BAŞARI HİKAYESİ: Getir-Bi-Taksi-Nazım Salur

Nazım Salur 1986 Boğaziçi İşletme mezunu. 2013 yılında Bi-Taksi’yi ardından da Getir’i kurdu. 2015 yılında Getir Yemek, Getir Su, Getir Büyük hepsi sırayla hayata geçti.

Yeni  Girişim fikirleri Nasıl Oluştu?

Nazım Salur: Bi-Taksi 2012’de aklıma geldi, 2013’te hayata geçti. Ben teknoloji alanında bir iş yapmak istedim. Akıllı telefonların hayatımıza yeni girdiği, toplumun henüz %20’sinin akıllı telefonu olduğu bir dönemdi o zaman. Buradaki aplikasyon dünyasının gelecekte en büyük mecra olacağını varsaydım o gün. Öyle de oldu…Bugün baktığımızda hayatımızdaki bir sürü işi cep telefonu ekranı üzerinden yapıyoruz. Yani, “İstanbul’un en kalabalık caddesi İstiklal Caddesi ama daha kalabalık bir cadde var o da cep telefonunun ekranı. Biz de dedik ki o zaman, “herkesin en kalabalık caddede bir işletmesi olsun. Doğru düzgün aplikasyon yaparsanız milyonlarca müşterinizin olması mümkün. Dolayısıyla öyle bir öngörü ile başladım.

Bi-Taksi aklıma gelen birçok fikirden sadece biriydi, onu yapmaya karar verdim o zaman. Bununla birlikte Bi-Taksi böylece ortaya çıktı. Sonuçta o yıllarda dünyada birkaç ülkede benzer uygulamalar başlamıştı. Yani tamamen de orijinal bir uygulama değildir ama Türkiye’de ilk biz yaptık Bİ-Taksi uygulamasını. Ama gidip bakma imkânım olmuştu, İngiltere’de, Amerika’da, Almanya’da bir iki yıldır yeni yeni bazı firmalar çıkmaya başlamıştı. Onlara bakma, esinlenme imkânım oldu, onu da dürüstçe söyleyeyim.

Bi-Taksi zor bir işti, hâlâ zor bir iş, çünkü sınırlı bir piyasa, regülasyonu çok, teknolojiye itiraz var orada, taksicilerin onu benimsemesi çok uzun yıllar aldı. Kamu otoritesinin oraya müdahalesi var falan, yani bugün hâlâ ayakta bir şirket ama maalesef bu kısıtlamalar yüzünden potansiyelini yeterince gerçekleştiremedi.

Getir Nasıl Ortaya Çıktı?

Nazım Salur: 2015’te aklıma Getir geldi. O da Bi-Taksi ekranına bakarken geldi, o zaman 3 dakikada taksi verir hale gelmiştik, biz 3 dakikada bir taksi veriyoruz, ‘taksi bir ihtiyaç, insanların başka ihtiyaçları da var, yani şöyle birkaç yüz ürünü insanlara arabada götürsek, insanlara acil gereksinim duydukları ürünleri göstersek, yaklaşık on dakikada da götürsek iyi olur’ diye düşündüm. Çünkü teknolojik olarak aslında onu yapmak mümkündü o zaman. Bi-Taksi’deki öğrenimlerimiz bunu yapabileceğimi bana hissettiriyordu. Yani 10 dakikada hizmet nasıl olur? Mesela İstanbul’da da 18.000 civarı taksi var, 18.000 civarı da dükkân olsa 3 dakikada götürürsünüz. Hani 18.000 dükkân açmak pek kolay olmayacağı için 10 dakikada dükkânlardaki ürünleri götürürüz diye düşündüm sonuçta öyle başladı bu iş.

Getir, orijinal bir fikir.

Getir’in özelliği olan bizi diğer ‘start-up’lardan, Bi-Taksi’den ayıran da şudur. Getir orijinal bir fikir. Biz Getir’i 10 dakikada mal götürelim diye kurduğumuzda dünyada Getir benzeri hiçbir iş yoktu. Yani o sürede götürenler yoktu. Tabii ki mal getiren firmalar vardı, ertesi gün getiren vardı, aynı gün getiren vardı falan. Amazon 2015 yılında o bazı şeylerde 1-2 saatte teslimat işine yeni yeni başlıyordu. Bizim iş fikrimize hemen herkes alkış tuttu. “süper hizmet” diye. Ki birkaç saatte teslimat da aslında bir süper hizmet ama, 10 dakikada mal götürmek daha başka tabii ki. Yani mesela 1-2 gün içinde mal götürmek iyi bir hizmet, aynı gün götürmek çok iyi bir hizmet, 1-2 saatte götürmek hızlı, yarım saat çok hızlı, ama 10 dakikada götürmek ise süper  oluyor.

10 dakikanın değişik bir algısı var tüketici nezdinde. Alışkanlık yaratıcı bir özelliği var, çünkü eğer bir şeye acil ihtiyacınız varsa, acilse işiniz, yarım saat uzun bir süre, 10 dakika ise makul bir süre. Veya bir şey canınız çektiyse, televizyon seyrediyorsunuz işte dizide biri çekirdek yiyor o sırada ‘olsa da yesek’ dediğimiz çekirdek işte alt tarafı birkaç liralık bir şey ama onun size vereceği mutluluk o sırada canınız çekti ve canınızın çektiği bir şeyi yapabilmenin vereceği mutluluk o birkaç liranın çok çok üstünde. Ama işte soyunup, giyinip markete gidip onu alacak kadar da istekli olmuyorsunuz normalde, ama işte cep telefonunuz zaten yanınızda, orada ekranda birkaç tuşa dokunarak o çekirdeğin size gelmesi bir mutluluk işte. Küçük bir mutluluk. Hani Getir’in sloganına da “Bi Mutluluk” diyoruz.

Hayatımız zaten yeterince zor, Getir olarak verdiğimiz hizmetle sadece yediğinizi, içtiğinizi size getirmek değil onu getirme biçimimiz, onu getirme süratimiz, getirme zamanlarımız, getirdiğimiz mekânlar olarak aslında bir mutluluk vermeye çalışıyoruz. İşte öyle bir iş kurduk, bu da orijinal bir fikirdi.

Getir özünde çok kuvvetli bir teknoloji şirketidir.

Evet, motosikletli kurye şirkeyiz. Aynı zamanda gurur duyuyoruz kuryelerimizle. Ama Getir özünde çok kuvvetli bir teknoloji şirketi ve o sayede bu işleri yapabiliyor, o sayede bu değerlere ulaşabiliyor, o sayede burada yaptıklarını başka ülkelerde de yapabiliyor. Bunu kurmak ve buralara getirmek bize kısmet oldu. Kurucu ortaklarla Getir’i kurduğumuzda biz daha bunu birinci günden burada başarılı olsun, bir fikir de Türkiye’den çıksın, bu coğrafyadan çıksın ve biz bunu bir gün ihraç edelim, başka ülkelerde de yapalım diye bunu kurduk.

Başka ülkelerde yapma işi aslında gecikmiş bir iş. Yani biz önce İngiltere’ye yeni  açabildik. İngiltere ile Avrupa pazarına adım attıktan sonra kısa bir süre içinde Hollanda, Almanya, Fransa, İspanya ve İtalya’ya giriş yapan Getir’in son durağı Portekiz oldu. İlk olarak Lizbon’da hizmet vermeye başlayacak olan Getir’in hizmet verdiği ülke sayısı da böylece 8’e ulaştı. Getir’in hizmet verdiği ülke sayısı da  2021 yılında 8’e ulaştı. Artık Hedefimiz Getir’i Amerika’ya götürmekti ve Amerika ile birlikte hizmet verdiğimiz ülke sayısı 9 oldu.

Biz birinci gün şunu da söyledik, kendimize söz verdik. Adı dedik, daha birinci gün,  birinci saat, tabi o zaman adı Bi-Getir’di, Getir değildi, kod adı Bi-Getir’di işin. Getir.com daha önceden başkalarınca alınmıştı onun yerine ‘bigetir.com’u almıştım, Bi-Taksi’ye yaptım diye. Sonradan neyse getir.com’u da bulduk, aldık birinden, bi’yi düşürüp “Getir” yaptık adını ve bu isimle götüreceğiz, Türkçe isimle götüreceğiz, dedik. Birinci gün bunu söylemiştik, dolayısıyla Londra’ya giderken insanlar soruyordu: Neden İngilizce bir şey koymadınız, adı niye “bring” değil ya da Batılı kelime bir şey değil, bu da bizim tatlı bir dokunuşumuz olsun istedik.

Esas buradaki büyük Pazar Amerika’dır. Ondan sonra başka ülkelere de götürmek istiyoruz yani dünya çapında inşallah, 5 yıl sonra dünya çapında bilinen bir iş olsun istiyoruz.

2 yıllıkken geldi birisi bana dedi ki “20 milyon dolar vereyim şirketin %20’sini bize ver”. Vermedik tabi. Verseydik şirketin kontrolü bizde olmazdı, çünkü o parayı harcayacaktık, bize sonra yine para lazım olacaktı, yine verecektik, yine verecektik, biz bu durumda kurucular olarak bugün %10-%15 civarına inecektik. Evet, yine Türkiye’den çıkmış bir iş olacaktı bu ama aslında bu coğrafyanın insanlarının kontrolünde bir iş olmayacaktı. Biz işte işin içinde olan insanlar olacaktık, ortağı olacaktık ama küçük ortağı olacaktık. Biz, kurucular işin kontrolüne sahibiz, büyük ortağıyız.

Getir’in vizyonu: Yapalım, büyütelim…

Getir’in vizyonu; yapalım, satalım, çıkalım, paraları orada-burada yiyelim vizyonu değil yapalım, büyütelim, daha çok büyütelim ve bizden sonraki jenerasyonda devam ettirsin misyonu. Yani biz işi kurarken 20 yıllık perspektifle kurduk, asgari genelde start-up’lara verilen reçete yap, işte 3-5 yıl sonra sat, zengin ol. Bunu katıldığım hemen her toplantıda söylüyorum gençlere, bir daha söyleyeyim: Zengin olsanız bile 35-40 yaşında işsiz zengin olmak o kadar iyi bir fikir değil, sabah kalktığınızda sizi meşgul tutacak, heyecan verecek bir işinizin olması kuru paranızın olmasından daha önemli bir şey. Bu arada başarılı bir iş yaparsanız bir miktar paranız da olur, yani şirketin %1, %2, %3’ünü satabilirsiniz orada bir şey yok, o işte istediğiniz birkaç şeyi, hayatınızı, standardınızı yükseltmek için birkaç şeyi yaparsınız, hem işiniz olur, hem eviniz barkınız, ne istiyorsanız o da olabilir yani, ikisi birden olabilir yani illa şirketlerin satılması gerekmiyor.

Start-up dert çözme işidir.

Hani bunu şikâyet için söylemiyorum, start-up dert çözme işidir. Çünkü genellikle bir start- up ne kadar oyun bozan bir işse karşılaşacağı zorluk da o kadar fazla olur. Bizimki de daha evvelden kuralı yazılmamış bir iş olduğu için her şeyi yaparken öğrenmek durumunda kalıyorsunuz ve kuralları da biraz siz oluşturuyorsunuz. Dolayısıyla biz en zorunu seçtik. Bir de şöyle zor bir şey seçtik. Aslında Getir üç tane işin tek iş gibi hareket etmesinden oluşuyor. Getir özünde teknoloji işi, teknoloji olduğu için, biz teknolojiyi iyi yapabileceğimiz için Getir’i kurduk. Bi-Taksi’deki güvenimiz, oradaki esinlenmemiz Getir’in doğmasına neden oldu. Lojistik işi benim bildiğim bir iş değil, perakendecilik de benim bildiğim iş değil, ben daha evvelinde perakende zincirinde üst düzey bir yöneticilik yapmadım, o tarzda malı alıp da markette satmayı bilmem aslında. Orayı biz hâlâ öğreniyoruz, burada güvendiğimiz şey biz teknolojiyi iyi yaparız, mobil teknolojiyi biliyoruz, kalabalıkları buraya getiririz, onlara uygun bir şekilde kullandırırız, sevdiririz, iki üç gün kullandıktan sonra devamlı kullanırlar ve gittikçe de hizmetimizi artırırız diye düşündük.

Lojistik, perakende ve teknoloji işi Getir’de beraber çalışıyor.

Bu çok zor bir iş, lojistik, perakende ve teknoloji işi Getir’de beraber çalışıyor. İyi teknoloji şirketlerinin çoğu off-line işlerde o kadar iyi değiller. Lojistik şirketlerinin çoğu lojistiği iyi yapar, teknolojiyi dışarıdan satın alır, bir ek olarak. Perakendecilerin çoğu perakende işini iyi yapar, teknoloji babında bir IT departmanı vardır, işlerini halleder, onların işin özü malı ucuza alıp iyi fiyata satıp tedarik işlemini doğru yapmaktır. Lojistiğin de kendi içinde esas amacı malı zamanında, doğru maliyetlerle yerine ulaştırmaktır. Ayrı bir kas gerekiyor her birinde, teknolojide de başka bir şey gerekiyor. Bunların üçünü bir arada iyi yapmak kolay değil, hem basketi iyi oynayacaksın, hem futbolu iyi oynayacaksın, bir de teniste iyi olacaksın gibi bir şey işte. Bizim işte üçünde birden iyi olmanız gerekmektedir.

Bi-Taksi… milyonlarca müşterimiz var. 20.000’nin üzerinde taksi şoförü kayıtlı. O operasyon kırk küsur kişi ile yürüyor. Getir’in saha da 11.000 kişisi, ofiste de 2000’e yakın çalışanı var. Getir 13.000 kişi ile yürüyor şu anda. Bir taraftan çok daha zor, diğer bir taraftan da ülke ekonomisine ufak da olsa katkımız oluyor diye düşünüyorum.

Yakın zamanda Getir’in Türkiye’deki yemek, market, perakende ve su teslimatı operasyonları ABD merkezli teknoloji ve ulaşım devi Uber’e satıldı. Şirketin Birleşik Arap Emirlikleri merkezli ana hissedarı Mubadala ile varılan anlaşma kapsamında, GetirYemek operasyonu 335 milyon dolar karşılığında tamamen Uber’e devredilirken, diğer market ve perakende kollarının da %15 hissesi Uber tarafından satın alındı.

https://byv.org.tr/bir-basari-hikayesi-getir-bi-taksi-nazim-salur/