ÖZGÜRLÜK VE ALTIN KAFES-Dr.İlhami Pektaş

Kuş besleyenler, kuş bakanlar, evinde kuşları olanlar iyi bilir.
Bir kuşu veya kuşları bir kafese kapatırsınız ama onlara çok iyi bakar, en lezzetli ve güzel yemler, ödül meyveler v.b. ile beslemekle kalmaz, önceleri dar ve sıkıcı olan kafeslerini de biraz daha genişletir, hatta minik salıncaklar, renkli süsler, yemlikler, suluklar v.s ile süsler en iyi şekilde donatırsınız. Kuşlar burada olabildiği kadar mutlu, yedikleri önünde yemedikleri ardında, sayenizde temiz ve bakımlı olarak yaşarlar.
O kadar ki, ara sıra kafesin kapısını açarsınız, kuşlar biraz kanatlarını açsın, uçsun rahatlasınlar diye ama tabii ki böyle zamanlarda pencereleri, kapıyı kapatırsınız ki kuşlar büsbütün çıkıp gitmesinler ve evi terk etmesinler. Kuşlar evin veya odanın içinde uçar, uçar, hatta ara sıra kendilerine bakan ve besleyen sahiplerinin omuzuna bile konar, sevgi ve bağlılıklarını gösterirler ama sonra kendiliklerinden, evet kendiliklerinden, çok iyi bakıldıkları, yem yedikleri, renkli süsler ile bezenmiş temiz ve konforlu kafeslerine geri dönerler.
Kuşların sahibi gayet mutlu bir şekilde gülümser ve kuşlarının kendisini bu kadar sevmelerinden, ona bu kadar bağlı ve sadık olmalarından duyduğu sevinç ve gururu belli eder.
Kuşların iyi beslenip bakılmaları ve arada bir bu şekilde kafesten çıkmaları , kendilerini özgür hissetmeleri , onların mutlu ve keyifli olmaları ve güzel sesleriyle ötüp sahiplerini neşelendirmeleri için önemlidir.
Bu mutluluk tablosunda herkes mutludur, hatta sonuçta kendiliklerinden kafese girmek zorunda olan kuşlar bile.
Evet bu olayı kuş besleyenler, kuş bakanlar iyi bilir .
Ama sadece kuşlar bilmez. Çünkü onlar kuştur.
Kuşlar neyi bilmez ? Herşeye rağmen özgür olmadıklarını, gidip doğal ortamlarında, ağaçlarda, ormanlarda ve açık havada yaşamanın nasıl bir şey olduğunu, canları nereye isterse oraya uçmanın, kendi kararlarını vermenin , diğer özgür kuşlarla birlikte yaşamanın nasıl bir şey olduğunu bilmezler. Bilemezler. Hatta bilmemelidirler.
Peki kuş sahipleri onları getirip kafese koyarken kuşlara sorar mı ? Siz bu kafese girmek ve hayatınızın geri kalan kısmını bu kafeste geçirmeye razı mısınız ? diye .
O kuş sahibi kuşların bağlılığını ve sadakatını sınamak için onların kafesini götürüp ağaçlık, ormanlık bir yerde açsa, kuşları dışarıya salıp bıraksa ve bir kaç gün sonra gelse kuşları kendiliklerinden kafese girmiş ve orada kendisini beklediklerini görebilir mi ?
Tabii ki hayır ! Kuşların uzunca bir süre kafeste kalıp oraya alışmaları ve özgürlük refleksleri tamamen kayboluncaya kadar kafesten çıkmamaları gerekir. Çıkacakları zaman da pencerelerin kapalı olmasına dikkat edilmeli . Kuş deyip geçmeyin onlar kafesin açık ama pencerelerin kapalı olduğunu bilirler. Sonunda kendiliklerinden kafese girmek zorunda olduklarını da.
Peki her türlü imkanlar size sunulsa sizde böyle bir kafeste, bir yuvada yaşamak istermisiniz. Tabi ki hayır. Çünkü bilirsiniz ki özgürlük gibi bir duyguyu yaşamak özgür olmak daha önemlidir.  Özgürlük, bir kuşun gökyüzünde süzülmesi kadar hafif ve rahatlatıcıdır.
Özgürlük, insana sorumluluk yükler, çünkü kendi kararlarının sonuçlarına katlanmak zorundasınızdır. Kolay değildir özgürlüğün sorumluluğunu taşımak..
Ancak bu sorumluluk, aynı zamanda yaşamınıza bir anlam ve huzur da katar. Kendi seçimini yapmanın getirdiği tatmin ve mutluluk, başka hiçbir şeyle kıyaslanamaz. Özgür insan, hayatın zorluklarıyla karşılaştığında bile, bu zorlukları aşmak için gereken gücü ve motivasyonu kendinde bulur.
Bağımlılık insanın kendi kontrolünü kaybettiği, dış faktörlere ya da başka insanlara bağımlı hale geldiği bir durumdur. Bir bağımlının hayatı, kendi iradesi dışında şekillenir ve bu da derin bir çaresizlik, umutsuzluk ve kendine güvensizlik duygusuna yol açar.
Bağımlı oldukları için sevgi bekler, ilgi bekler, ruhları özgürleşmez bir türlü. Bu teslimiyet, kısa vadede rahatlama getirse de, uzun vadede insanın kendine olan saygısını ve güvenini kaybetmesine neden olur. Bağımlı bir kişi, hayatını değiştirme gücünü bir türlü kendinde bulamaz ve bu da onu daha da derin bir çıkmaza sürükler.

Özgürlük ve bağımlılık arasındaki bu çatışma, aslında insan olmanın doğasında var olan bir ikilemdir. İnsan, özgür olmak ister, ancak bu özgürlüğün getirdiği sorumluluktan da kaçmak ister. Bu çatışma hayatın her anında karşımıza çıkar ve bizler bu dengeyi bulmak için kendi iç yolculuğumuzu yapmak zorunda kalırız.  Özgürlük yolunda atılan atımlar çok iyi gelir insana, rahatlık verir, yeniden doğmak gibi, yüklerinden kurtulmak gibi.

Son söz: Özgürlük, gökyüzünde süzülen bir kuşun kanatlarında saklıdır, altın kafeste değil.

Dr.İlhami Pektaş

Kaynakça :

Mirzahan HIZAL