KARİYER BASAMAKLARI HAKKINDA- Dr. İlhami Pektaş

Bugün şüphesiz ki birçok çalışan insan kariyer basamaklarını hızla tırmanmak ve liderlik koltuğuna hemen oturmak istiyor. Kimi insanlar adım adım bileğinin ve zekasının hakkıyla kariyer basamaklarında yükselirken, kimi insanlar da birden bire en yüksek basamak olan zirvede kendini buluveriyor. Kariyerinizde en yüksek zirveye ulaşmak istiyorsanız en aşağıdan başlamak ve her basamakta gerekli olan tecrübeyi yeterince kazanmanız çok önemlidir.Birçok insan hemen zirvede olmak için büyük bir sabırsızlıkla arayış içine giriyor ama yaşamda asıl keyif veren şeyin zirveye tırmanırken dökülen ter ve bin bir zahmetle kazanılan tecrübeler olduğunu anlayamıyor. Kariyer merdivenlerini tırmanmak, emek ve sabır isteyen bir süreçtir ama bu yolda her bir basamağı başarıyla çıktığında duyacağın maddi ve manevi haz, bu çabaya değecektir. Hiç bir kimse başarı merdivenlerini elleri cebinde tırmanmamış, hiç bir atlet koşmadan ter dökmeden bir yarışı kazanamamıştır.Başarının lezzetli ekmeğini yemek için ter dökmek, mücadele etmek gerekir.

Bütün özelliklere sahip olan ve işine dört elle sarılan birçok çalışan yıllarca bir ilerleme kaydedemezken, bir kısım insanlar ise hızlı bir yükselişle iş hayatında lider konuma gelebiliyor. Çalışma hayatında herkes, etrafında torpille, hak etmediği halde bir işe giren veya terfi eden birilerini mutlaka görmüştür. Her ne kadar son yıllarda azaldı denilse de, işe alımlarda torpil hala işliyor. Torpilde kamu atamaları, belediyeler, aile şirketleri ve medya başı çekiyor. Türkiye’de torpil hakkı öncelikle yakın akrabaların. Eşler, kardeşler, çocuklar, yeğenler, kuzenlerin ardından, arkadaşlar, uzak akrabalar, komşular, tanıdıklar, hemşehriler, okul arkadaşları geliyor.
Özellikle tepeden inme yapılan, kişinin hiçbir yetkinliğinin olmadığı atamalarda ise şirket içinde büyük huzursuzluklar yaşanıyor. Bunu önlemek ve kurumda uzun vadeli huzuru, verimi, karlılığı ve başarıyı sağlamak için kişilerin kişisel yeteneklerinin yanı sıra şirketin potansiyel ihtiyaçlarına göre de bir planlama yapılması gerekiyor. Yönetime getirilecek insanların iyi bir eğitimin ardından, organizasyonun giriş seviyelerinden başlayarak, başarısı oranında zamanla terfi ettirilmesi önemlidir.

Bana göre nerede olursanız olun, hangi sektörde, hangi işte ve makamda olursanız olun elinizdekilerle yapabileceğinizin en güzelini yapın. Düşündüğünüz alanlarda eksikliklerinizi eğitim alarak mutlaka tamamlayın. İşini seven, çalışmasından keyif alan insanlar ne güzel insanlardır. İster garson, boyacı, memur, pazarlamacı, işletmeci, mühendis, doktor, ev hanımı ya da çöpçü olsun. Mesleği ne olursa olsun, işinin hakkını veren, onu severek ve keyifle yapan o denli az insan var ki..

Çöpçü deyince, Martin Luther King’in şu sözlerini aklımıza geliyor:

“Eğer sizden sokakları süpürmeniz istenirse, Michelangelo’nun resim yaptığı, Beethoven’in beste yaptığı veya Shakespeare’in şiir yazdığı gibi süpürün. O kadar güzel süpürün ki gökteki ve yerdeki herkes durup ’Burada işini çok iyi yapan, dünyanın en iyi çöpçüsü yaşıyormuş’ desin.”

Bu konuda başarmanın en güzel örneği M. Kemal Atatürk’ün tavsiyelerine burada değinmeden geçmek olmaz.

Büyük olmak için kimseye iltifat etmeyeceksin, hiç kimseyi aldatmayacaksın, ülke için gerçek amaç ne ise onu görecek o hedefe yürüyeceksin. Herkes senin aleyhinde bulunacaktır, herkes seni yolundan çevirmeye çalışacaktır. Fakat sen buna karşı direneceksin, önüne sonsuz engellerde yığacaklardır. Kendini büyük değil küçük, zayıf, araçsız, hiç sayarak, kimseden yardım gelmeyeceğine inanarak bu engelleri aşacaksın, bundan sonra da sana büyük derlerse, bunu söyleyenlere gülüp geçeceksin.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir