HAYATIMIZI HARCAMAK ÜZERİNE KURMUŞUZ…..

Hayatımızı harcamak üstüne kurmuşuz. Sürekli bir şeyler satın alıyor,
bir şeyler satın almanın hayalini kuruyoruz.
Harcarken hayatımızı harcıyoruz.
Harcayıveriyoruz kendimizi.
Yaşamda ayakta kalma maliyetimizi sürekli yükseltiyoruz farkında
olmadan. Maliyet yükseldikçe bedel de yükseliyor. Yaşam standardını
artırmak mutlu etmiyor insanı ;
– Artırmamız gereken standart, yaşam kalitemiz olmalı.
Yaşam kalitesi de çok kazanıp çok harcayarak elde edilecek bir şey değil
Hayatta ayakta kalma maliyetiniz, yani standardınız ne kadar yüksek
olursa ondan kolay vazgeçemezsiniz.
Ve mutluluğu onda aramaya başlarsınız, fakat yetmez, asla yeterli olmaz. Standardı sürekli yükseltmek zorunda hissedersiniz kendinizi.
Doygunluk noktasına gelince başka arayışlar başlar bu sefer. Paranın, gücün, satın alınabilecek her şeye sahi olmanın aradığınız şeyi getirmediğini görürsünüz.
Bu kadar yüksek maliyetle ayakta kalma ya da hayatta kalma mücadelesi
sırasında insanlığımızı yitiriyoruz. İnsani özellikleri kaybolmuş insancıklar oluyoruz.
Kazanıp harcamaya bakıyoruz. Dün bizi mutlu eden bir şey ertesi gün
bizi mutlu etmemeye başlıyor.
Mutlulukların tekrar gösterimi reyting getirmiyor. Paraya odaklayarak
elde ettiğimiz her şey bir seferlik, bir anlık bizi mutlu kılıyor. Sonrası yeni
arayışlar, yeni mutluluk kaynaklan, yeni harcamalar.
Ve her seferinde bir öncekinden daha fazlası…
Yalnızlığımızı, sorunlarınızı, bağımlılıklarımızı, korkularımızı,
endişelerimizi harcayarak çözmeye çalışıyoruz ya da harcama, zenginlik
hayalleri ile.
Hiçbir sorunumuzun farkına doğrudan varamıyoruz.
Hayatımız birbirinin ayrı tekdüze akıp gidiyor avucumuzdan.
Bu akıntı içinde de hayatımızdaki hiçbir şeyi değiştiremeyeceğimize inanmaya başlıyoruz. Bu inanç yavaş yavaş olduğu için buna karşı koyamıyoruz da.
O zaman nasıl yaşıyorsak öyle yaşamaya devam etmeye başlıyoruz.
Herşeyi olduğu gibi kabul edip, değişime direnmeye başlıyoruz.
Bu noktada da mutsuzluğumuz başlıyor. Mutsuzluğumuzun,
huzursuzluğumuzun esas kaynağı bu. Mutsuzluğumuzdan da para
kazanıp harcayarak kurtulmaya çalışıyoruz.
Harcama herkese göre değişiyor. önemli olan hayatı bir şeyler satın
alma üstüne kurmamaktır.
Harcama üstüne kurulan bir yaşam sizi tatminsiz kılar. Tatminsizlikse
insanı mutsuz kılar.
Oysa ruhsal tatmin, huzur satın alınacak şeyler değildir. İçinizden gelir.
İnsan olmanın niteliklerini tekrar hatırlar ve yaşama geçirirsek parayı
odak olmaktan, amaç olmaktan çıkarabiliriz.
Başarabiliriz.
Paranın hiç mi önemi yok?
Para tabii ki önemli. Para ile mutlu olabileceğin bir hayatı yaratabilirsin,
olanaklarını artırabilirsin ama her şeyi paraya bağlayamazsın.
Güç, kariyer, ün, şöhret, servet ancak ve ancak istediğiniz duyguları,
mutluluğu sağlıyorsa yaşamın tadını artırabilir. Gerisi boştur, boş …
Insan parası olmadan da zenginliği yakalayabilir. Zenginlik dediğimiz
şey kişiseldir ve ihtiyaçlarınızla. isteklerinizle bağlantılıdır. Zengin olmak
için paraya ihtiyacınız yoktur.
Sahip olduğunuz manevi unsurların değerini bilmek de zenginliktir.
Sevenler, dostlar, nefes alabilmek, yürüyebilmek. Sahibi olduğunuz her
şey sahip olmayan başka birine göre bir zenginliktir. Bu açıdan bakınca
her şey bir zenginlik olabilir. Eninde sonunda parayla da parasız da ihtiyaç
duyduğumuz veya sonuçta elde ettiğimiz şey duygularımızdır.
Mutluluk dediğimiz şey beklediklerinizin ötesine geçmek değildir?
Beklediğinizden fazlasını elde etmeniz sizi mutlu eder. Beklentilerin
altında kalmak mutsuzluk, beklentilerinizi tam olarak yakalamak ise
doyumsuzluk sağlar. Mutlulukları oluşturan şeyler ise küçük küçük
mutluluklardır. Mutluluklar anlıktır.
Beklentilerinizi yükseltmek yaşam standardınızı da yükseltir. Çıtayı yüksekte
tutmak ulaşmayı da zorlaşır. Bu durumda mutsuzluk kapıdadır
Daha önce yaşamadığınız her basit deneyim önce sızı mutlu eder:
sonra yetmez olur. Basit bir giysi bile önce size keyif verirken, modeli ve fiyatı ne olursa olsun ilk aldığınız araba sizi mutlu ederken modeller yükseldikçe, fiyatlar arttıkça o keyif duygusunun artık olmadığını görürsünüz. Bu nedenledir ki para belirli bir süre sonra sızı mutlu etmez.
Mutluluğu başka şeylerde aramaya başlar o döngünün başına gelirsiniz.
Yine kendinizle baş başasınızdır. Mutluluğu kendi içinizde aramaya başlarsınız. Mekanlarda, arabalarda, takılarda, giysilerde .değil, dostlarda, sevdiklerinizde ararsınız. İşte bu sadece gücün, kariyerin, paranın mutluluk getireceğini varsaymanın doğru olmadığının göstergesidir önce kendiniz dışında mutluluk kapıları ararsınız sonra yine kendinize dönersiniz. Bu dönüşü sağlayan para, kariyer. güç ile elde etmiş olduğunuz yaşanmışlık, tatmin duygusu değil bunların sizi gerçekten mutlu etmeye yetmediğini ve sürekli çıtanın yükseklere çıktığını fakat hala beklediğiniz sonuca ulaşamamış olduğunuzu anlamış olmanızdır.
Başka bir şey değildir.
Gün gelir sahip olmak için yanıp tutuşup da sahip olduğunuz her şey bir gün gelir size sahip olur. Ancak her şeyinizi kaybettiğiniz ve dibe vurduğunuz zaman hayat yeniden başlar. Sizi güçsüz kılan sahip olduklarınızı kaybetmeniz aslında sizin özgürlüğünüz olacaktır.
Özgürlüğe kavuşmanın yolu sizi esaret altına alan bağımlılıkları azat etmekten geçer. Ne kadar az şeye sahip olursanız o kadar özgür olursunuz.
Dr. İlhami Pektaş.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir