MİSAFİRSİN EY GÖNÜL…

Hazreti Ebubekir yolda giderken bir ceviz için kavga eden çocukları görür ve aralarına girer.
– Durun, ben ikinize de pay edeyim der…
Cevizi kırar ve içi boş çıkar.
Mübarek çocuklara döner:
Biliyor musunuz, çocuklar …
“Uğruna kavga ettiğiniz, kalp kırdığınız dünya bu işte”
İnsanlar üç kuruşluk mal, mülk için kavga ederler,
birbiri ile küserler, kalp kırarlar, hak yerler, haram yerler…
Ama bilmezler ki dünyanın kendisi yalan, kendisi boş….
Misafirsin bu dünyada. Misafirliğin tadını çıkar.
Ne kimseye bir sitem et, ne de kin ve düşmanlık besleme..
Ne bir kimsenin kalbini kır, ne de üzülmesine vesile ol…

Bu nedenle;

Hiç Bir Şey İçin ”BENİMDİR” Deme,

Sadece de Ki;
Bir müddet ”YANIMDADIR”
Çünkü Ne Eş,
Ne Çocuk,
Ne Ev,
Ne Makam,
Ne Ünvan,
Ne Araba,
Ne Altın ,
Ne Toprak ,
Ne Sevgili ,
Ne Hayat ,
Ne Ölüm ,
Ne Huzur ,
Ne de Keder…
Daima Seninle Kalmaz..
Birisi Hz. Ali’ ye geldi ve;
O kadar dertliyim ki sıkıntıdan ölüyorum dedi.
Hz. Ali; İki soru soracağım, cevabını verip dermanını bulacaksın.
Birincisi Dünyaya geldiğin zaman bu dert seninle mi geldi.?
İkincisi Dünyadan giderken bu dert seninle olacak mı.?
Ne demiş Mevlana :
Misafirsin bu hânede ey gönül,
Umduğunla değil bulduğunla gül,
Hâne sahibi ne derse o olur,
Ne kimseye sitem eyle, ne de üzül…
Dr.İlhami Pektaş