TÜRKİYE’NİN MİLLİ İÇECEĞİ ÇAY HAYATIMIZA NASIL GİRDİ!
Bugün çaysız bir Türkiye düşünmek neredeyse imkânsız. Oysa yaklaşık 100 yıl önce Türkiye’de bugünkü anlamıyla yaygın bir çay kültürü yoktu.
Sabah kahvaltısından esnaf dükkânına, iş yerinden misafirliğe kadar hayatımızın her yerinde olan çayın Türkiye’de kitlesel üretim ve tüketim hikâyesi aslında yaklaşık bir asırlık.
Osmanlı döneminin güçlü sıcak içeceği kahveydi.
Kahvehaneler yüzyıllar boyunca toplumsal hayatın merkezindeydi. Üstelik önemli kahve üretim ve ticaret merkezlerinden Yemen de uzun süre Osmanlı coğrafyasının parçasıydı.
Ancak 20. yüzyılın başındaki savaşlar ve siyasi dönüşümler tabloyu değiştirdi.
Yemen’in Osmanlı hâkimiyetinden çıkmasıyla eski kahve tedarik düzeni ortadan kalktı.
Yeni kurulan Türkiye Cumhuriyeti açısından önemli bir ekonomik problem vardı:
Kahve Türkiye’de ticari ölçekte yetiştirilemiyor ve ithalat için döviz gerekiyordu.
Peki kendi topraklarımızda yetiştirilebilecek alternatif ne olabilirdi?
ÇAY!
Türkiye’de çay yetiştiriciliği fikrinin geçmişi Cumhuriyet öncesine uzanıyor.
1917’de ziraat uzmanı Ali Rıza Erten, Batum çevresindeki üretimi inceleyerek Doğu Karadeniz’in çay yetiştiriciliğine uygun olabileceğini değerlendirdi.
Cumhuriyet döneminde ise bu fikri hayata geçiren en önemli isimlerden biri Zihni Derin oldu.
Kısacası:
Ancak bugün çayla özdeşleşen bölgedeki çiftçiler bile başlangıçta bu yeni ürüne hemen yönelmedi.
Çünkü çiftçi açısından önemli bir soru vardı:
“Üretirsem kime satacağım?”
1924’te çıkarılan 407 sayılı kanun, Rize ve Borçka çevresinde çay dahil bazı ürünlerin yetiştirilmesinin desteklenmesi açısından önemli adımlardan biri oldu.
Bir anlamda çiftçiye:
denilmiş oldu.
Artık yalnızca çay yetiştirilmiyor, endüstriyel ölçekte işlenebiliyordu.
1950’lerden itibaren yerli üretim büyüdükçe çayın Türkiye genelinde erişilebilirliği de arttı.
Ve birkaç on yıl içerisinde inanılmaz bir kültürel dönüşüm yaşandı.
Derken;
gündelik hayatımızın sembollerine dönüştü.
Bugün Türkiye, kişi başına çay tüketiminde dünyanın önde gelen ülkeleri arasında gösteriliyor.
Fakat buraya yüzlerce yıllık kesintisiz bir kitlesel çay kültürüyle değil, büyük ölçüde son 100 yıl içerisinde yaşanan olağanüstü bir dönüşümle geldik.
Doğru coğrafya + üretim teşviki + sanayileşme + erişilebilirlik + tüketici alışkanlığı = Yeni bir pazar ve kültür.
BİR TARIM POLİTİKASI, ZAMANLA BİR ÜLKENİN KÜLTÜRÜNE DÖNÜŞTÜ.

