BİR ÇİVİNİN ÖNEMİ

Bir tüccar atına binerek, uzak kentlerin birine gitmiş. Elindeki kıymetli taşları satarak tekrar yaşadığı kente dönmek arzusunda imiş. Öğle üzeri bir yerde mola vermiş. Atının bakımını yapan bakıcı; “Efendim!” demiş.
“Atınızın sol arka ayağının nalından bir çivi noksan. Çivi çakmamı ve onarmamı ister misiniz?”
Tüccar; “Bir şey olmaz demiş. Önemli değil. Vakit kaybetmeme gerek yok. Acelem var, gidene kadar da o nal düşmez.”
İkindi üzeri bir konakta, tekrar dinlenmek için mola vermiş. Atın yemini ve suyunu veren diğer bakıcı tüccara; “Efendimi” demiş. “Atınızın sol arka ayağının nalı yok. Ne yapmamı istersiniz?” Tüccar; “Hiç bir şey yapmayın!” demiş. “Sunun şurasında bir kaç saatlik yolum kaldı. Vakit kaybetmeden yoluma devam etmem lazım. Acelem var. Gidene kadar birşey olmaz.”
Adam yola çıkmış. Fakat çok geçmeden at aksamaya başlamış. Bu topallama uzun sürmemiş. Sonunda yere düşen atın bir ayağı kırılmış. Adam çaresiz atı orada bırakmış. Onun yükünü de sırtına alarak, yolun geri kalan kısmını yürüyerek tamamlamak zorunda kalmış.
Sonra da;
Aaah, benim akılsız kafam aah!” demiş. Bütün bunlar bir tek çivi yüzünden geldi başıma. İki dakika bekleyip çiviyi çaktırsaydım, hem saatlerce yürümemiş olacaktım. Hem de at, boşu boşuna ölmeyecekti.
Büyük bir türk hakanı “Atımın nalındaki bir çivi düşseydi, bu büyük ülke olmazdı!” demiş. “Ama nasıl olur ?” demişler. “Bir çivi bir ülkeyi nasıl kurtarır?” Hakan cevap vermiş;
“Bir çivi bir nalı, bir nal bir atı, bir at bir komutanı, bir komutan bir orduyu, bir ordu da koca bir ülkeyi kurtarır. Şimdi anladınız mı? küçük bir detayın, ne kadar büyük kayıplara sebep olduğunu”.
Bazen küçük bir detayı önemsiz görür ve onu atlarız. Hep acelemiz vardır çünkü. Daha sonra bu küçük gördüğümüz detay bize öyle bir zarar verir ki hayatımızın bütün yönünü değişir.