HER İŞİN BAŞI EĞİTİM

Dünyadaki gelişmiş ülkelere baktığınızda okuma yazma, eğitim, bilim ve AR-GE alanında seviyelerinin çok yüksek olduğunu ve buna bağlı olarak da ekonomi, refah, sağlık, huzur, özgürlük ve yaşam kalitesinin çok yüksek olduğunu görürsünüz.
Eğitim önce ailede başlar. İlk öğretmen olan anne ve babalar, “hiçbir mazeret öne sürmeden” çocuklarına çok iyi bir model olmak zorundadırlar. Eğitim iyi arkadaş seçimiyle filizlenir. Belki de insan hayatında aileden sonra yer alan en önemli kişiler, çocukluktan itibaren seçtiği arkadaş ortamlarıdır. Eğitimin olmazsa olmazı, iyi bir çevrede yaşamaktır. İyi bir çevre insana hem düzgün konuşma hem de sosyal olma becerisi kazandırır. Bütün bunları tamamlayıcı olarak, Eğitim iyi bir devlet politikasıyla, iyi bir öğretmenle ve ezberci olmayan bir eğitim sisteminin kazandırdığı, eğitici, öğretici, sorgulayıcı, araştırmacı bir ruhla devam eder.
Bugün Dünyada bulunan 1.6 milyar Müslüman nüfusunun geri kalmışlığının tek nedeni eğitimsizlik ve cehalettir. Özellikle kız çocuklarının okutulmaması bu cehaletin en büyük kaynaklarından biridir. Bu nedenle Müslüman ülkeler kargaşa ortamından bir türlü çıkamıyor, işte bu nedenle Müslüman ülkeler bir türlü gelişemiyor ve cahillikten kurtulamıyor. Dünyada 1.5 milyar Müslüman var. Yani her beş kişiden biri müslüman. Her Hindu’ya karşılık iki, her Yahudi’ye karşılık yüz Müslüman var. Dünya nüfusunun % 25’inin yaşadığı müslüman 57 ülkenin toplam ARGE harcaması dünya toplamının % 2,1’si ve GSYİH içindeki AR-GE payları ise sadece % 0.5’dir. İslam ülkelerinde 700 üniversite var ve her 3 milyon kişiye bir üniversite düşüyor. Amerika’da ise 5,758 üniversite var ve her 57 bin kişiye bir üniversite düşüyor.
Hıristiyan dünyasında okur yazarlık oranı yüzde 90 iken İslam ülkelerinde okur yazarlık oranı yüzde 40. Hıristiyan ülkelerinde okur yazar nüfusun yüzde 40’ı üniversite mezunu iken İslam ülkelerinde bu oran yüzde 2’yi geçmiyor. İslam ülkelerinde her bir milyon kişiye 230 bilim adamı düşüyor. Amerika’da bir milyon kişiye düşen bilim adamı sayısı 4 bin, Japonya’da 5 bin. İhracat içindeki yüksek teknoloji ürünlerinin payı Suudi Arabistan, Kuveyt, Fas ve Cezayir’de yüzde 0.3, Pakistan’da yüzde 1 ve Türkiyede ise % 3’tür. Singapur’da bu rakam yüzde 37, Çin’de % 38’dir. Dünyaki 57 İslam ülkesinin 2014 yılı GSMH toplamı yaklaşık 7 Trilyon USD ve bunun içinde Türkiye sadece % 1.35’lik pay ile GSMH’sı 813 milyar USD. Gelişmiş ülkelerden A.B.D’nin GSYİH verisi 18 trilyon USD, Çin’in 11 trilyon UDS, Japonya’nın 4.9 trilyon USD, Almanya’nın ise 3.8 trilyon USD’dır.
Niçin böyleyiz ?
Okumak, çocukların kültürel gelişimlerini tamamlamaları ve bilgi çağını yakalamaları için hava gibi, su gibi, yemek gibi günlük hayatlarının bir parçası olmalıdır. Ama maalesef ülkemizde ihtiyaç malzemeleri sıralamasında kitaplar 235. ci sırada yer almaktadır.
Türkiye’de, kayıtlı internet kafe sayısı 27 bin 500 adettir. Özellikle gençler başta olmak üzere internet kafeler, internet ve bilgisayar oyunları için kullanılan vazgeçilmez sosyalleşme alanları olarak faaliyet gösteriyor.
Ne acıdır ki Türkiye’de kütüphane sayısı 1.118 iken kahvehane sayısı 600.000 dir. Yani 1 kütüphaneye karşı 536 kahvehane var. Buna göre ülkemizde 67.000 kişiye bir kütüphane düşerken, 125 kişiye bir kahvehane düşmektedir.
Dünya’daki en iyi 1000 üniversite içinde Türkiye’den 10 üniversite en son sıralarda. Kitap için Norveçli 137, Alman 122, Belçika ve Avusturyalı 100 dolar, Güney Koreli 39 dolar ayırıyor. Dünya ortalaması 1,3 dolar iken, Türkiye’de bir kişi kitap için yılda sadece 0,5 dolar harcıyor. Japonya’nın %14’ü, ABD’nin %12’ si, Almanya, İngiltere ve Fransa’nın %11’ i düzenli olarak kitap okurken Türkiye’nin ise ancak % 0.01 i kitap okumaktadır. Yani ülkemizde yalnız 10.000 kişide 1 kişi düzenli kitap okumaktadır.
Türk halkı kitap okumaya yılda yalnızca 6 saat ayırıyor. Türkiye’de her 100 kişiden sadece 4 kişi kitap okuyor. Türkiye’de 1 kişinin kitap okumaya ayırdığı zaman içinde bir Norveçli 300, Amerikalı, İngiliz ve Japon yaklaşık 200 katını ayırıyor. Dünya ortalaması da Türklerin ayırdığı zamandan 3 kat daha fazla. Japonya’da yılda 4 milyar 200 milyon kitap basılıyor. Türkiye’de sadece 23 milyon kitap basılıyor. Japonya’da kişi başına düşen kitap sayısı yılda 25, Fransa’da 7, Türkiye’de ise yılda 12 bin 89 kişiye bir kitap düşüyor. ABD’ de yılda 72 bin adet konusu farklı kitap basılırken, Rusya’da 58 bin, Japonya’da 27 bin, Türkiye’de ise 7 bin farklı kitap basılıyor.
Ülkemizde boş vakitlerde en çok yapılan faaliyet yüzde 94,6 ile televizyon izlemek, %34 ile sosyal medyada vakit geçirmek yer alıyor. Türkiye’de günde 4 saat televizyon izleyip, 3 saat internet kullanılırken kitap okumaya günde 1 dakika, spor yapmaya ise 11 dakika zaman ayırıyoruz.
TÜRKİYE’nin bilim-teknoloji ve Ar-Ge’de karnesi de çok zayıf. Türkiye, çeşitli kriterlerle ölçülen Ar-Ge, inovasyon, teknoloji seviyesinde ya OECD ortalamasının altında ya da sıralamada son ülkeler içinde yer alıyor. En nitelikli 1000 üniversite sıralamasında, bilimsel yayında, üçlü patent başvurusunda ve ülke merkezli ticari marka sayısında en son sıralardayız. Uluslararası Patent sayısı bakımından milyonda kişi başına Türkiye’de 7 patent üretilirken, Japonya’da 304, Almanya’da 231, Fransa’da 114, G.Kore’de 196 ve Finlandiya’da ise 386 patent üretiliyor.
Ülkemizde gayrisafi yurtiçi Ar-Ge harcaması GSYİH’nin 0.95’i kadardır. GSYİH’deki Ar-Ge harcama payı bakımından G.Kore ve İsrail 2013’te sırasıyla yüzde 4,36 ve yüzde 4,20 ile AB ortalamasının üstüne geçmiş durumda. Japonya’da ise bu oran % 3,4’tür. Dünya nüfusunun % 25’inin yaşadığı müslüman 57 ülkenin toplam ARGE harcamasının GSYİH içindeki AR-GE payı ise sadece % 0.5’dir.
Küresel Rekabet Endeksi 2014 – 2015 Raporu’nda rekabet gücünde ilk sırada İsviçre, ikinci sırada Singapur, üçüncü sırada ABD yer almaktadır. Rekabet gücünde ilk 10 içinde diğer ülkeler sırasıyla Finlandiya, Almanya, Japonya Hong Kong, Hollanda, İngiltere ve İsveç yer alıyor.
İnovasyon kapasitesi, bilimsel araştırma kurumlarının niteliği, şirketler kesiminin AR-GE harcamaları, AR-GE için üniversite-sanayi işbirliği, ileri teknolojiler için kamunun satın alma politikaları, bilim insanlarının ve mühendislerin varlığı, patentler, fikri mülkiyet haklarının korunması değişkenlerinden oluşan inovasyon bileşeninde, 2014-2015 yılı raporunda ülkemizin 56. sırada yer aldığı görülmektedir.
Bu durumda biz 2023 yılında hedeflediğimiz en büyük 10 ekonomi arasına nasıl gireceğiz. Bu ekonomiler arasına girebilmemiz için önce yukarıda bahsedilen Eğitim, bilim, AR-GE, inovasyon, patent yada buluş sayısı, marka sayısında da ilk 10 ülke arasına girmemiz gerekir.
Tüm bu istatistiksel verilerden de açıkça görülüyor ki eğitim seviyesi, okuryazar oranı yüksek ve AR-GE’ ye önem veren ülkeler Dünya ekonomisinde en gelişmiş ülke konumuna geliyor.
İşte bunun içindir ki her şeyin başı ve kalkınmanın temeli eğitimdir. İşte onun için elin oğlu boş durmuyor okuyor, bilimle uğraşıyor, araştırıyor, çalışıyor ve üretiyor.
Biz Müslüman toplumlar ise islamiyetin ilk emrinin OKU olmasına, İlim Çin’de de olsa gidip öğrenin denilmesine rağmen, okumayıp, Eğitime, Bilime, AR-GE’ye, Üretime gelişmiş ülkelerin yaptığı gibi gereken önemi vermeyip, Allahın bize sunduğu doğal kaynakları ve atalarımızın bizlere bıraktığı mirası yeyip içip tüketmekle meşgulüz.
Bu kaynaklar ve miraslar bir gün tükendiği zaman ne yapacağız acaba.
2016 – Dr. ilhami Pektaş

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir