FARKINDALIK
Kullanmadığımız halde aldığımız onca eşya, ağzına kadar dolu buzdolapları, bitmek bilmeyen işleri bitirmeye çabalarken kaçırdığımız sosyal hayat, didinmek derken yaşamdan tat almayı unutuyoruz. Yapmamız gereken; aşırıya kaçmamak, kendini akışa bırakmak, kararında çalışmak, kararında yemek, kararında hareket etmek etrafımızda olanların farkında olmak.
Öncelikle kendimize, sevdiklerimize vakit ayırmayı, yaşadığımız alanı sade, zihnimizi serbest bırakan bir mekana dönüştürmeyi öğrenmemiz gerekiyor.
Zihin, hafızaya iz bırakmak ister.
Kalıcı olmak, unutulmamak ister.
Kendine özgü bir varlık hâlidir bu.
Leylakların kokusunu, rüzgârın yapraklarla fısıltısını, deniz sakinken kumlara değen dalganın çekilişini…Doğa, bize sadece görüntüler değil, fark edişin sessizliğini sunar.
Bu anlara dokunmak, varlığın özüne dokunmaktır.
Yaşamın küçük sürprizlerine gösterilen nezaket, insanın kendine saygısıyla ilgilidir.
Geçmiş, elbette değerlidir. Ama bugünü onurlandırmak, bir seçimden öte, bir varlık görevidir.
Şimdi, geçmişin yüküyle ezilmemeli; geleceğin belirsizliğine sığınmamalı.
Modern insan, şimdiki zamanı yitiriyor.
Sahip olduklarını unutup, sürekli ulaşamadıklarının peşine düşüyor.
Varlığa değil, eksikliğe odaklanıyor.
Oysa memnuniyet ve şükür, sahip olduklarının kıymetini bilmek,
yaşam sanatının inceliklerinden biridir ve farkındalıkla olur.
Mutluluk, bazen bir çocuğun gözündeki pırıltıda, bazen bir kuş cıvıltısında bazen de bir gülümsemede saklıdır.
Hayatın inceliği farkındalık bu sadelikte saklıdır.