AMERİKAN DOLARI NEDEN GÜÇLÜ?

Amerikan dolarının tarihi
1971’de altın çerçevesi kaldırıldığında, normal şartlarda dolar merkezli sistemin çökmesi gerekirdi. Çünkü doların arkasında altın olmadığı resmi olarak belgelendi.
Ama sistem çökmedi. Çünkü hemen yeni bir masal üretildi:
“Doların arkasında artık petrol var.”
Oysa bu anlatı eksik.
Petrol zorla dolar kullandırma sebebi olabilir ama paranın gerçek çıkışını açıklamaz. Petrol, sadece zorla kullandırılan alanlardan biri ve küresel talebi yönlendiren bir vitrin işlevi gördü.
Asıl mekanizma başka yerdeydi:
Amerikan tahvilleri.
ABD, kendi borç kâğıdını dünyanın rezerv aracı hâline getirdi. Böylece altınsız doları, tahvil destekli küresel bir borç düzenine çevirdi.
Yani mesele şuydu:
Amerika borçlanıyor, dünya ise o borcu “güvenli rezerv” diye kasasına koyuyordu.
İşin sırrı burada.
Başka ülkeler borçlandığında risk doğar.
Amerika borçlandığında ise o borç, küresel sistemde rezerv varlığa dönüşür.
Bu da Amerika’ya, diğer hiçbir ülkenin sahip olmadığı ölçüde para yaratma ve borç büyütme imkânı verdi.
Bu yüzden sistemin gerçek omurgası petrol değil, Amerikan tahvilleridir.
Petrol hikâyesi sadece dikkat dağıtan bir üst anlatıdır. Bu modern ponzi mekanizması, diğer devletlerin Amerikan tahvillerini almaya devam etmesine dayanır.
Eğer diğer devletler Amerikan tahvillerini rezerv diye biriktirmeseydi, bu düzen bugünkü hâliyle sürdürülemezdi.
Mesele sadece ekonomi de değildir.
Dünya, Amerika’nın neredeyse bedavadan ürettiği borç kâğıtlarına gerçek emek verdi, gerçek mal verdi, gerçek kaynak verdi.
Daha da kötüsü, o kâğıtlarla Amerika’ya sadece satın alma gücü değil, kendilerine bomba yağdırma gücü de verdi.
Kısacası:
1971’de altın gitti.
Yerine petrol masalı anlatıldı.
Ama sistemi ayakta tutan şey petrol değil, Amerikan tahvilleriydi.
Dünya o tahvilleri almayı bıraksa, dolar düzeninin büyüsü de bozulur.