YÜKSEK KATLI BETONARME EVLER DEĞİL AZ KATLI BAHÇELİ EVLER TERCİH EDİLMELİDİR.
Gelişmiş Batı ülkelerinde halk genel olarak tek ya da iki katlı müstakil evlerde yaşar. İş Merkezleri dışında yüksek katlı ve betonarme binaları tercih etmez.
Apartman; sömürgeci Fransızların kendi ülkelerinde çalıştırdıkları sömürge ülke vatandaşlarını kendilerinden uzakta ve ucuza ikamet etmek amaçlı buldukları bir banliyö konut türüdür.
Apartman konuttur. Ev değildir.
Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları %92,5 oranında Bahçeli müstakil evlerde yaşamak istemektedir. ( BM Habitat Konferansı – Turgut Cansever)
Avrupa’nın ve aklın tercih etmediği betonarmeden imal edilmiş apartmanlar, ahşap, kerpiç ve taştan imal edilmiş Türk evlerinden daha dayanıksız, daha pahalı, daha sağlıksızdır.
Aileler, engelliler için de yaşanılır yapılar değildir. Apartman kültürü insanı aileden, toplumdan, mahalleden, sosyalleşmeden uzaklaştıran bireyci ve yalnız bir hayata alıştıran asosyalliği büyüten yapılardır.
Bazılarının birden çok daire sahibi olup çoğu vatandaşın ise ev sahibi olamadığı ve kiracı olduğu bu adaletsiz ikamet tercihi, devletin en başta mücadele etmesi gereken konuların başında gelir.
Evsizleri yaşanılabilir, sağlıklı ev sahibi yapmak, mahalleler kurmak, metropollerdeki nüfusu işleri ile beraber Anadolu’ya tersine göçe mecbur tutmak Devletimiz için mecburidir.
Milli Güvenlik Meselesidir.
1-2 ayda coğrafyanın sunduğu imkanlarla imal edilebilecek evlerin maliyetini düşürmek için ev sahibi olmak isteyenlere bedelsiz ve altyapısı hazır arsa tahsisi yapılmalıdır.
Devlet, vatandaşlarını 20 katlı, deprem anında asansörü çalışmayacak, merdiven kovası göçecek 50 yıl içinde korozyona uğrayacak beton ucubelerde kümesten bozma daire sahibi olmak için bankalardan kredi çekip yıllarca kölelik yapmaktan kurtarmak zorundadır.
#ilhamipektaş