GÜZEL DÜŞÜNEN HAYATINDAN LEZZET ALIR- Dr. İlhami Pektaş

İnsanı, diğer canlılardan ayıran en belirgin özellik aklını kullanarak düşünme yetisidir.  İnsan akıllı, düşünen, bilen, irade sahibi, özgür, sorumlu ve inançlı bir varlıktır. Bütün bu özelliklerden dolayı insan diğer canlılardan daha farklı ve özel bir yere sahiptir. İnsanı diğer canlılardan ayıran ve en güçlü yapan şey, akıl ve aklın ürettiği bilgidir. Bilgi ve akıl, güç demektir. İnsanoğlunu bütün canlıların içinde en üstünü yapan işte bu akıl yetisi ve onun ürettiği bilgidir. Bunun dışında insanı diğer varlıklardan ayıran diğer özellikler ise sevgi, merhamet, şefkat, cömertlik, vicdan,  adalet, sabır  vb. duygularıdır.

Kainatın yüce yaratıcısı diyor ki…

Kulum ben sana düşünme gücü verdim.

Sana sevme gücü verdim.

Sana muhabbet gücü verdim.

Sana hayal etme gücü verdim.

Sana yaratma gücü verdim.

Sana plan yapma gücü verdim.

Sana konuşma gücü verdim.

Sana gülme gücü verdim.

Sana dua etme gücü verdim.

Sana seçme gücü verdim

Sen benim en büyük mucizemsin ve Kaderinin tüm kontrolünü senin ellerine verdim.

Hal böyle iken acaba sen neden hep kaygı ve endişe içinde gününü ziyan eder,  Niçin “Kimse beni anlamıyor?”, “Kimse beni duymuyor?”, “ kimse beni sevmiyor”, “Niçin hep ben acı çekiyorum !”,  “Niçin hep beni buluyor”, “Hiç dostum yok ve yapayalnızım!”, “Zorluklarla baş edemiyorum!” ve “Artık gücüm kalmadı!” diyorsun? Kafasında hep kötü şeyleri düşünen, başına kötü şeylerin geleceğini hayal eden kimse, bununla Allah’a karşı haksız yere suizan yapmış olur.

Çağımızın en büyük psikolojik hastalıklarının çoğu hep gelecek kaygısı ve geçmiş üzüntüsü kaynaklı negatif düşünme alışkanlıklarından doğmaktadır.

Kur‘an-ı  Kerim’de Allah‘a dost olan ve Allah‘ın da kendilerine dost olduğu insanların geçmiş üzüntüsü ve gelecek kaygısından sıyrılmış olduğundan bunun için kulun Allah‘a güvenmesi ve imanın da bu güven ilişkisi üzerine kurulması gerektiğinden bahsetmektedir. Allaha güvenen kişiler hayır ve şerrin Allahtan geldiğine ve her işte bir hayır olduğunu bilirler.

Bizler en zor durumlarda bile Allah’a koşulsuz güven duygusu içinde ayakta sabırlı ve dimdik durabilmeli, yalnız ve sahipsiz olmadığımızı bilmeliyiz. Allah’a inanan ve gönülden bağlanan insanlar için hüzün ve ümitsizlik diye bir şey yoktur. Ümidimizin kaynağı sahip olduklarımız değil, Allah’tan gelen rahmet ve sevgi sayesindedir. Her türlü zorluğu kolaylığa, kötülüğü iyiliğe çevirecek ancak Allah’a yürekten bağlılık ve samimi inanç ile olabilir.

Her gün iki seçim hakkımız var.

Nefreti değil… Sevmeyi , Ağlamayı değil…. Gülmeyi, Yok etmeyi değil… Yaratmayı, Üzüntüyü değil… Huzuru, Vazgeçmeyi değil… Azmi, Acındırmayı değil….Yüceltmeyi,  Yaralamayı değil…İyileştirmeyi , Küsmeyi değil… Muhabbeti, Haksızlığı değil…Hakkaniyeti, Tembelliği değil…Çalışmayı, Haramı değil… Helal lokmayı, Ertelemeyi değil ….Yapmayı, Küçülmeyi değil…Büyümeyi,  Küfretmeyi değil. Dua etmeyi, Savaşı değil…Barışı, Ölmeyi değil…Yaşamayı seçmeliyiz.

Ne istersek bize o verilecektir.

Bir hadis-i şerifte “Ben kulumun bana olan zannı yanındayım.”(Buharî, Tevhit,15; Müslim, Tevbe) ifadesi kullanılmıştır. Yani kulum beni nasıl düşünüyorsa, benden neler ümit ediyorsa, bana nasıl bir ümit bağlamışsa, onunla öyle muamele görürüm. Büyük bir ümitle yüceler yücesi Yaratıcının rahmet kapısına gelenler genellikle boş dönmezler ve ne isterlerse kendilerine o verilir.

Ne demişler “Güzel gören güzel düşünür, güzel düşünen hayatından lezzet alır.”

#ilhamipektaş