BETONLAŞAN ŞEHİRLER- İlhami Pektaş.
“İnsanın maddi ve manevi gelişiminde en yakın medeni çevresi şehirdir. İnsan çevresini, çevresi de insanı geçmişiyle geleceğiyle, mevcut hali ile kederiyle, üzüntüsüyle, tasasıyla her şeyi ile etkiler. Nasıl insanların ruhu varsa, şehirlerinde bir ruhu ve kimliği vardır. Ama;
Ankara, İstanbul gibi büyük şehirlerimiz hızla betonlaşıyor. Korkarım yakında bahçesinde büyüdüğümüz o yeşil gecekonduları bile arar hale geleceğiz.
Geçenlerde Ankara-İstanbul seyahatim sırasında İstanbul ve Ankara’yı hem havadan hem de karadan inceleme fırsatım oldu. Sonuç olarak her taraf beton yığını olmuş, şehrin merkezinde yeşil alan kalmamış.
Havaalanından merkezdeki iş yerine gelinceye kadar;
– En ufak bir yağmurda patlayan borular, kanallar, kapanan yollar ile sele teslim olan plansız ALT YAPISIZ BİR BETON YIĞINI,
– Her taraf alt-üst geçit, Trafik keşmekeş, yolda araç ile hareket etmek neredeyse mümkün değil, Trafikte harcanan zaman ve yakıt israfı…
– Şehrin bu yeni imajı yükselen beton yapılarla inşaat alanına dönmüş, 12- 40 katlı yüksek binalar…
Sonuç olarak ;
Maalesef 5 -10 yıl sonra trafiği yetmeyen, otoparkları olmayan bu dar ve sıkışık caddelerde artık araçlarınıza binemeyeceksiniz.
5-10 yıl sonra yeşil alan kalmayacağından akciğersiz kalan bir şehirde hava alamayacaksınız,
Üstelik bu plansız beton şehirlerde planı olmayan, alt yapısı olmayan, caddeleri dar yerleşim alanlarında oturacağınız 4 duvarın borcunu ödemek için bir ömür boyunca çalışmak zorunda kalacaksınız.
Her tarafı beton yüksek katlı alt yapısı yetersiz ve plansız bir şehir yapılaşması,
Tamamen rant ve maddiyata dayalı Ruhsuz ve kimliksiz şehirler,
Dört duvar satın almak için aşırı borçlanan koca koca ömürler….
Yazık oluyor bizlere ve şehirlerimize….