AİLE İÇİ İLETİŞİMDE CEP TELEFONUNUN ETKİSİ

Bir Çocuğun Serzenişi; “Benim Dileğim, Akıllı Bir Telefona Dönüşmek.”
Karı ve koca bir akşam yemeklerini bitirdikten sonra, yorgun argın oturma odasına geçerler.
Kadın ilkokul öğretmenidir. Öğrencilerine verdiği ‘Ne olmak istersiniz’ başlıklı kompozisyon ödevini notlandırmak için masaya geçer. Kocası da eline cep telefonunu alıp, koltuğuna yerleşir. Nihayet yorgun bir günün ardından dinlenebilecektir.
Kadın, tüm kompozisyonları notlandırıp işinin bittiğini düşünürken, kenarda kalmış bir ödevin gözünden kaçtığını fark eder ve not vermek için okumaya başlar. Kağıtta yazansa şudur:
‘Benim dileğim, akıllı bir telefona dönüşmektir.
Dileğim bu çünkü annem ve babam telefonlarını gerçekten çok seviyorlar.
Annem ve babam sadece telefonlarına dikkat gösterirler, hatta bazen de beni unuttukları olur.
Annem ve babam işten yorgun döndüklerinde, vakitlerini telefonlarıyla geçirirler, benimle değil. Önemli bir işle meşgul olsalar dahi, eğer telefonları çalarsa, anında yanıt verirler. Ama aynısını benim için yapmazlar, ağlasam bile…
Annem ve babam cep telefonlarında oyun oynarlar, benimle değil. Telefonda konuşurken, heyecanla yanlarına gidip bir şey paylaşmak istesem, hemen beni susturup, yanlarından gönderirler.
Bu yüzden cep telefonu olmaktır, dileğim. Çünkü belki de ancak o zaman beni telefonları kadar severler.’
Kadın göz yaşları içerisinde kompozisyonu okur. Kocası sorunun ne olduğunu sorar, kadın ödevi kocasına uzatır. Adam hızlıca okuduktan sonra hangi mutsuz öğrencisinin bu kompozisyonu yazdığını sorar.
Kadın, ancak ondan sonra, bu “fazladan” ödevin nereden çıktığını anlar. Çünkü o fark etmeden çocuğu yazıyı ödevlerin arasına koymuştur.
“Kompozisyonu yazan öğrencilerimden biri değil” diye cevap verir kadın, kocasına.
“Onu yazan oğlumuzmuş”.