HAYAT PENCERESİ: NEREYE BAKTIĞINIZ DEĞİL NASIL GÖRDÜĞÜNÜZ ÖNEMLİDİR
Senin dünyaya bakan penceren kirli ise, benim çiçeklerim sana çamur görünür. Ay doğmuyorsa yüzüne, güneş vurmuyorsa pencerene, kabahati ne güneşte, ne ayda ara. Gözlerindeki perdeyi arala demiş Mevlana.
Hayat, bakış açısından ibarettir ve insanları bakış açıları farklıdır. Aslında her insanın kendi penceresi vardır. Üzüntümüz de, sevincimiz de hayata baktığımız pencereye göre değişir. Siz hayata hangi pencereden ve ne açıdan bakıyorsanız karşınızda onu görürsünüz. Bakış açıları da insanların düşüncelerine, isteklerine ve değerlerine göre değişiklik gösterir. İnsanın dünya ve diğer insanlarla kurduğu bağlar, o pencereden gördüğü manzarayla şekillenir. Aynı istikamete baktığınız halde aynı şeyler değil farklı şeyler görürsünüz.
İnsanların bakış açılarındaki bulanıklık ve ön yargılar, çevresindekilere karşı sergiledikleri tutumları da etkiler, İnsanın bakış açısı ne kadar bulanık ne kadar kirliyse kendi iç dünyasında saklı olan o çamurlu düşüncelerle çevresindeki herkesi ona göre yargılar, onlara ön yargıyla yaklaşır. Kirli bir pencereden dışarı baktığınızda gördüğünüz manzaranın berraklığı, camın üzerindeki lekelerle gölgelenir. İnsan, dünyayı kendi algı süzgecinden geçirerek yorumlar. Eğer gönül aynanız tozluysa her şeyi bulanık ve kusurlu görürsünüz.
Bakış açınız, Gönül aynanız net ve pozitif ise çevrenizdekilere karşı daha nazik, daha kibar, daha anlayışlı ve daha adil olursunuz.
Pencereleri açmak, temizlemek, dışarıdaki manzaraya olabildiğince tarafsız bir gözle bakabilmek… Hayatın ve insanların farklı renklerini, yanlarını, inceliklerini, ancak o zaman görebiliriz. Gerçek berraklık, önce kendi içimizdeki pencereleri arındırmakla başlar.
Bu sabah mutluluğa aç pencereni. Bir güzel arın dünkü kederinden. Bahar geliyor güneşin doğduğu yerden.
Sular hep aktı geçti, kurudu vakti geçti. Nice han, nice sultan tahtı bıraktı geçti. Dünya bir penceredir, her gelen baktı geçti der Yunus Emre.
Aynı pencereden dışarıya bakan iki adamdan biri, sokaktaki çamuru, diğeri ise gökteki yıldızları görür demiş Frederick Langbridge.
Pencereden dışarıya bakarken gönlünü; Şevkat, merhamet, vicdan, sevgi, saygı, hak, adalet, helal kazanç, huy güzelliği, mücadele ruhu, değer bilme, cömertlik, dürüstlük yapı taşları ile örmeyi ihmal etme…Bu duyguları taşıyan insanlar kalbinde hep iyilik ve güzellik taşır. Mutlu insanlar, her şeyin en iyisine sahip olanlar değil, sahip olduklarını kaybetmeyecek kadar, çok sevip kıymetini bilenlerdir. İnsanları güzelleştiren içinin güzelliğini dışına yansıtabilmektir.
Herkes kalbinin renginde yaşar hayatı ve herkes kalbinin rengini bulaştırır etrafındakilere. Herkes gönlünün güzelliğinde yaşar ömrünü. Aklından geçen iyilikse iyiliğe çıkar yolların, kötülükse hüzne boğulur yüreğin. Sizi yoran, yıpratan, zarar veren, sinsi, fesat, kötülük timsali kim ve ne varsa, onlara açılan pencerelerinizi sonsuza dek kapatıp, huzur veren, mutlu eden, her daim dostluk ve sevgi kokan pencerelerinizi açmak elinizde. Seçim sizin.
Bende hayat penceresinden güzellikleri, iyilikleri görmeyi ve yaşamayı seçiyorum.
Dr.İlhami Pektaş