TÜRKİYE EKONOMİSİNE ÇİN TEHDİDİ
Çinli şirketlerin, devlet sübvansiyonları, uzun vadeli kredi ve insan haklarına aykırı istihdam politikalarıyla ürettikleri mallar tüm dünyayı istila ediyor. Türkiye’nin 2025 yılındaki 92,9 milyar dolarlık dış ticaret açığının yaklaşık yarısı Çin’le yapılan ticaretten kaynaklandı.
Türkiye’nin yerli üretim gücü, Çin’in tüm dünyayı saran ticari istilasının karşısında zor durumda kalıyor. Dünya Ticaret Örgütü’nün kurallarına aykırı hareket etmekle suçlanan ve sıklıkla birçok ülkede soruşturmalara uğrayan Çinli şirketlerin, küresel ekonomiyi sarsan etkisi durdurulamıyor.
Çinli firmaların teknolojik dönüşüm ve lojistik hakimiyetiyle global çapta el atmadığı sektör kalmazken, bu devasa ekonomik genişleme, Türkiye gibi bölgesel üretim ve lojistik üssü olma vizyonuna sahip ülkeler üzerinde ciddi baskı oluşturuyor.
2024 yılı verilerine göre, Çin’e ihracatımız 3,4 milyar dolar, ithalatımız ise 44,9 milyar dolar seviyesinde iken 2025’te Çin’den ithalatımız 50 milyar dolara dayandı. Dış ticaret açığımızın yarıdan fazlası Çin kaynaklı. Bu devasa ticaret açığını dizginlemek ve yerli sanayimizi korumak amacıyla ithalatı caydırıcı önlemlerin biran önce artırılması gerekiyor.
ULUSAL SANAYİMİZİ KORUMAK İÇİN ACİL ÖNLEM ALINMALI
Ucuza ithal edilen her ürün; Çin sermayesini beslerken, yerli üreticiye zarar veriyor, ülkemizde tesislerin kapanmasına ve işsizliğin artmasına neden oluyor. Bu nedenle Yerli üreticilerimizi, Türkiye’de üretilebilen ancak haksız rekabet nedeniyle ithalatı tercih edilen ürün gruplarında korumacı bir kalkan oluşturarak korumalı, istihdamın azalmasına ve döviz çıkışına engel olmalıyız.
Yerli üreticiyi teşvik edip, ithalatı caydırıcı vergi önlemleri alınması şart. Çin istilasına karşı uygulanacak gümrük tarifeleri hazineye gelir sağlarken, bu ürünlerin sınırlarımızdan kolay girişini de engellemiş olacaktır. ABD ve AB gibi ülkeler, Çin istilasını önlemek için tarifelerle yüksek gümrük duvarları örüyor. Ulusal ekonomisini korumak isteyen birçok devlet, bu ülkeyle rekabet etmek yerine devlet politikası ile farklı ithalat kısıtlamaları uygulayıp, yerli üreticisini koruyor. Bu kısıtlamaları sadece bitmiş ürünlere değil, aynı zamanda ham madde ve ara malı ithalatına da uyguluyorlar.
Biliyoruz ki Çin’in uyguladığı ucuz mal stratejisi sadece bir aldatmacadır. Çinli şirketlerin, arkalarına Çin devlet desteğini alarak uyguladığı en tehlikeli politika; rakiplerini yok ederek piyasayı ele geçirdikten sonra tekrar fiyat yükselterek ülke ekonomilerini ele geçirmektir. Bu riski fark eden ABD, uyguladığı tarifeler sayesinde Çin karşısında verdiği ticaret açığını geçen yıl yaklaşık yüzde 32 azaltmayı başardı. AB ülkeleri de Çin tehlikesine karşı devlet politikaları geliştirmeye başladı. Bizim de Çin tehlikesine karşı bir an önce gerekli tedbirleri almamız gerekiyor.