ÇİNDE YAPAY ZEKA KULLANIMI

Çin, yapay zekayı tüm alanlarda kullanmaya başladı.
Bir süredir Çin’de dünyanın en büyük sürücüsüz araç açık hava laboratuvarı Wuhan’da deneniyor. Önümüzdeki yıllarda robot taksiler piyasaya giriş yapacak. Taşımacılık sektörü şimdiden tamamen yapay zeka destekli robotlarla yürütülüyor. Birkaç yıl içinde Çin’de kargo şirketlerinde çalışan insan da kalmayacak. Pizza servisini şimdiden dronlar yapıyor.
Sadece bununla kalsa yine iyi.
Aklınıza ne geliyorsa bütün hizmet sektörü, kafelerdeki, lokantalardaki, otellerdeki, temizlik işlerindeki, metrodaki, otobüsteki bütün işler robotlara teslim edilecek. Şu anda Çin’de 150 hastanın tedavisinin ve bakımının eksiksiz olarak yapıldığı bir sanal hastane deneme aşamasında. Sanal doktorlar hastalığı %90 oranında doğru tespit edebiliyor. Canlı doktordan daha isabetli.
Bakım evlerinde robotlar çoktandır çalıştırılıyor.
Nüfusun yaşlanması nedeniyle Çin, yaşlı kuşağın yaşamını kolaylaştıracak akıllı şehirler kurmaya başladı.
Şu anda Çin’de özellikle otomobil sektöründe “karanlık fabrikalar” olarak adlandırılan ve tek bir insanın bile çalıştırılmadığı ve dolayısıyla aydınlatmaya bile ihtiyaç duyulmayan full otomatik fabrikalarda üretim yapılıyor. Elimize aldığımız cep telefonları başta olmak üzere imalat sanayinin %65’i Çin’de yapılıyor. Çin’in üretim zincirinde olmadığı hiçbir ürün yok gibi.
Yapay zekanın şu anda sıradan bir öğrenci tarafından ne kadar yoğun kullanıldığını biliyoruz. Gazeteciler, köşe yazarları, politikacılar, akademisyenler, bilim insanları, çevirmenler, editörler, reklamcılar, yazılarını çoğunlukla kendileri yazmıyor. Konuyu birkaç başlıkla veriyorsunuz, yapay zeka kendisini yapıyor. Avrupa’daki bazı gazeteler muhabirlerine ve yazarlarına yapay zeka destekli yazı yazmayı yasaklamak zorunda kaldı. Yapay zeka destekli makaleler sitelerden çıkarılmaya başlandı. Çünkü bunlar “insani” zeka ürünü değil. Şu anda sıklıkla önüme düşen birçok makalenin, gazete köşe yazısının ve hatta kitapların yapay zeka desteğiyle yazıldığından eminim. Bazılarının kullandığı ifadelerden hareketle hemen görebiliyorum.
Her yere robotların yerleştirilmesi güzel ama peki ya işini kaybedecek olanlar ne yapmalı?
En büyük sorunu bu oluşturuyor. Bu yüzden Çin’de sıklıkla çeşitli sektörlerde tepkiler de oluşuyor. İşini kaybetme korkusu kadar lanet bir şeyin olmadığını, 20 yaşında fabrikada çalışırken gençliğimden biliyorum. Bir ay işsiz kaldığımda, insanlar “iş buldun mu” diye soracaklar diye onların arasına girmeye utanıyordum.
Sadece işinizi kaybetmiyorsunuz aynı zamanda çevrenizi de kaybediyorsunuz. İnsanlar atomize oluyor, çıkar çatışması aile bireyleri arasındaki ilişkilere kadar yayılıyor.
Çin hükümeti son beş yıllık planında her alanda uygulanacak olan yapay zekanın istihdam üzerindeki etkisini “kapsamlı şekilde ele alma” taahhüdünde bulunmuştu. Hatta Xi Jinping “ekonomik olarak büyüyor ve gelişiyoruz. Bazılarımızın durumu çok iyiyken bazılarımız yeterince refah toplumunun nimetlerinden yararlanamıyor ama artık ‘ortak refah’ı gözeten bir yönelime gireceğiz” diyerek gelişmenin bu yönde ilerleyeceğinin işaretini verdi. Yapay zeka sadece işsizliğe yol açmayacak aynı zamanda sosyal güvenlik kurumlarının varlığını da tehlikeye atacak. Örneğin emeklilik maaşları nasıl ödenecek?
Bu yüzden Çin hükümeti bu konuda da adımlar atmayı taahhüt ediyor. Şu anda Çin’de işsizlik oranı yüzde 4 gibi gözüküyor ama bu oranın büyüyeceği de çok açık. Ya yeni iş olanakları yaratılacak ya da iş ve çalışma saatleri, ücret kesintisi olmadan düşürülecek.
Tabii bir de köyden şehirlere göç etme eğilimi söz konusu. Çin bunu hem iş imkanlarını köylük alanlara kaydırarak hem de en ücra köyleri bile büyük kentlere bağlayacak yol ve raylı sistemlere önem veriyor. İnsanlar köylerinde kalsın, ama refah ve yatırım oralara kaydırılsın.
Çinli akademisyenler şu anda artık değerin, sömürünün ve emeğin muhtevasını tartışıyor. Yapay zekanın, robotun ürettiği emek, kuşkusuz en sonunda bu makineleri üreten, programlayan, devreye sokan insanlara ait ama o kadar çok ara aşama var ki, emeğin ve değerin yeniden tartışılmasını zorunlu kılıyor. Eskiden bilim kurgu filmlerinde gördüğümüz işlerin ve faaliyetlerin kısa bir süre sonra her yerde robotlar tarafından yapıldığını düşünürsek, insanlığın nereye doğru gittiğini sormamız da gerekir.