“ŞEYTAN İŞİ”

Günlerden bir gün şeytanın yolu bir köye düşmüş. Keyfi yerinde olan şeytan sırtını bir ağaca dayamış ve buzağısı kazığa bağlı ineğini sağan genç bir kadını uzaktan izlemiş. Şeytan kadını epeyce izledikten sonra yerinden kalkıp kazığa bağlı buzağının ipini biraz gevşetmiş.
Anne sütüne hasret buzağı bu az ötede annesinin sütünün kovaya sağılmasını aç karnına izlemeye daha fazla dayanamamış debelenmiş ve boynundaki ip çözülmüş.
Hemen koşarak annesini emmeye giden buzağı süt sağan kadının önündeki süt kovasını devirmiş. Sağdığı süt ziyan olunca sinirlenen genç kadın eline geçirdiği odunu buzağıya vurunca yavru yere yığılmış(1).
Yavrusuna saldırılan inek kayıtsız kalamayıp bir tekmede kadını yere serip kanlar içinde ölmesine sebep olmuş(2). Uzaktan geçmekte olan kadının kayın pederi, ineğin gelinini öldürdüğünü görünce hemen tüfeğini alarak ineği vurmuş(3). Silah sesini duyan koca, karısını yerde kanlar içinde cansız yatar vaziyette ve babasını da elinde tüfekle görünce silahını çekip babasını öldürmüş(4). Kısa bir süre sonra gerçeği öğrenen genç adam, bu kadar acıya dayanamayarak vicdani rahatsızlık ile intihar etmiş(5).
Bütün bu olayları ağaca sırtını dayayarak geriden izleyen şeytan;
“BU FELAKETİ DE ŞİMDİ HEMEN BANA YÜKLERLER, BUZAĞININ İPİNİ GEVŞETMEKTEN BAŞKA BEN NE YAPTIM ŞİMDİ” demiş.
Evet; Olayları sakince düşünmeden ve incelemeden, ani kararla ve sinirle hareket edildiğinde olaylar zinciri birbirini nasıl tetikliyor görüyorsunuz. Bu bir hikaye ama her an gerçekleşmesi de mümkün.
Bu nedenle düşünmeden, olayları incelemeden sinirle hareket etmeyelim, sinirlendiğimizde 5-10 dakika ortam değiştirerek empati yapalım. Herkesin kendince haklı olduğu bir husus olduğunu düşünelim. Kesinlikle karşımızdakinin onurunu kıracak söz ve davranışlardan kaçınalım.
Ne demiş atalarımız : ÖFKEYLE KALKAN ZARARLA YERİNE OTURUR.