MAKİNALARA MERHAMET AŞILAYABİLİRMİYİZ?
21. yüzyılda teknoloji tüm insanlık tarihinin toplamından kat kat fazla bir hızla gelişiyor. 30 yıl önce bu teknolojilerin yaşamımızın ayrılmaz bir parçası ve hatta bağımlısı olacağımızı söyleseler tüm bunların belki mümkün ama uzak bir geleceğe ait olduğunu söylerdik. Tıpkı bizden 80 yıl önce yaşayanların da bunları söylediğimiz dönemde kullandığımız teknolojilere şüpheyle baktıkları gibi. Bu gün ise hayal sınırlarımızı yine zorlayan, endişe ve merakla karşıladığımız ancak işaretlerine baktığımızda mümkün bir gelecek fotoğrafı var karşımızda Deniz altında ve uzayda seyahat normal… Ay’da oteller açılacak. Filmlerin hepsi animasyon olacak. Transparan duvarlar olacak. Aldığımız teknolojik aletleri yeniden tasarlayabileceğiz. Bulaşık yıkama ve saklama derdi ortadan kalkıyor. Tek kullanımlık cep telefonları hayatımızda. Vücudumuzda yeni organlar geliştirebileceğiz. Işınlanma gerçek olacak. Çoklu konuşmalar metin halinde kaydedilebilecek. Kasırgalar kontrol altına alınabilecek. Mucizevi robot kıyafeti; görünmez olabileceğiz. Çizimlerle etkileşim kurabileceğiz. Körlük ve sağırlığı ortadan kaldıran elektronik aletler gelecek. Göktaşlarıyla madencilik yapacağız. Televizyondakileri sadece görmeyecek, koklayacak ve dokunacağız. Arabalar şoförsüz seyredecek. İnsan ömrü uzuyor… Evrensel para birimi kullanacağız. İnsan zeka ve yeteneğinin baş döndürücü zaferi… Doğa kanunlarına, yeryüzü kurallarına ve hatta evrene meydan okuyan neredeyse hükmeden bir dünya..
Sanayinin 4. Devrimi… Peki gerçekten yaşanabilir bir dünya mı? Öyleyse teknolojik dönüşüm düzeyleri artarken temel insanlık sorunları neden büyümekte? Devrim yaratan teknolojilerin gelecekte insanlık yararına kullanılıp kullanılamayacağını cevaplayabiliyor muyuz? Endüstri dörtken yoksulluk sıfır mümkün mü? İnsanoğluna hiç sahip olmadığı kadar konfor vaat eden bu baş döndürücü ilerleyiş, insanca, insanlarla, insan için midir? Sanayi 4.0 dünyasının bilimi, doğruyu yanlıştan, ekonomisi faydalıyı zararlıdan ayırabilecek mi? Adaleti zulümden ayıran bir hukuk, güzeli çirkinden ayıran bir sanat, iyiyi kötüden ayıran ahlakıyla Sanayi 4.0 Devrimi insanlığın yükselişinde de bir devrim olabilir mi?
“Gözlerim hiçbir insanın görmemesi gereken şeyleri gördü. İyi eğitilmiş ve yetiştirilmiş mühendislerin inşa ettiği gaz odaları, iyi yetiştirilmiş doktorların zehirlediği çocuklar, işini iyi bilen hemşirelerin vurduğu iğnelerle ölen bebekler, lise ve üniversite mezunları- nın vurup yaktığı insanlar. Eğitimden bu nedenle kuşku duyuyorum. Sizlerden isteğim şudur. Öğrencilerinizin insan olması için çaba harcayın. Çabalarınız bilgili canavarlar ve becerikli psikopatlar üretmesin. Okuma yazma, matematik, çocuklarınızın daha fazla insan olmasına yardımcı olursa ancak o zaman önem taşır.”
Peki teknoloji iyiliğin nesi olur? İnsanlar savaşta ölmeyecek ama robotlar hala savaşıyor olacak mı? Makinalar derdini dinleyebilir hatta cevap da verebilir. Peki paylaşabilir mi? Düşeni kaldıran robotlar mümkün ama teselli edebilir mi? Bizi bizden iyi tanıyan robotlarla cenazemizde helalleşebilir miyiz? Karanlık fabrikalar bizim için çalışırken kalan vaktimizi insanlık için harcayacak mıyız? Yoksa bizim için ‘Mahlukata şefkat’ sosyal medyada bir beğeni; ‘Yaradana tazim’, mübarek günlerde atılmış bir toplu mesajlardan ibaret mi olacak? Peki giyildiğinde yan komşumuzun aç uyuduğunu haber veren giysiler üretebilecek miyiz? Veri madencileri yoksulluk sınırına yaklaşmış aileleri tespit edip yardım götüren robotlara alarm gönderebilecek mi? Bombaları saf dışı eden kalkanlar yapabilir miyiz? Sokak hayvanlarını besleyen akıllı şehirler mümkün mü? Makinalara merhamet aşılayabilir miyiz? Her harcamada yoksullarla paylaşan kredi kartları kullanabilecek miyiz? Mümkün mü? İnsan tarafından, insanlarla, insan için teknoloji Mümkün… Sen yaparsan mümkün… İçine iyilik koyarsan, teknoloji senin iyilik meleğin olur… Ve şüphesiz dünyayı iyilik değiştirir.
* Alman bir okul müdürünün her eğitim yılı başında öğretmenlerine gönderdiği bir mektuptan.
KAYNAK: Gülnaz Karaosmanoğlu/Ostim Vakfı Müdürü