Modern elektroniğin kalbi İlk Transistör böyle doğdu.

Teknoloji dünyasında çığır açan transistör, dijital devrimin yapı taşı olarak kabul ediliyor. Eğer transistör denilen bir icat olmasaydı, bugün sürekli kullandığımız telefon, bilgisayar ve arabalar şimdi olduğundan çok daha farklı bir donanıma sahip olurdu. Bundan 20 yıl önceki bilgisayarlardan kat kat güçlü olan telefonların cebimize girmesini sağlayan şey de transistörlerin ta kendisi.

Transistör, 20. yüzyılın en büyük buluşlarından birisi olarak kabul edilmekle birlikte elektronik dünyasında çığır açan bir yenilik olarak görülüyor. İlk icat, aslında transistörün kendisi değildi ancak onun ana hatlarını oluşturuyordu. İlk patent başvurusu, bakır sülfürden oluşan üç elektrota sahip bir buluş yapan fizikçi Julius Lilienfield tarafından yapıldı.

Patentin verilmesinden 20 yıl sonra, dünyanın en büyük telefon şirketlerinden birisi olan Bell kuruluşları, bu icadı geliştirmeye başladı. Bell, John Bardeen ve Walter Brattain’den oluşan bir ekip kurdu ve ikili, radyo ve telefon sinyallerinin kontrol edilmesinde termiyonik adı verilen vakum lambalarının yerini alabilecek bir devre için çalışmalara başladı.

1947’de üç bilim adamı John Bardeen, Walter Brattain ve William Shockley, devasa kırılgan vakum tüplerini değiştirmek için durmadan, yorulmadan çalıştı. Birçok başarısız girişimden sonra devrim niteliğinde bir şey yaratmayı başardılar.

Henüz bir yıl geçmeden ekip yarı iletken olan germanyum elementinin ileride transistör adını alacak olan yükseltme devresi için kullanılabileceğini keşfetti ve hem fazla enerji tüketen hem de devasa yer kaplayan vakum lambalarının yerini daha küçük boyutlardaki transistörler aldı. Germanyum ve altından yapılmış, elektrik sinyallerini güçlendirebilen küçük bir cihaz. İlk Transistörü icat etmişlerdi.

Başlangıçta kimse bu küçük parçanın teknolojiye nasıl bir etkisi olacağını hayal edemedi. Ancak zamanla Transistör vakum tüplerinin yerini aldı. Elektronik cihazların boyutunu küçülttü ve modern elektronik çağını başlattı.

Transistör olmasaydı; başta Ay’a gidilemez, Uzay Çağı başlatılamazdı. Bİlgisayarlarımız, cep telefonlarımız, internetimiz ve dijital kameralarımız olmazdı. Örneğin cep telefonlarının içinde her saniye sessizce çalışan milyonlarca Transistör vardır.

En şaşırtıcı şey ise ilk Transistör bir avucun içine sığsa da, bugün Transistörler o kadar küçüldü ki milyonlarca Transistör tek bir mikroçipe sığabiliyor.