HUZUR, ERDEM VE İNSANLIK

İnsan, yaşam yolculuğunda hem kendi iç dünyasında hem de başkalarıyla ilişkilerinde derin bir sorumluluk taşır. Bu sorumluluk, iç huzuru korumaktan, erdemli olmaya ve insanlığa saygı göstermeye kadar uzanır. Gürültü ve karmaşa içinde bile sükûneti koruyabilmek, insan olmanın temel unsurlarındandır. Sessizliğin ve dinginliğin içinde, ruh huzurunu bulur.
Başkalarıyla olan ilişkilerde ölçülü ve nazik olmak son derece önemlidir. Gereksiz çatışmalardan kaçınmak ve herkesle dost olmaya çalışmak gerekir. Bunun için yapılan kötülükleri unutmak ve affetmek en erdemli cevap olacaktır. İçten olmak ve samimiyet; kimseye bağımlı olmadan, teslimiyet göstermeden, doğruların ve inançların doğrultusunda yaşamak sana değer kazandırır.
Konuşmalarında kısa, açık ve seçik olmalısın. Telaşsız ve net bir şekilde kendini ifade etmelisin. Başkalarına da odaklanarak kulak vermeli, canı gönülden onları dinlemelisin. Bazen aptal veya cahil görünseler bile, herkesin bir öyküsü vardır ve her öykü bir değer taşır. Hayatta planlarının yanı sıra küçük başarıların da tadını çıkarmalısın; çünkü işin ne kadar küçük olursa olsun ona verdiğin önem, yaşamın temel dayanağını oluşturur ve yapılan her iş önemlidir.
Mevlana’nın dediği gibi ya olduğun gibi görün ve yada göründüğün gibi ol. Sevmediğin bir şeyi sevmiş gibi yapma; sahte davranışlar hem kendine hem başkalarına zarar verir. İnsanları yargılamak, araya duvarlar örerek onları anlamanı ve sevmeni engeller; dolayısıyla yargılardan uzak dur. İnsanlığın binlerce yıl süren deneyimleri, bir kumsaldaki tek bir kum tanesi kadar değerli olabilir; ama bu bile insanın yolculuğu için yeterli dersleri içerir.
Kazanç uğruna ahlaksız davranmak yerine kaybetmeyi tercih et. Kaybetmenin acısı bir an sürerken, haksız kazancın vicdan azabı bir ömür boyu devam eder ve döner seni bulur. Bazı idealler o kadar değerlidir ki, bu yolda mağlup olsan bile bu bir zafer sayılır. Hayatta bırakabileceğin en değerli miras, dürüstlük ve erdemdir.
Yılların geçmesine öfkelenme; gençliğe yakışan şeyleri gülümseyerek geçmişe teslim et. Yapamayacağın şeylerin, yapabileceklerini engellemesine izin verme. Rüzgârın yönünü değiştiremiyorsan, yelkenlerini rüzgâra göre ayarla. Çünkü yaşam, senin karşılaştığın fırtınalarla değil, sonunda gemiyi limana ulaştırıp ulaştırmamanı ölçerek değerlendirir.
Zaman zaman isyana yönelmek isteyebilirsin; ama evreni, kaderini ve olayları yargılamak imkânsızdır. Bu yüzden kavgalarını sürdürürken bile kendinle ve kaderinle barışık ol.
Hatırla ki, doğduğunda sen farkında değildin ve ağlıyordun; çevrendekiler ise senin varlığından büyük bir mutluluk duyup seviniyorlardı. Öyle bir hayat yaşa ki, insanlar sen öldüğünde seni hatırlarken gözyaşı döksün; fakat bu gözyaşı üzüntüden değil, senin onlara sunduğun erdem ve iyiliklerden kaynaklansın.
Hayata mutlulukla gülümse, sabırlı, sevecen ve erdemli ol. Önünde sonunda en büyük servetin iç huzurun ve insanlığa bıraktığın değerler, eserler olacaktır. 
Derleme: İlhami Pektaş