkeleri, daha dün İbrahim Anlaşmaları imzalarken, yıllardır gizli olan ortaklıkları açık edip sahnelerde flörtleşirken, bugün İran’a yönelik saldırıya şu ana kadar katılmadı. İran korkusundan değil, bu maceranın artık kendi varoluşlarını da tehlikeye attığının farkına vardılar…
Üstelik Körfez ülkeleri, çok ağır saldırılara maruz kaldı. Ülkelerindeki ABD kara, hava ve deniz üsleri çok yoğun şekilde vuruldu. Petrol-doğalgaz endüstrisi ağır zayiat aldı. Korkunç ekonomik kayıplar yaşıyorlar. Ülkelerinin tamamen savunmasız halde görünmesinin itibar kaybını yaşıyorlar…
Ama “İsrail’in yanında savaşa girmek”, “İsrail için savaşıyor” görüntüsü onlar için orta ve uzun vadede çok daha ağır kayıplara yol açacağının farkına vardılar. Gazze’deki soykırımda o kadar etkisizlerdi ki, bu içler acısı duruma yeni bir travma eklemek istemediler…
Onlar için çok daha büyük, çok daha ölümcül sonuçlar çıktı ortaya. On yıllardır trilyon dolarlarını ABD’ye akıttılar. Ülkelerinin her yanının ABD üsleriyle donattılar…
Ülkelerinin güvenliğini ABD’ye ihale ettiler. İsrail istihbaratıyla ortaklıklar kurdular. “Terörle mücadele” adına kendi insanlarını İsrail’in insafına terk ettiler…
Ama İran füzeleri ülkelerine düşerken “ABD koruması”nın bir hiç olduğunu gördüler. ABD ve İsrail ile müttefiklik ilişkisinin tek yanlı olduğunu, bu iki ülkenin çıkarlarını sağlamaya dönük olduğunu, başlarına bir bela gelince onlardan hiçbir fayda görmeyeceklerini anladılar…
İsrail ve ABD, Körfez ülkelerine giden İran füzelerini durdurmadı, durduramadı. Bölgedeki ABD üsleri bu anlamda hiçbir işe yaramadı, görev üslenmedi.
Bırakın bölge ülkelerini korumayı bu üsler kendini bile koruyamadı. Ama Arap ülkeleri aylardır İsrail’e giden İran füzelerini engellemeye çalışıyor!
Acı olan şu ki; bu ortaklıkların tamamı İsrail’i korumak içinmiş, kendilerini değil. Kendileri bile İsrail’in güvenlik stratejilerine göre konumlanmış. Onların bu tavrı ve ilişkileri, İsrail saldırganlığının itici gücü, motivasyonuymuş!
İsrail-ABD ekseni elli yıldır Arapların korkularını ve zaaflarını kullanıyordu. Müslümanların mezhep ve etnik kimlik zaaflarını kullanıyordu. Bu iki politika, onlar için nükleer silahtan bile daha güçlüydü…
Her istediklerini yapıyorlar; her ülkeyi işgal edebiliyorlar, her yerde iç savaş çıkartıyorlar, istedikleri ülkede rejim değiştiriyorlardı…
Sadece haraç ödeyenler kurtuluyor, sadece İsrail için güvence oluşturanlar kurtuluyordu. Bu utanç verici bağımlılık milletlerin, ülkelerin, şehirlerin, on yılların heba olmasıyla sonuçlandı. Artık bu açıkça görülmeli, okunmalı ve ölümcül kararlar alınmalı…
Önümüzdeki gelecekte hiçbir ülke bir başkasını korumayacak. Eski tür bağımlılık/korunma ilişkilerinin sonu, yeni tür “ortaklıklar”ın başlama zamanı geldi. Müslüman coğrafya üzerinden ABD vesayetini, İsrail gölgesini kaldırıp atma zamanı geldi…
Körfez ülkeleri İran’a çok öfkeli. İlk kez öylesine saldırıya uğruyorlar ve bu haklı bir öfke. Ama aklı olan bir devlet, İran’a duyduğu öfkeden daha fazlasını ABD ve İsrail’e duyar…
Onları bu duruma düşüren İsrail. Onları bu bölgesel savaşın içine sürüklemeye çalışan İsrail. Bu savaşı kurgulayan ve bu hale getiren İsrail…
Artık süper güçlerin dünya hakimiyeti diye bir gerçek kalmadı. Askeri teknolojide ülkeler arasındaki sınır belirsizleşti…
Kimse İran’ın böyle bir cevap vereceğini düşünmemişti. ABD ve İsrail şaşkın. Zayıflattıkları bir devlete son darbeyi vuracak ve işini bitireceklerdi…
Ama artık İran füzeleri Dimona nükleer tesislerini, yeraltı sığınaklarını, enerji santrallerini, istihbarat merkezlerini, füze depolarını vuruyor ve bunu engelleyemiyorlar…
Öyleyse harp tarihinde yepyeni şeyler oluyor demektir. Füzelerin ve SİHA’ların, F-35’leri, uçak gemilerini, büyük askeri üsleri etkisizleştirebildiği bir döneme girdik…
Ucuz askeri teknolojinin, maliyeti çok ağır askeri yapılanmaları aşabildiği, bu yönde askeri teknolojinin, zengin ülkelerin tekelinde olmadığı bir döneme girdik. Orta ölçekli ülkelerin süper güçlere kafa tutabildiği bir tarihe girdik…
Bu savaşı kazanamazlar. İran’a kara harekatı yapamazlar. Ülkeler işgal edemezler. O tarih bitti. İsrail ve ABD, korkunç bir yalnızlığa sürüklendi. ABD, İsrail için tam anlamıyla intihar etti. Netanyahu gibi bir soykırımcı şizofrenin kontrolüne girdi ve dünyayı kaybetti…
İsrail’in ABD gücünü kullanma, bölgede korku yayma planlarının son aşamasına gelindi ve bundan sonra İsrail’in çöküşüne tanık olacağız. Tüm Dünyanın baş belası Siyonistlerin suyu fena halde ısındı.