YERLİ VE MİLLİ ÜRETİME ADANMIŞ ÖMÜRLER-112: INTECRO BAŞARI HİKAYESİ-Dr.İlhami Pektaş

INTECRO NE ZAMAN VE KİM TARAFINDAN KURULDU? 

Sen, Ben, Bizim Oğlan
Intecro Robotik benim ve ortağım Cihan Şensoy’un fikri olarak doğdu. Şirketi 2010 yılında Ankara’da, Gazi Üniversitesi Teknoparkında kurduk. Başlarda dört ortaklı bir şirket planlamıştık ancak çok kısa süre içinde diğer iki ortak ayrıldı ve Cihan ile yola koyulduk. İş modelimizi belirledik; kapı kapı gez. Pazar analizini yaptık; Alman yapıyorsa biz de yaparız. İhtiyaçlar hiyerarşisini belirledik; 97 model Ford Fiesta, bekar tasarım ofisi, açık kaynak kodlu yazılım, ağız tadı ve güven. Organizasyon yapımızı kurguladık; sen, ben, bizim oğlan. Hedefler belliydi; iki senede 30, üç senede 40, beş senede 50 kişiye ulaş; yerli robotu yap; ciroyu ve kârlılığı koru; beş senede teknoloji üssünü yap; Intecro’yu marka yap ve bunun için ilkeler ve evrensel kurallardan taviz verme. Hedefler 2015’e kadardı. İnanır mısınız, “hedefler” kısmını bir ajandaya yazmıştık ve imzalamıştık; o kâğıt parçası hâlâ duruyor. Ara ara o hedefleri konuştuk, yakalamak için kendimizi zorlardık. Sonuç olarak yakaladık mı? %90 evet. Bir dipnot; 2015 sonrası ikinci beş yıllık hedefleri belirledik ama bu sefer daha profesyonel hedefler koymaya karar verdik.

Intecro ismi “İnovatif Teknoloji ve Robotik” ifadelerinin baş harflerinden geliyor. Logomuzdaki sembol, Türklerin tarih boyunca efsanevi savaşçı atlarından esinlenildi. Logomuzdaki sembol, toyak (zırh) kuşanmış at başının siluetini simgeliyor. Tarihte olduğu gibi; ileri, daima ileri! Sanayicilerin yeni nesil üretim teknolojilerine olan ihtiyacını gözeterek, endüstriyel robotik, otomasyon ve ileri üretim teknolojileri alanında ürün/hizmetler geliştirmeyi ve pazara sunmayı hedef tahtasına yazdık.

Misyoner Göçmenler
Aslında Cihan ile biz İstanbul’dan Ankara’ya göç etmiş kişileriz. 2010 yılına kadar İstanbul’da ileri üretim teknolojileri üzerine faaliyet gösteren, yurt dışı bağlantılı şirketlerde çeşitli düzeylerde profesyonel çalışan konumundaydık. 2010 yılında Gazi Üniversitesi Nanotıp ve İleri Teknolojiler Merkezi’nden davet aldık ve akademik araştırma-geliştirme çalışmaları yapmak üzere Ankara’ya yerleşme kararı verdik. Merkezde enstitü düzeyinde MEMS ve mekatronik temelli çalışmalar yürüttük. Bu çalışmalardan bir tanesi, Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) virüsünün tanı ve teşhisi için “High Speed PCR Machine” ve tanı kitleri geliştirmek üzerineydi. Aynı zamanda akademisyenlerin teknoparkta girişimcilik faaliyetlerini destekleyen kanundan yararlanarak teknopark sınırları içinde Intecro’yu kurduk. Merkezdeki çalışmalarımızı tamamladıktan sonra kamuya yük olmamak ve ideallerimizi girişimcilik alanında ilerletmek üzere akademisyenliği bıraktık ve tamamen Intecro’ya angaje olduk.

Küçük Bir Teknopark Ofisinden Küresel Bir Yolculuğa
İlk olarak Intecro’yu teknoparktaki küçük ofisten Ostim’de, görece daha kullanışlı; prototip üretim ve montaj işlemleri için giriş katında atölyesi olan, üst katında birkaç ofis yer alan 150 m²’lik bir yere taşıdık. Bu yer yetmedi; karşısını kiraladık, yanını kiraladık, daha büyüğünü kiraladık derken Ostim sınırları içinde öyle bir dağıldık ki bir an düşündük ve dedik ki; “Artık bir fabrika yatırımı yapmamız gerekiyor.” Bu ihtiyaç ile 2015 yılında Akyurt sanayi bölgesinde 6000 metrekarelik kapalı alana sahip bir mühendislik ve üretim yerleşkesi kurduk ve 2024 yılına kadar burada faaliyet gösterdik. Şirketin büyümesi devam edince 2022 ve 2023 yıllarında Bursa’da insan kaynağı, makine ve organize sanayi içinde 2000 m² entegrasyon tesisi yatırımı gerçekleştirdik. Ankara’daki kapasitemizi büyütmek üzere entegrasyon, üretim ve mühendislik tesislerimizi 2024 itibarıyla Havacılık Uzay Organize Sanayi Bölgesi’ne taşıdık ve 11.000 metrekarelik yeni bir alana geçtik; hâlen burada faaliyetlerimize devam ediyoruz. Intecro ve grup şirketleri; Ar-Ge merkezi statüsüyle, Ankara, Bursa, Chicago ve Münih’te yer alan şirket ve altyapılarıyla; %80’i beyaz yakadan oluşan ve 210 kişiden fazla nitelikli insan kaynağı ile 20’den fazla gelişmiş ülkeye ihracat yapan, savunmadan havacılığa, otomotivden gemi endüstrisine, raylı sistemlerden enerjiye birçok sektörün yeni nesil üretim teknolojisi ihtiyaçlarına ürün ve hizmetleri ile cevap oluşturan küresel bir organizasyona dönüştü.

HANGİ SEKTÖRLERDE FAALİYET GÖSTERİYORSUNUZ? ÜRÜN VE HİZMETLERİNİZ NELERDİR, NERELERDE KULLANILIYOR?

Dört şirketimiz ile üç ana pazarda faaliyet gösteriyoruz. Tüm pazarlarda yaptığımız işin özü; ileri üretim teknolojileri ve robotik üretim hatları. Biz, sanayi üretimi yapan şirketlerin ihtiyaç duyduğu yeni nesil imalat teknolojilerini geliştiriyor, üretiyor ve tesis ediyoruz. Pazarlarımız ise şöyledir:
A- Savunma Havacılık Endüstrileri, B- Otomotiv ve Elektromobilite, C- Geniş Endüstriler olarak ifade ettiğimiz ağır imalat sektörleri (gemi, raylı sistemler, vagon, treyler, makine, enerji, araç üstü ekipman, ağır vasıta vb.). Bir başka deyişle, üretim girdisi olarak metal ağırlıklı rijit materyallerin yoğunlukta olduğu tüm endüstrilerde varlığımızı sürdürüyoruz. Türkiye genelinde, Savunma Havacılık ve Geniş Endüstriler olarak ifade ettiğimiz iki pazarda kapasite, ciro, teknoloji boyutu ile lider firma konumundayız. Elektromobilite pazarında yine lider konumdayken, otomotiv sektörü genelinde ise ilk üçteyiz. Pazarlar için örnekler verecek olursak:

Savunma Havacılık pazarında bazı işlerimiz:

  • BMC, OTOKAR gibi TTZA üreticisi firmalar için robotik temelli zırhlı araç üretim teknolojileri;
  • TÜSAŞ için robotik fiber filament sarma teknolojisi ve süpersonik/subsonik rüzgâr tünelleri içinde çalışan robotik test platformları
  • ASELSAN için 35 mm “ATOM” hava savunma mühimmatı için tam otomatik üretim hattı ve tam otomatik “Lazer Güdüm Kiti” üretim hatları;
  • MKE için nüfuz edici mühimmat, 35 mm mühimmat dâhil olmak üzere farklı ölçü ve tahrip gücündeki mühimmatlar için sekiz farklı robotik üretim ve montaj hattı;
  • ROKETSAN için farklı boyut ve güç seviyelerinde roket ve füzeler için komple robotik üretim sistemleri;
  • TÜBİTAK SAGE için roket ve füze teknolojisinde kullanılmak üzere robotik temelli lazer birleştirme teknolojileri… geliştirdik ve tesis ettik.
  • ALTAY TANKI’nın zırh üretim/birleştirme aşamasında kullanılan üç hol dolusu robotik sistem ve üretim hatları da Intecro’nun teknolojileridir.

Otomotiv ve Elektromobilite pazarında bazı işlerimiz:

  • TOGG’un tüm EV bataryalarının hammaddeden bitmiş ürüne kadar olan tüm üretim aşamaları için üretim teknolojileri ve hatları;
  • TOFAŞ’ın yeni araç modellerinin motor beşiği üretimi için robotik üretim/montaj hatları;
  • ZF SACHS’ın otomotiv alt bileşenleri için yüksek hassasiyetli robotik üretim hatları;
  • RENAULT’un yeni araç modellerindeki bazı üretim süreçleri için robotik üretim/montaj hatları;
  • MAN, BMC, ISUZU gibi otobüs ve büyük ticari araç üreticileri için dijital ikiz temelli çalışan robotik kaynak hattı.

Geniş Endüstriler pazarı olarak ifade ettiğimiz gemi, raylı sistemler/vagon, treyler, makine, enerji, araç üstü ekipman, ağır vasıta vb. ağır imalat sektörlerinde bazı işlerimiz:

  • ABD’li HOLTEC firmasının Küçük Modüler Reaktör (SMR) ekipman üretimine yönelik ihtiyaçlar için robotik üretim hatları;
  • ARCI (International Advanced Research Centre for Powder Metallurgy and New Materials) için robotik lazer birleştirme teknolojisi;
  • TÜRASAŞ, VAKO, GOKRAIL, BOZANKAYA, Avustralyalı BOSSONG, HYUNDAI ROTEM gibi firmaların boji ve gövde üretimleri için robotik üretim/kaynak hatları;
  • RMK MARINE, İÇDAŞ, SEDEF, UZMAR, ABD’li SILVERSHIP firmalarının ürettiği büyük ölçekli Ro-Ro, ticari ve askerî amaçlı römorkör gemiler ve alüminyum deniz araçları için akıllı robotik kaynak ve üretim hatları;
  • MAHINDRA, LINDSAY, HİSARLAR, POLAT MAKİNE, WAM GROUP, MPG VİNÇ, PUTZMEISTER, KBS firmalarının ürettiği ağır imalat makineleri ve ekipmanları, tarım makineleri, çeşitli araç üstü ekipmanlar vb. için anahtar teslim robotik kaynak üretim hatları.
  • GİRİŞİMCİLİK HİKÂYENİZDE ÖNEMLİ GÖRDÜĞÜNÜZ NOKTALAR NEYDİ? DERLER YA “İŞİN SIRRI” NEYDİ?

Kuantum dolanıklığında ikiz fotonlar
Cihan’la üniversitede ev ya da okul arkadaşı değiliz, akraba değiliz; neredeyse pek çok konuda zevklerimiz farklı. Farklılıklarımızı dikkate alırsak birbirimizden çok uzaktayız gibi görünüyor ama bir bakıma bazı evrensel ilkeler çerçevesinde neredeyse kuantum dolanıklığında ikiz foton gibiyiz. Çok farklı kişiler olsak da beşerî olarak uyumluyuz, mesleki olarak birbirimizi tamamlayan bir karakterimiz var, birbirimize duyduğumuz güven sarsılmaz, Intecro idealine olan inancımız samimi; en başından bugüne kadar bu değerler hiç değişmedi, riske edilmedi. Intecro’yu bugünlere taşıyan kimyaya bakacak olursak bu saydıklarım önde gelen organik yapı taşlarıydı. En başa dönüp ayrıca süreçte yaşadığımız zorlukları düşündüğümde gerçekten delilik hâli ama çok değerli. Emin olduğum bir tespitim var; bence girişimciliğin en önemli ve asli unsuru, kurucu ortakların bir arada olmaktan mutlu olmaları, sırt sırta savaşmanın verdiği onur. Bu mutluluk ve onurlu birliktelik, konforlu zamanlarda değil; zorlukların, yoklukların içinde, savaş hâlinde bile değişmedi. Tabii ki sermaye, iş modeli, faaliyetler, pazar stratejisi, fikir, ürün, altyapı gibi birçok girdi girişimcilik süreçlerinde kritik önemde; hatta “iyi bir şeyi inşa etmek” ve “ilk anlarda birliktelikten keyif almak” kısmı da yetersiz. İnanın bana, girişimciliğin en hası; inşa edilen şeyi ilkelerden taviz vermeden sürdürmek ve tatsız zamanlarda bile bir arada bir şeyler yapmanın, birlikte zorluklarla boğuşmanın, sonuçsuz kalmanın, birlikte dünyayı değiştirmenin hayalini ve keyfini sürmektir.

INTECRO NASIL GELİŞTİ? GELİŞİM SÜRECİ HAKKINDA BİLGİ VEREBİLİR MİSİNİZ?

İş yaparken aynı zamanda bir dava adamı olmamız gerektiğini öğrendik.
Intecro’yu kurduğumuz 2010’lu yıllarda robotik, yeni nesil makine ve üretim teknolojileri alanı açısından yerli mühendisliğe duyulan güven oldukça sınırlıydı. Yaşadığımız önemli hatırayı anlatmazsam büyük vefasızlık yapmış olurum. Intecro ilk ticari projesini Erkunt A.Ş.’den almıştı. Yıl 2011’di; Ankara Ostim’de henüz küçük bir atölyede robotik temelli mühendislik faaliyetleri sürdürüyorduk. O zamanlar çok kişi bize “Siz aklınızı kaybetmişsiniz; gelişmiş ülkelerden almak varken Türkiye’deki hiçbir yatırımcı sizden böyle yüksek teknoloji sistemler almaz.” diyordu. Öyle olmadı! Erkunt A.Ş. motor bloğu üretimi yapacağı son teknoloji modern bir fabrika yatırımı yapıyordu. Tüm tezgâhları Japon ve Almanlardan aldıkları bir yatırımda Erkunt ailesi bize güven duyarak Türkiye’nin ilk “Yapay görme temelli robotik montaj/transfer sistemi” işini bize vermişti. Hatıranın asıl vurucu kısmına gelecek olursak; Erkunt’un o dönemdeki genel müdürü rahmetli Erdoğan Nas abi, işi bize verirken şöyle demişti: “Ali, bu çok önemli bir iş; daha önce bu nitelikte bir iş bitirmeniz yok, doğru dürüst finansal gücünüz yok ama yine de bu işi size vereceğiz. Neden biliyor musun? Çünkü bu işi Almanlara verirsek sadece görev adamı oluruz ama risk alıp size verirsek hem işimizi görür hem de dava adamı oluruz.
Bu bize çok büyük bir sorumluluk yükledi; öylesine çalıştık, öylesine savaştık ki bize güvenen kimseyi mahcup etmeden işi alnımızın akıyla bitirdik. Intecro serüveninde çok büyük düşünen insanlarla tanıştım; günlük ve anlık ticari meselelerden ziyade gençlere umut veren, yerli sanayimizi, mühendislik gücümüzü artıran dava sahibi insanlardı onlar. Mümin Erkunt amca, Erdoğan Nas abi, Zeynep Hanım, Yıldırım Bey, Zafer Bey, Semih Bey, Sedat Bey, Ferda Bey; daha ismini sayamadığım onlarca duayen. Sağ olanları saygıyla, ahirete göçenleri rahmetle yâd ediyorum; minnettarız.
Bir işi ne kadar istediğiniz önemli; güven vermek daha önemli; sözünüzde durmak, itibar kazanmak ise çok daha önemli. Bizler insanız; her ne kadar makine, emtia, eşya üretip alıp-satsak dahi insan insana güvenmez ise ticaret ve iktisat olmaz. Bu düstur yolumuza hep ışık tuttu; hâlen aynı şiarla hareket ediyoruz ve tüm ekibimizi bu yönde hizalıyoruz.

3-4-3 Hücum Formasyonuna Geçiş
Intecro, 2013-2015 yılları arasında yukarı yönlü ilk yüksek büyüme trendine girmişti. Bunda bizim iş yapış biçimlerimizi değiştirmenin payı çok büyüktü. Teşbihte hata olmaz; bir benzetme yaparsak artık temkinli iç paslar yapan futbol tarzını bırakıp hücum odaklı ve biraz risk alarak atak bir girişim stratejisi uygulamaya başladık. Meyvelerini verdi; ASELSAN, Erkunt, Ford, Hisarlar, MKE, MPG Vinç, Otokar gibi çok sayıda firmaya iş yapar konuma gelmiştik. Artık teknolojilerimiz sektördeki büyük sanayi kuruluşlarının üretim parkına girmişti. Bununla birlikte bazı standart robot ekipmanlarına duyduğumuz ihtiyacı gözeterek, robot ekipmanı üretmek ve yerlileştirmek üzere Robital şirketini kurduk. Robital 10 yıl içinde çok gelişti ve bugün 50 kişiye yakın bir iş gücü, 7.500 m² fabrika alanında yıllık 3500 ton üretim kapasitesi ile Türkiye ve dünyanın çeşitli ülkelerine katalog ürün olarak robot ekipmanı üreten bir konuma geldi.

Kimse fabrikasını satmak istemiyor.
2015 yılına geldiğimizde Sanayi Bakanlığı tarafından sağlanan, önemli bir akreditasyon olan “Teknolojik ürün deneyim yetkinliği” olarak görülen belgeyi almaya hak kazandık. Bu belgeyi almak üzere atıldığımız serüven, ortaya koyduğumuz vizyon ve çaba, standartlarımızı yükseltmemizde itici bir güç oldu. 2013-2015 yılları arasında hem büyüyorduk hem de birçok zorlukla karşı karşıya kalıyorduk. Ostim’de en büyük tesis alanları dahi m² olarak bizim için yeterli durumda değildi. Ostim içinde üç farklı lokasyonda dağınık ve verimsiz bir şekilde iş yapmaya çalışıyorduk; sıkışmıştık, artık her şeyin bir arada olduğu daha büyük bir alana ihtiyacımız vardı. Bir fabrika satın almak üzere karar aldık ve Kahramankazan’da kullanıma hazır fabrikalara bakmaya başladık. Büyük oranda banka yatırım finansmanı ve biraz da kendi bütçemiz ile satın almak üzere fabrika aradık. Sözü çok uzatmayayım ama ilginç bir şey yaşadık. Şöyle ki; her yerde onlarca satılık fabrika var, ölçek olarak 2000-3000 m² olan fabrikaların en pahalısına dahi yetecek yatırım bütçemiz de var; buraya kadar her şey normal. Sonra mülk sahipleri ile görüşmeye başlayınca anlaşma sağlayamıyorduk. Mesele fabrikanın bedeli değildi. Görüştüğümüz tüm satıcılar bizden kayıt dışı bir yol ile satın alma yapmamızı istiyordu. Fabrika müteahhitleri, rayiç bedel olarak tahsil edecekleri tutarın küçük bir kısmını bankadan yatırmamızı isterken fabrikanın bedelinin büyük kısmının ise çanta ile elden ödenmesini talep ediyordu. Bize sıra dışı gelen bu durum, inşaat yapanlar tarafından az vergi ödemek üzere sıklıkla başvurulan kayıt dışı bir yolmuş; biz de o dönemde karşı karşıya kalınca öğrenmiş olduk. Tüm fabrika satıcıları ağız birliği yapmış gibiydi; ölçeğimize uygun bulduğumuz, satış bedelinde anlaştığımız—hatırladığım kadarıyla altı ya da yedi—fabrika satıcısı, her şeyi yasal ve resmî yapmak istememiz gerekçesiyle bize satış yapmak istemedi. Diğer taraftan kurulduğumuz yıldan beri kuruşu kuruşuna vergisini ödemiş, kamusal sorumluluğunu yerine getirmiş bir firma olarak elden para vermek, kayıt dışı iş yapmak bize göre işler değildi; olanaksızdı. Belki inanması güç ama durum böyle olunca paramızla kullanıma hazır bir fabrikayı satın alamadık.
İnşaat işleri anladığımız bir konu değildi ancak şartlar gereği kolları sıvayıp 2015 yılında Akyurt sanayi bölgesinde bir sanayi arazisi aldık ve kendi fabrikamızın müteahhitliğini yapmak durumunda kaldık. Temeli, kabası, fabrika bileşenleri, mimarisi, altyapısı, tüm tesisatlar, ısıtma-soğutma… ne kadar bizim için gereksiz iş varsa öğrenmiştim. O dönemde gündüz Intecro’nun işleriyle, akşamları ise inşaat işiyle uğraşıyordum. Bizim en iyi bildiğimiz ve yaptığımız iş teknoloji ve makine üretmek iken birden bire inşaat işine girmek durumunda kaldık; çok fazla zorlandık, odağımızın dağıldığı bir dönemdi.

Fırsatlar uzayda serbest iyonlar hâlinde gezmiyor, zorluklarla birlikte hareket ediyor
Bir yıl gibi kısa bir sürede inşaat ve makine altyapı yatırımlarımızı tamamladık ancak 2016 yılında konjonktürel ve ekonomik olarak zorlu bir döneme denk geldik ve işlerin iptalleri, uzayan yatırım kararları bizi olumsuz etkiledi. Henüz yurt dışına açılmamıştık; tüm ticari varlığımız yurt içindeki dinamiklere bağlıydı. Aslında potansiyel fırsatlarımız çok fazlaydı ancak o fırsatlar uzayda serbest bulunmuyordu; deneyimlenmesi gereken bazı zorlukların içindeydi ve erişmek için zorlukların içine dalmanız gerekiyordu. Bu gelişmelere bağlı olarak şirketi finansal açıdan rahatlatmak adına yatırımcı deneyimi yaşamaya ve hiç deneyimlemediğimiz bir serüvene bayrak açarak yatırımcı ortak kararı verdik. O yıllarda melek yatırımcı, venture capital gibi ekosistemler yaygın değil; bugün olduğu gibi profesyonel yatırımcılardan bahsetmek mümkün değildi, nereye başvuracağımızı bilmiyorduk. 2016 yılında tamamen doğal akışında bir inşaat firması ile tanıştık ve yollarımız kesişti; Intecro’da ortak olduk. Ortaklığımız 2022 yılına kadar sürdü. 2022 yılında yatırımcı inşaat şirketinin hisselerini Intecro kurucu ortaklar olarak geri satın aldık. Karşılıklı iyi ilişkiler içinde ve onlara kazanç sağlayacak şekilde ortaklığı sonlandırdık. Bizim için öğretici bir deneyimdi. 2016-2022 yılları arasında kurumsal satışlarımız devam etti ve aslında stabil bir yapıda ilerledik. 2022 yılında hisselerin tamamını aldıktan sonra ne yapacağımızı biliyorduk; bir plan dâhilinde çok fazla ilerleme kaydettik. Ar-Ge ve teknoloji geliştirme faaliyetleri, daha aktif bir satış-pazarlama misyonu, yurt dışı pazarlara açılma girişimi, insan kaynağı değişimi ve gelişimi, inovasyon faaliyetleri, finansal yönetim kültürü, süreç yönetimi, kalite yönetimi, kurumsallaşma çalışmaları, ERP, CRM, PDM, PMU entegrasyonu gibi sayısız eylemi hayata geçirdik. 2022-2025 yılları arasında, üç-dört yıllık zaman diliminde bu eylemlerin çıktıları ticari sıçramaları ve büyümeyi getirdi.

YURT DIŞINA İŞ YAPIYOR MUSUNUZ? HANGİ ÜLKELERE İHRACAT YAPIYORSUNUZ? 2025 VE 2026 İHRACAT HEDEFİNİZ NEDİR?

Yurt dışı müşterisinde bir atış hakkınız var ve ıskalama şansınız yok; yoksa kapının önüne koyarlar.
Yurt dışında, 2016-2022 yılları arasında Intecro’nun cirosu ve ölçeği neredeyse stabil kaldı diyebiliriz. Güvenlik alanları içinde kalmaya yönelik korumacı bir dönemdi. 2018’de, görece çok küçük olsa da, ilk ihracatı gerçekleştirdik. Ancak herhangi bir yurt dışı fuar, etkinliğe katılmamıştık; herhangi bir yurt dışı iletişimimiz de yoktu. Müşteri bize internet ve sosyal medya üzerinden ulaşmıştı. Anladık ki biz yurt dışı müşterisine gitmesek bile teknolojimiz birilerinin dikkatini çekiyor ve bizi bulup bizden sistem alacak kadar cazip görüyordu; münferitte olsa bu bir göstergeydi. 2022’de şirketin ortaklık ve yönetim yapısında gerçekleşen köklü değişiklikler sonrasında yurt dışına büyük ataklar yaptık. ABD ve Almanya dâhil olmak üzere her yıl 4-5 yurt dışı fuarına katılır olduk. Dijital pazarlama ve B2B konusunda önemli yatırımlar gerçekleştirdik. Chicago’da Intecro Robotics Inc. ABD şirketini kurduk; ofis ve atölye açtık, ABD için yerel şirket satış ve servis ekibi istihdam ettik ve bir yıldır kendi ekibimizle var oluyoruz. Aynı hamleleri Almanya Münih bölgesinde bu yıl kasım ayı itibarıyla hayata geçireceğiz. Avustralya, Yeni Zelanda, İngiltere, İspanya, Çekya, Romanya, Hindistan, Suudi Arabistan, BAE, Malezya, Brezilya’da iş ortaklıkları tesis ettik. Bu adımlarla ihracatımız 20’den fazla ülkeye ulaştı. Bir ara ihracat ciromuzun %35’ine kadar yükselmişti ancak iç pazarlardaki büyümemiz görece ihracatın üstünde bir grafik sergilediği için 2022’den bugüne ihracatın cirodaki payı ortalama %15-20 düzeyinde bir seviyede seyrediyor. İhracat yaptığımız ülkelerin başında ABD geliyor; peşi sıra Kanada, Avustralya, Yeni Zelanda, Almanya, Çekya, Finlandiya, Fransa, Hırvatistan, İngiltere, İtalya, İrlanda, Litvanya, Macaristan, Sırbistan, Yunanistan, Azerbaycan, Hindistan, Suudi Arabistan, Malezya, Brezilya gibi ülkeler ağırlıklı. Bir konu var ki çok önemli ve değinmeden geçemeyeceğim; yurt dışı ticaretinde sadece bir atış hakkınız var, ıskalama şansınız yok. Gerçekten kalite, standart ve sözleşme koşulları çok önemli; bir yanlış yaparsanız müşteri kapının önüne koyar. Kalite, standartlar, akreditasyon gibi konulara adapte olmak için o kadar çok dayak yedik, o kadar iç mücadele verdik ki sadece o konuyla ilgili sıfırdan yüze yaşananlar yazılsa kitap olur; benim vaktim yok, kim yazar bilemem tabii.
Bizim spin-off şirketlerimiz de var. Robital’den bahsedeyim biraz. Robital, 7.500 m² fabrika alanında, çok sayıda robot ve CNC tabanlı üretim/işleme tezgâhı ile yıllık 3500 ton üretim kapasitesiyle katalogdan robotik ekipmanlarının üretim ve satışını gerçekleştiriyor. Yüzlerce varyant robot pozisyoner, robot slider ve gantry robot üretimi yaparak dünyaca ünlü robot markalarına eklemlenen destekleyici çevre birim üretimi gerçekleştiriyor. Robital, bildiğim kadarıyla dünyanın en geniş ürün gamına sahip şirketi ve üretim yönüyle en büyük kapasiteye sahip şirketlerinden biri konumunda. Robital, sektörün tüm standartlarına ve uluslararası kalite belgelerine sahip ürünlerini, dünyanın pek çok ülkesindeki Intecro benzeri şirketlere, entegratörlere, üretim hattı tesis eden firmalara ve neredeyse robotik departmanına sahip son kullanıcı müşterilere ihraç ediyor. Hâlen en iyi müşterisi Intecro gibi olsa da bu durum çok uzun sürmeyecek gibi görünüyor. Robital, Intecro’nun rekabet angajmanı içinde değil; tamamen özgür bir şirket ve bağımsız bir organizasyon. Stratejisi dâhilinde hâlihazırda Intecro’nun yerli yabancı rakipleri dâhil çok sayıda entegratör ve üreticiye robot ekipmanları satmaktadır.
Son olarak Metalworm firmamızdan bahsedeyim. Metalworm eklemeli imalat, yani endüstriyel metal 3D printer tezgâh ve teknolojisi geliştiriyor ve satıyor. Tezgâhlarımız savunma sanayi, havacılık, kalıpçılık, enerji, gemi, petrol-gaz endüstrisindeki bazı kritik parçaları WAAM tekniği ile üreten bir teknolojiye sahip. Bunu ilk defa biz yapmıyoruz ama sektörün pek çoğu toz yataklı sistemlerle yapıyor. Bizim makinelerimiz WAAM teknolojisine dayanıyor. Toz metalurjisine ve metodolojisine meydan okuyan bu teknik, geleneksel eklemeli imalat tekniklerinden daha uygun fiyatlı ve malzeme kalitesi açısından tartışmasız açık ara önde sonuçlar üretiyor. Makinelerimiz gaz altı kaynak teliyle, gaz altı kaynak yöntemiyle çelik, bakır, pirinç, alüminyum, İnconel, titanyum, paslanmaz gibi kaynak teli olan malzemelerle parça basıyor. Ülkemizde ROKETSAN, TUSAŞ ve NUROL gibi firmalarımız bu teknolojiyi Metalworm ile iş birliği içinde kullanıyor. Aynı zamanda Brezilya ve Malezya gibi ülkelere ihraç ediyoruz.
Metalworm henüz birkaç yıllık bir şirket ve Metalworm şirket olmadan önce iş fikri olarak 2016 yılında Intecro’da bir WAAM temalı Ar-Ge projesi olarak yeşerdi. Intecro kesintisiz olarak 2023 yılına kadar bünyesinde Ar-Ge programını sürdürdü; ürün ve teknolojiler geliştirdi. Intecro, satılabilir prototip ve inovasyon ürünleri ortaya çıktığında iş fikrinin ve ürünlerin Metalworm ismi ile şirketleşmesini destekledi, ekibini ayırdı. Bu şirketimizde de ekip, altyapı ve faaliyetler tamamen farklı ve özgündür. Intecro hâlen faaliyet serbestisi ile grup şirketi olan Metalworm’u desteklemeye devam ediyor.
Etki analizi olarak Metalworm ve Robital şirketlerini ele alırsak; Intecro’daki Ar-Ge ve inovasyon faaliyetlerinin, gerçek anlamda öncelikle ticari ürüne, sonra da talebin artması ve şartların olgunlaştırılması ile ana faaliyetten koparılarak özgür şirketlere dönüştüğü somut, ölçülebilir iki farklı ticari örneğidir. Intecro, bu iki şirketi var etme özelliğiyle de doğurgan karakterini ortaya koymuştur.

BAŞARI ADIMLARINDA ÖNEMLİ STRATEJİLERİNİZ NELERDİ?

Başarı diye bir şey yoktur; deney ve ilerleme vardır.
“Başarı ya da başarısızlık” tanım ve kavramlarına inanmıyorum ve anlamsız buluyorum. Ben hayatı, iş yaşamını bilimsel fazlarda olduğu gibi ilerlemeci bağlamda değerlendiriyorum. Sosyal yaşamı ise anı yaşamak, anı biriktirmek ve haz bağlamında görüyorum. Bana göre “başarı” hedefi, bireyde zorlayıcı bir benzetim oluşturuyor. Düşünsenize; başarısız olursanız toplumsal dışlanma, kazanımların kaybı, örselenme seçenekleri hep masada. Duygusal bir varlık olduğumuz gerçeği ile bu durum, birey olarak insanı olumsuz şekilde etkiliyor; bir türlü harekete geçilemiyor. “Ya başarısız olursam, ya başaramazsam, bu kadar başarıya ihtiyacım yok ki.” gibi iç sesler, harekete geçmeden önce her bireyi yiyip bitiriyor. Böyle olunca eylem ya hiç başlamadan bitiyor, ya zayıf başlıyor, ya ileri gittikçe geriye götürmeye hazır bir yay gibi gerilip geriye gitme potansiyel enerjisini artırıyor. Böyle olunca eylemin süreçlerinden herhangi bir aşamasında yaşanan ilk birkaç zorlukta vazgeçme oluyor, geri adım attırıyor; hatta başlanılan yerin de gerisine götürebiliyor. Oysa ki içine “başarı ve başarısızlık” diye bir kavram yerleştirmeden de büyük işler yapılabiliyor.
Hayatı, iş yaşamını bir deney laboratuvarına dönüştürdüğümüzü düşünün; eldeki imkânlar dâhilinde sürekli deney yapıyorsunuz. Sonuçlar tatmin edici değilse giriş koşullarını değiştirip hedefleri güncelleyip, “tüpleri karıştırıp” tekrar deniyorsunuz; imkân olduğu sürece tekrar deniyorsunuz; tekrar denemek için yaşamsal sınırlar oluşmadığı sürece tekrar deniyorsunuz ve netice kaçınılmaz şekilde tecelli ediyor. Tüm zorlayıcı süreçler, görünmez ufuklar, sonsuz olasılıklar denizi ve matematiksel karmaşıklık, bu irade, çaba ve kararlılık karşısında kifayetsiz kalıyor; bir de bakmışsınız hedef gerçekleşmiş! Sonra yeni hedef. Bence bu düşünce sistematiği çok işe yarıyor; en azından yıllardır ben bu şekilde hareket ettim. Problemi tespit ettiğim an hedef şekilleniyor. Kaynaklar, zorluklar, zaman, diğer girdiler; strateji, metot ve hedef bağlamında mantıklı, analitik bir plan kurguladığım an bir de bakmışsınız harekete geçmişim. Kimsenin beni harekete geçirmeye çalışmasını beklemediğim gibi, kimsenin beni harekete geçmekten alıkoymasına izin vermedim; kendi kendimi güdüleyerek süreçlere daldım. Gidişattan memnunum ama metot konusunda deneylerim sürüyor; kanunlaşmış değil.
Intecro’yu da bu mantıkla var ettik. Hedef, kaynak, zaman, SWOT analiz belli; ancak “illa ki başarılı olacaksın” ya da “yapacaksın yoksa mahvoluruz” gibi dramatik KPI’lar bizde yok. Intecro, deneysel gelişimi destekliyor. Yeni iş başı yapan arkadaşlarımıza, “İki aylık deneyiminizden sonra Intecro’da gelişimi destekleyen en önemli özellik nedir?” diye sormuş uzmanlarımız; pek çoğu “Intecro’nun hataya karşı toleranslı olduğunu” söylemişler (tabii ki bütçe/sınır/niyet ölçüsünde).
Deney yapmadan sonuç alınmayacağını, ekipler için hata yapmadan öğrenmenin çok zorlayıcı olacağını düşünüyoruz. Belki bu hatasızlık sadece bazı bireylere indirgenebilecek bir beklentidir. Ekipler, sosyolojiler; hata yapmadan öğrenemiyor, gelişemiyor. O yüzden katlanılabilir limitler dâhilinde, kontrollü ve deneysel hata toleransı olması gerektiğini ve sürekli bunun ölçüm ve denetiminin altında kalmasına odaklanıyoruz. İlerleme var mı? Varsa doğru yoldayız.
Intecro, örgütsel gelişim modelinin poetik versiyonu, üretken bir organizasyon idealinin temsilcisidir. Intecro ayrıca bilgi yönetimini ve örgütsel öğrenmeyi merkeze almış dönüştürücü bir sosyolojidir. Sosyolojimiz, süreklilik içinde Veri → Bilgi → Anlam → Bilgelik (Akıllı Sistem) → Davranış/Norm → Kültür dönüşümünü gerçekleştirir. Organizasyonumuz, verileri işleyerek bilgiye; bilgiyi işleyerek kararlı eylemlere, içi dolu anlamlara ve akıllı sistemlere dönüştürürken zamanla onları içselleştirerek davranış ve normlar geliştirir; normları yazılı kural ve kurumsal sistemlere, sonra da onları teknolojilere dönüştürür ve nihayetinde herkese ait olan bir kültür ortaya çıkar. Intecro, bir işletme olmasının ötesinde örgütsel gelişim modelinin poetik versiyonu, üretken bir organizasyon idealinin yeni nesil anlayışını temsil eder. Intecro, bu değer üretimi aşamalarında anlam fazından itibaren değer (ürün, hizmet, teknoloji, bilim) üretimini süreklilik içinde gerçekleştirir. Özetle; başarı diye bir şey yoktur, ilerleme için her zaman bir felsefeye sahiptik; daha fazla ilerleme için üzerinde çalışmaya devam ediyoruz.

Finans yönetimi candır
Finansal yönetim ve iktisadi ölçek teorileri, en temel işletme stratejimiz olarak işlevsel hâle geldi. Teknik, satış, operasyon önemli; ancak bunlar için gerekli kaynak yönetimi ve finans disiplini olmadan eski nesil defter ve muhasebe mantalitesi ile işler yürümez; yürüse de bir yere kadar gider ve tıkanır. Mesela IFRS ile uyumlu hâle gelemediyseniz, global şirketlere ve borsaya ticari olarak kendinizi anlatamazsınız. Özetle; dünya şirketi olmak istiyorsak finans yönetimi candır.

Tasarım ve pazarlama kavramları her iş kolu için gerekli olan iş yapış şekli, bir şuur ve bir tür modadır.
Tasarım bölümümüz vardı, kaldırdık; yerine ürün yönetimi bölümünü kurduk ve kapsamı genişlettik.
“Makine şirketinde ürün yönetimi olur mu?” Tabii ki olur; makineler, robotlar ürün değil mi? Pazarlama bölümümüz vardı, kaldırdık; yerine kurumsal iletişim ve ürün-hizmet iletişimi adıyla bölümler tesis ettik. İletişim Direktörlüğü çatısı altında faaliyeti genişlettik. Tasarım, pazarlama gibi bölümleri 2022 yılında kaldırmakla ne iyi ettik; zira bu kavramlar, bence bölüme indirgenemeyecek kadar her bölümün, her iş kolunun sahip olması ve kullanması gereken yetkinlikler. Bazıları geldi bana; “Satın alma bölümünde tasarım ve pazarlama olmaz.” dedi, ben de; “Neden olmasın, bal gibi olur.” dedim. Satın alma, tedarik zinciri gibi bölümler bence potansiyel tedarikçilerine ve iş ortaklarına sunum yapmalı; şirketin vizyonunu anlatmalı, tesisleri gezdirmeli, gelecek hedeflerimizi ve kapasitemizi doğru bir şekilde sunmalı; alın size pazarlama ve PR faaliyeti. Ayrıca satın alma yönetimi birçok incelik ve süreç tasarımı gerektirir. Mesela; satın almada çalışan biri en sonda yapılacak şeyi en başta yaparsa şirketine zaman ve para kaybettirir. İşte buyurunuz süreç ve strateji tasarımı. Bu örnekler çoğaltılabilir. Bundan yola çıkarak; insan kaynaklarından IT’ye, teknik bölümlerden proje yönetimine, idari işlerden muhasebeye kadar tüm bölümlerin işlerini pazarlama ve tasarım odaklı yapması gerektiğine kanaat getirdik. Bölümler tasarım ve pazarlama odaklı iş yapış şekline kavuşur; bu kavramlar ile bir şuur ve moda geliştirirler ise—pozitif anlamda söylüyorum—o şirkette hiçbir şey eskisi gibi olmaz.

AR-GE VE TASARIM MERKEZİNİZ VAR MIDIR? YENİ PROJELERİNİZ HAKKINDA BİLGİ VEREBİLİR MİSİNİZ?

Intecro, 5746 sayılı kanun kapsamında 2017 yılında Türkiye’nin 595. Ar-Ge merkezi olarak belgesini almıştır ve sekiz yıldır kesintisiz Ar-Ge merkezi konumundadır. Ar-Ge merkezleri hakkında bazı bilgileri sizlerle paylaşmak isterim. Şu anda Türkiye’de toplam 1357 adet Ar-Ge merkezi vardır. Her yıl Ar-Ge’ye en çok yatırım yapan Ar-Ge merkezleri için bir sıralama yayınlanmaktadır. Intecro Robotik, 1357 adet Ar-Ge merkezi arasında; 2022 yılında 66. sırada, 2023 yılında 27. sırada, 2024 yılında 84. sırada yer almıştır. Makine sektörü kategorisinde 169 adet Ar-Ge merkezi vardır. Her yıl Ar-Ge’ye en çok yatırım yapan “Makine Sektörü Ar-Ge Merkezleri” için bir sıralama yayınlanmaktadır. Intecro Robotik, makine kategorisindeki 169 Ar-Ge merkezi arasında; 2022 yılında 3. sırada, 2023 yılında 1. sırada, 2024 yılında 4. sırada yer almıştır. İş makineleri, tezgâh üreticileri ve diğer tüm sınıflardaki makine üreticilerinin dâhil olduğu makine kategorisinde ilk üçte yer alan sektörün lider Ar-Ge ve inovasyon şirketidir.
Intecro’nun Ar-Ge merkezinde çalışan onlarca mühendis, multidisipliner bir anlayışla inovasyon odaklı Ar-Ge faaliyetleri gerçekleştirmektedir. Bunun anlamı şudur: Biz, Ar-Ge sonucu elde ettiğimiz bilgiyi ürüne dönüştüren ve bu ürünü süratle pazara süren ve tutunduran, bundan ticari fayda elde eden bir şirketiz. Nitekim son yıllardaki bakanlıkların, kurumların, uluslararası araştırma otoritelerinin incelemeleri neticesinde elde ettiğimiz ulusal ve uluslararası derece ve ödüller bunun kanıtıdır.
Bazılarını paylaşmak isterim:
• I-Novo / Uluslararası Teknoloji Ödülü / 2016
• Kalkınma Bakanlığı / Teknoloji Ödülü / 2017
• Ankara Sanayi Odası / Yılın Ar-Ge Firması Ödülü / 2019
• Sanayi Bakanlığı / Verimlilik Kategorisinde 1.’lik Ödülü / 2023
• Ankara Sanayi Odası / Yılın Ar-Ge Firması Ödülü / 2024
• Avusturyalı “StartUs Insights” Vakfı, dünya çapında yaptığı araştırmada, 2023 ve 2024 yılları için şirketimizi dünya çapında takip edilmesi gereken ilk 10 girişim arasında 1. sırada gösterdi. (Metalworm)
• TOBB Türkiye 100 araştırmasında, Türkiye’nin En Hızlı Büyüyen 8. Şirketi Ödülü
(Yazılım firmaları hariç tutulduğunda, sanayi üretimi yapan 1. teknoloji firmasıdır.)
• TİM / İnovasyon Sonuçları Türkiye 2.’lik Ödülü / 2025
• ABD’li Inc. araştırma kuruluşu, şirketimizi Türkiye’nin en dinamik ilk 10 şirketi arasında 9. sırada gösterdi.
• Forbes Dergisi, Türkiye’de ilk 10 listesinde gösterdi.

BILINCH’li olmak lazım
Intecro ve grup şirketleri hâlihazırda; dijital ikiz teknolojileri, sensör füzyonu, yapay görü teknolojileri, yapay zekâ tabanlı kendi kendini programlayan robotik sistemler, yapay zekâ destekli proses teknolojileri, modüler robotik sistemler, WAAM ve lazer hibrit temelli eklemeli imalat teknolojileri, lazer proses teknolojileri, mobil kaynak robotları gibi henüz tüm küresel pazarlar için dahi çok yeni olan bu teknolojilerle donatılmış, yüksek standartlarda ticari ürünlere sahip durumdadır. Yeni nesil teknolojilere sahip ürünlerimiz pazarda üretken ticari sonuçlara dönüştü; bu inovasyon ürünlerinin satışlarımız içindeki payı %80’e varan bir orana ulaştı. Bu teknolojileri içeren üretim hatlarının iş tamamlama ve hak edişleri alınmış olup, müşterilerimizin fabrikalarında çalışır vaziyettedir.
Tescilli markamız olan ve “Bilinch” adıyla piyasaya sürdüğümüz makine zekâsı teknolojisine sahibiz. Bilinch; konvansiyonel endüstriyel robotik sistemlere çok özel yetenekler kazandıran donanım ve yazılımdan oluşan bir teknoloji. Çok sayıda robot markasının neredeyse tüm modellerine entegre olabiliyor. Bilinch, endüstriyel robotlara görme, analiz etme, hata ayıklama, görev kapsamında hesaplama, karar verme ve kendi kendini programlama gibi üst düzey ve akıllı yetenekler kazandıran hibrit bir teknolojidir. “Hibrit” diyoruz çünkü; robotik, endüstriyel kontrol, endüstriyel haberleşme, dijital ikiz, sensör füzyonu, proses araçları, yapay görü, çok sayıda akıllı algoritma, AI desteği ve optimizasyon teknolojilerinin bir arada çalıştığı multidisipliner bir teknolojidir.
Bu teknolojiyi daha somut bir örnekle anlatacak olursak; bir kaynak robotuna Bilinch entegre ettiğimizde robot, kaynaklı imalatı yapılacak iş parçalarını tarayarak analiz etme yeteneği kazanıyor; iş parçalarının dijital ikizini otomatik oluşturup kendi dijital dünyasına aktarıyor ve o ortamda parçanın neresine, nasıl ve hangi kaynak parametresi ile kaynak yapacağına karar veriyor. O iş parçası için tüm kaynak yollarını belirleyip, kaynak operasyonunun hesaplamasını kendi kendine yapıyor; sonra da kendi programını yazıp insan müdahalesine ihtiyaç duymadan yapay zekâ tabanlı olarak üretim görevlerini oluşturuyor. Artık robotumuz kaynak yapmaya hazır. İsterseniz start vermeden önce Bilinch’ten dijital ortamda bir simülasyon isteyebilirsiniz, inceleyebilirsiniz. Sıralamalara müdahale edebilirsiniz; kaynak yerlerini işaretleyerek, “İşaretlediğim yerlere kaynak atma.” diyebilir, ona işin özelleşmiş yönlerini öğretebilirsiniz. Bir sonraki seferde öğrendiklerinin bir anlamı olacağından şüpheniz olmasın.

Woow, geleceğe gelmişiz
Şu anda biz bu teknolojileri satıyoruz, çok sayıda müşterimize tesis ediyoruz ve müşterilerimiz bunları kullanıyor. Onlara memnuniyetlerini sorduğumuzda; “performanslarının %90’ın üzerinde olduğunu, eski yöntemlere göre %70’lere varan tasarruf ve verim elde ettiklerini, kalite yönüyle çok fayda sağladıklarını” bizlerle paylaşıyorlar. Bir müşterimizin sahasından edindiğimiz veriler ile ortak bir katılımla verimlilik ödüllerine başvurduk. Akademik heyetler ve uzmanlar müşterimizin sahasında bu iyileşmeleri ve sistemleri gördüklerinde gözlerine inanamamışlar. Heyetteki hocalardan biri şöyle demiş; “Woow, geleceğe gelmişiz.”

Her ne kadar bugün rekabetçi bir seviyeye sahip olsak da kendimizi geliştirmez isek 2-3 yıl içinde geriye düşeceğimizi düşünüyoruz. Bu yüzden elimizdeki teknolojik ürün gamını, Ar-Ge merkezi ve inovasyon yeteneklerimiz çerçevesinde geliştirmeye; piyasanın ihtiyaçlarını gözeterek 2-3 yıl sonra piyasaya çıkacak yeni versiyonları tasarlamaya; hâlihazırdaki sistemlerimizi yeni ürün varyantları ile çeşitlendirmeye odaklıyız. Ayrıca Intecro’nun AI, AR, DT, SF gibi yeni nesil teknolojileri ürünlerine dâhil ettiği, geniş kapsamlı “Makine Zekâsı Ar-Ge Programı” ve vizyonumuzdaki paradigma değişimini temsil eden ürünlerimizde de marka olarak kullandığımız “Bilinch” adını bir inovasyon programı olarak yürütmekteyiz ve bu inovasyon programı Intecro var oldukça var olmaya devam edecektir.

GELECEKTE NELER PLANLIYORSUNUZ? HEDEFLERİNİZ NELERDİR?

Intecro’da boğa trendi

2026 yılında toplam ciromuzu bugüne göre %25 artırarak, ihracatımızın ciromuzdaki payını %25-27 seviyesine çıkarmayı hedefliyoruz; sinyaller ve satış fırsatları bu hedefleri destekliyor. 2028 yılında ciromuzu bugüne göre %60 artırarak, ihracatımızın cirodaki payını %35’e ulaştırmak istiyoruz. 2030 yılında ise ciromuzu bugüne göre %200 artırarak, ihracatın cirodaki payını %60’a ulaştırmak istiyoruz. Tüm stratejilerimizi bu somut hedeflere göre kurmaya çalışıyoruz. Amacımız, boğa trendinde olan Intecro ve grup şirketlerini dikey ve yatay pazarlarda büyütürken, katma değerli teknoloji üretimini desteklemek, ülkemize döviz getirisi sağlayacak yüksek katma değerli teknoloji satışlarını büyütmektir.
Malumunuz “kilogram başına katma değer” veya “katma değer yoğunluğu”, üretim şirketlerinde kg ağırlık başına yaratılan ekonomik değeri gösteren önemli bir verimlilik göstergesidir. Bizde bu gösterge 10-50 USD arasındadır ve teknoloji çeşitliliğimize göre değişmektedir. Ürünün pazardaki değer yoğunluğu ise Intecro gibi robotik sistem üreticilerinde, ürünün teknoloji seviyesi ve mühendislik yoğunluğunu yansıtır. Bizim satışlarımızda yazılım ve donanım bir bütün olarak gerçekleştiği için sadece ürün olarak bakmak doğru bir yaklaşım değildir; zira bizde çalışan 200 kişinin 160’ı beyaz yaka ve 113’ü mühendistir ve bizdeki iş gücü maliyeti bir üretim şirketine oranla oldukça yüksektir. Ürettiğimiz teknoloji ve sistemlerin kg başına ürün değer yoğunluğuna (kg başına satış miktarına) baktığımızda ise bu oran 25-600 USD arasında değişmektedir. Kg başına katma değer, birkaç yıl öncesinde neredeyse bugünkü değerin iki katı düzeyindeydi; ancak son dönemde yaşanan enflasyonist ortam ve artan ekonomik baskılar, özellikle bizim gibi yoğun nitelikli iş gücü barındıran girişimler için epey zorlayıcı olmaktadır.

Şirketimiz, 2032 yılına kadar büyüme odaklı yatırım, sıçrama ve tüm stratejik adımlarını bir plana almıştır. Bu plan; başta ülkemizin ekonomik göstergeleri, ülkemizin ihtiyaç duyduğu malî yönelim ve teknoloji gereksinimi dikkate alınarak; dünyanın değişen düzeni ve teknolojik gelişmeler çerçevesinde ele alınarak iki yıl önce belirlenmiştir. 2032 yılına kadar makro hedefimiz; Amerika veya İngiltere borsalarında işlem gören, orijini ve ağırlıklı söz hakkı Türkiye olan çok uluslu bir şirkete dönüşmektir.

GENÇLERE, GİRİŞİMCİLERE VE SANAYİCİLERİMİZE NELER TAVSİYE EDERSİNİZ, VERİLECEK MESAJLARINIZ

Ben önce X ve Y kuşağına, profesyonellere, yöneticilere tavsiyede bulunmak istiyorum
Gençlere umut vermekten çekinmesinler, korkmasınlar. Onlarca üniversite gezdim; hâlen çok sayıda üniversite ve lise dâhil çok sayıda genç insanın içindeyim, onlara mentorluk yapıyorum; Roboder Younglab gençlik konseyimiz var, oralarda görüşüyorum, etkinliklerde buluşuyoruz. Evde de 16 yaşında bir kızım var. Onların ne istediğini biliyorum. İstedikleri şey; umut ve geri bildirim. Öncelikle ve hemen para veya kaynak vermenizi beklemiyorlar; çabasız, amasız, fakatsız hemen iş vermeniz gerekmiyor. Saatlerce sizi dinleyebilirler. Gerçekten ne istediklerini biliyorum ve onları haklı buluyorum. Onların öncelikle istediği şey, korkusuzca umut vermenizdir. Profesyonel hayata atılmış Y ve X kuşağına sesleniyorum; şikâyetleriniz, sorunlarınız, dertleriniz, tasalarınız bittiyse biraz yüzünüz gülsün ve lütfen gelecek ile ilgili gençlere bardağın dolu tarafını gösterin; onlara fırsatlar paylaşın, yol gösterici hedefler koyun. Gençlerin şu an en iyi yapabilecekleri şey; bir şeyin parçası olmak. Onları bir idealin, bir ekibin parçası hâline getirecek fikirler verin. Olup biten hakkında onlara geri bildirim verin. Özellikle kendileri ile ilgili, onlarla ilgili konularda lütfen başkalarına ve uzaya değil; onlara geri bildirim verin; içinize atmayın, “off pof” demeyin. Yönlendirin, bağ kurun, umut verin. Samimi olarak büyük çoğunluğu arada sırada umut istiyor; sürekli karamsarlığın çıkmaz sokağına itmeyin, çaresiz, seçeneksiz bırakmayın onları. Bakın göreceksiniz; bunu yapın, onlar kendi yollarını bulacak.

Gençler için ;
Acele etmemeye çalışsınlar; yaşamsal kodlarını değiştirsinler. Hayat YouTube değil; kaydırarak işler ilerlemiyor. Bir şeyi öğrenmek; o şeyi kullanarak problem çözmek, üretim yapmak ve derinlemesine geliştirmek ile ilgilidir. Kişi o şeyle ilgili üretim yapamıyorsa bildiğini veya öğrendiğini zannetmesi kendini kandırmaktır; bu aldatıcı bir histir. Hiçbir zaman umutsuz olmasınlar; gelişi güzel bir laf değil bu. Hayat büyük bir laboratuvar. Burada daha küçük lab’lar kurarak ya da birilerinin kurduğu lab’lar içinden kendine uyanı seçip, kendini üretken kılan bir deneyime, bir ekibin, bir fikrin parçası olmaya adasınlar. Para kazanmayı, eşya ve konfor sahibi olmayı deneylerin, deneyimlerin doğal sonucu olarak görmeleri gerekiyor. Daha da ilginç olanı ise her beş yılda bir beklentilerin ve kaygıların değişeceğini unutmamaları gerektiğidir. Böyle olunca neye sahip olduğun değil, neyi sürdürdüğün daha anlamlı oluyor. Eşya ve konforların değeri zamanla bitiyor. Ancak sevgi, saygı, paylaşım, aile, dostluk, dava edinme, yardımlaşma son derece sürdürülebilir ilişkiler ve konular bence.

Girişimciler ve Sanayiciler için ;
Yıllanmış girişimci ve sanayiciler eğer gerçekten hâlâ öylelerse zaten ne yapacağını biliyordur.
Yolun başındaki girişimciler mutlaka girişimciliğin kurallarını okusunlar, hafife almasınlar. Artık çok fazla kaynak var; tek tek söylemeye lüzum görmüyorum. Ayrıca iletişimin her şeyden kıymetli bir yetkinlik olduğunu göz ardı etmemelerini tavsiye ediyorum. Bu yazıda yeni girişimcilere çok fazla ipucu olacak anekdot paylaştığımı düşünüyorum.

Son söz;
Ben hâlen öğrenmeye devam ediyorum. Gençlerden, girişimcilerden, sanayicilerden, büyüklerimden, küçüklerimden, birlikte çalıştığım ekip arkadaşlarımdan, müşterilerimizden, iş ortaklarımızdan, rakiplerimizden, ev ahalisinden, mahallemden öğrenmeye devam ediyorum. Onlar benim umut kaynağım; onlara minnettarım.

Bu sohbet için size de ayrıca teşekkür ederim. Çok hayırlı bir amaca gönül vermiş biri olarak sizi ayrıca kutluyorum. Umarım muradımız hâsıl olur ve bir katkımız olur.