DÜN GEÇTİ, YARIN BELİRSİZ BUGÜN ANIN TADINI ÇIKAR

Yaşayacak fazla yılın kalmadı ve ayrıldığında yanına hiçbir şey götüremeyeceksin…
Bu yüzden israf etme, tutumlu ol ama refahını feda etme…
Harcaman gereken parayı harca, tadını çıkarmaya değer olan şeylerin tadını çıkar, alacaklarını al ve verebileceğin şeyleri ver…
Bu dünyadan ayrıldıktan sonra ne olacağını hiç dert etme, çünkü kemiğe dönüştüğünde ne övgüleri ne de eleştirileri duyabileceksin; kimlerin mezarını ziyaret edip etmediğini ya da seni unutup unutmadıklarını asla bilemeyeceksin…Unutma: Yapılan araştırmalarda unutulma süresini 18 ay olarak belirlemişler. Yani 1.5 yıl sonra hafızalardan silineceksin.
Hayattan keyif almak için en doğru zaman içinde bulunduğun şu andır…
Zorluklarla ter dökerek kazandığın mal ve mülklerin tadını alarak değerlendirme vaktin geldi.
Çocukların için fazla endişelenme; onlar kendi yollarını bulacak ve kendi kaderlerini çizecekler.
Torunlarına özel bir ilgi göster, onları sev, onlara değer ver ve onlardan keyif alabildiğin sürece tadını çıkar. Onlarla yakından ilgilen.
Hayat, doğumdan mezara kadar durmaksızın çalışmaktan ibaret değildir. Arada dur biraz nefes al. Lüzumsuz işler peşinde koşuşturmaktan nefes almaya vakit bulamıyoruz.
Her gün şükrederek uyan ve bir günü daha çatışmasız, kin tutmadan keyifle geçirmeye niyet et.
Çocuklarından fazla beklentiye girme. Hayal kırıklığına uğrarsın. Ne varsa sende var.
Onlar sana önem verseler de, kendi sorumlulukları, öncelikleri, taahhütleri var.
Ve hayatları her zaman senden öncelikli olacaktır.
Bazıları ise, anne babaları ile pek ilgilenmezken, onların varlıklarını tartışır ve mallarından faydalanmak için bir an önce bu dünyadan ayrılmalarını isterler.
65 yaşına veya daha üstüne geldiysen, bitmek bilmeyen bir çalışma uğruna sağlığını feda etme, çünkü bu kendine mezar kazmaktan başka birşey yapmazsın.
Bin hektar pirinç tarlan olsa da, günde yalnızca yarım kâse tüketebilirsin.
Binlerce görkemli evin olsa da, geceleri uyumak için yalnızca 10 metrekareye ihtiyacın var.
Eğer yiyecek bir şeylerin ve ihtiyaçlarını karşılayacak kadar paran varsa, bu sana yeterlidir.
Mutlu bir yaşam sürmeye bak, çünkü sadece ve sadece tek bir hayatın var.
Kendini başkalarıyla karşılaştırarak makamını, zenginliğini ya da sosyal statünü kıyaslama.
Çocuklarının başarılarını başkalarınınkilerle karşılaştırarak çok övünme.
Bunun yerine, onları mutluluğa, sağlığa, neşeye, helal kazanç ve kaliteli bir hayata teşvik et.
Değiştiremeyeceğin şeyleri kabul et, çünkü aşırı kaygı ve stres sağlığına zarar verir.
Kendi refahın ve huzurun için her gün sana mutluluk ve keyif veren aktivitelerle uğraş.
Mutluluğun ve huzurun olmadığı bir gün, boşa harcanmış bir gündür.
İyi bir ruh haliyle tüm hastalıkları iyileştirebilirsin.
Neşeli bir zihinle ise hastalıklar daha hızlı iyileşir ya da hiç ortaya çıkmaz.
İyi bir karakter geliştirerek, egzersiz yaparak, hareket ederek, sağlıklı beslenerek ve dengeli bir şekilde vitamin ve mineral alarak sağlıklı ve keyifli bir yaşam sürebilirsin.
Özellikle çevrendeki iyiliği takdir etmeyi öğren ; ailene, çocuklarına, çevrene ve arkadaşlarına öncelik ver. Çünkü onlar, hayatının güzel anılarını ve değerli zamanlarını hatırlatarak sana yeniden yaşama duygusu verirler.
Denir ki,
“Çatısını kaybeden biri yıldızları kazanır.”
Bu doğrudur.
Zaman ve fırsatlar, bir nehirdeki su gibidir:
Onlara asla iki kez dokunamazsın, çünkü bir kez önünden geçtiğinde geri dönmezler.
Hayatının her anının tadını çıkar, seyahat et ve dünyayı keşfet, onun harikalarını görme fırsatlarını kaçırma, çünkü bu anlar asla bir daha geri gelmez.
Görünüşlere ve güzelliğe güvenme, çünkü zamanla silinir ve yok olurlar.
Mükemmel insanı arama, çünkü böyle bir insan yoktur. Her insanın kusurları vardır.
Seni olduğun gibi gören, takdir eden birini ara; onu bulamazsan da yalnızlığını sevmeyi öğren…