Başarıya En Büyük Engel Kararsızlıktır-Dr. İlhami Pektaş
Modern çağımızın alternatif imkanları, hızla değişen hayat şartları ve hata yapma korkusu gibi durumlar insanların karar vermesini zorlaştırır. Öyle ki kimilerine göre karar verebilmek ‘fırsat’ anlamı taşırken kimileri için bu büyük bir ‘sorun’dur. Karar vermek, bir manada seçim yapmak demektir. Doğru olanı seçeyim derken cesaretsizlik ve korkuyla beslenen kararsızlığımız, zihnimizi sürekli meşgul ederek daha büyük sorunlara yol açar. Oysa ki verdiğimiz kararın arkasında durabilsek, bu bize hata yaptığımızda da o hatadan ders çıkarabilme ve korkularımızı yenebilme fırsatını sunacaktır.
Kararsızlık; çocukluğunda ailesi içinde aile baskısı gözlenmiş yahut fikirleri önemsenmemiş, olumlu davranışları onay görmemiş kişilerde daha fazla görülür. Yapılan yanlış tercihler, başa kakmalar, öğretilmiş çaresizlik ve bununla birlikte sarsılan özgüven de kararsızlık halini tetikler. Gençlerde dönem dönem kararsızlık yaşanması normaldir, özellikle de söz konusu hayatı ve geleceği etkileyecek meslek seçimi, eş seçimi gibi önemli bir konuysa. Ancak sürekli kararsız olmak zamanla bir alışkanlığa dönüşürse insanın hayatını olumsuz yönde etkiler. Kararsızlığa alışmak kolaydır. Çünkü kararsızlık beraberinde rahatlığı da getirir. Fakat sık sık kararsız kalıyorsanız mutlaka yaşamınızda yolunda gitmeyen bir şeyler var demektir. Bundan sonra kararsızlık gündelik yaşamı aşarak bir yaşam tarzı, kararı başkalarına bırakma, sorumluluk almamak gibi bir rahatlık haline gelir ve kişi en basit şeylerin kararını bile veremez duruma düşebilir.
Kararsız kalmak korkularımızla yüzleşememektir. Sağlıklı bir insan sürekli kararsız kalamaz. Kalması da normal değildir. Bir insan yaptıklarının, yaşadıklarının sorumluluğunu mutlaka üstlenmedir. Günlük yaşamında insan, vereceği karar hatalı da olsa sonuçlarını yaşar ve tecrübe eder, en önemlisi de bunlardan ders alır. Atalarımız “en kötü karar bile kararsızlıktan iyidir” demişler.
Acele karar vermeyin ama kararsız da kalmayın. Yaptığınız şeyler için duyduğunuz pişmanlık zamanla geçebilir ama yapmadığınız şeyler için duyduğunuz pişmanlık asla geçmez.
Sürekli kararsız olan kişilerin düşüncelerinde “hatalı olanı seçme”,”hatalıyı seçersen kendini asla affetme”, “hatalıyı seçersen hayatta yalnız kalırsın” gibi kalıplar oluşmuştur.
Çocuklar en çok anne ve babayı kendisine örnek alırlar. Kararsız anne ve babaların çocuklarının da ileriki yaşamlarında kararsız kimseler olmaları kaçınılmazdır. Kararsız kişilerin takıntıları daha fazladır. Takıntılı insanlarda kararsızlık daha ileri düzeydedir. Depresyon halinde de kararsızlık genellikle artar. Ayrıca sürekli kararsız kalma insanı depresyona sokar. Kararsız kişilerin çocukluklarına bakıldıklarında ya tutumlarında kararlı olmayan anne ve baba ya da onay ihtiyacının hiç doyurulmamış olması vardır.
Çocuk en çok anne ve babasının davranışlarındaki kararsızlığı görür ve öğrenir. Bazı ailelerde çocuğun yaptığı hiçbir şeye önem verilmez. Bir kere bile olumlu geri bildirim duymamış olan çocuk hep nerede yanlış nerede doğru yaptığını düşünür ve bir türlü karar veremez. Yine bazı aileler “sen çocuksun şunu yapma bunu deme” diyerek çocuğun özgüvenini kırarlar ve çocuk onay alamamaktan korktuğu için karar almaz. Bazen de anne ve babanın çok baskın olmaları çocukta katı bir yüksek ego yani kuralcılık ve el alem ne der diye yaşamak gibi yaşam şekline yol açar. Yüksek ego insanları hata yapmaması adına zorladıkça, insanlar kararsız kalır.
Kararsızlığın Nedenleri Nedir?
Özgüven eksikliği, Gelecekten korkma, Bedel ödemekten korkma, Sorumluktan kaçma, Hayır diyememe, Başkaları ne der korkusu, Böyle yetişmiş olmaları, Anne ve Babanın etkisi, Çevrenin etkisi, Öğretilmiş çaresizlik vb.
Kararsızlık iş ve okul yaşamında da kötü sonuçlar doğurur. Kararsız kişiler yeniliklerden korkarlar. Memnun olmasa da işini bir türlü değiştiremez. Daha iyi bir iş bulsa bile kararsız kalır ve adım atamaz. Okulda kararsız olan öğrenci bilse de bildiğini gösteremez. Bu kişiler genelde hayatta hep silik kalırlar.
Kararsızlık insanda bir çeşit ruhsal engelleme durumudur. Karar vermek ne kadar güçleşirse, bireyde sinirlenme ve gerilim de o kadar artar. Sonunda bu gerilim ve sinir bozukluğu sağlıklı görüş açısını bulandırıp daha fazla yanlış kararlara sebep olabilir. İnsan hatalı olanı seçmemek uğruna kararsız kalabilir ve bu kararsızlık insanı öyle bir boyuta getirir ki doğru değerlendirme yeteneği kaybolur ve en hatalı olanı seçer. Özellikle insanın bütün geleceğini etkileyecek meslek seçimi, evlilik vb. ani ve hatalı kararlar ömür boyu üzülmelere neden olabilir.
Sonuçta ; Ya düşlerinin peşine düşmeyi seçersin ya da hayatın sunduklarını kabullenmeyi. ‘İyi ki’lerinle hep güçlenir, ‘keşke’lerinle hep tükenirsin. Karar ve kararsızlık senin!”