MİLLİ MÜCADELE’NİN GİZLİ KAHRAMANLARI: İMALAT-I HARBİYE
Osmanlı Devleti’nde harp malzemeleri üretimini sağlayan tesisler, II. Mahmut döneminde Tophane Müşiriyeti şeklinde düzenlenmiş, 1909 yılından itibaren İmalât-ı Harbiye Müdüriyeti olarak anılmaya başlamıştır. Mondros Mütarekesi’nin imzasından sonra İstanbul’daki İmalât-ı Harbiye Umum Müdürlüğüne bağlı fabrikaların, askerî amaçlı üretimleri durdurulup; ticarî üretime başlamışlardı. İstanbul’un müttefikler tarafından fiilen işgal edilmesi sonucu buradaki silâh ve mühimmat fabrikalarının çalışmaları, tamamen sona ermişti. Bu durum, Millî Mücadele’de silâh ve mühimmat temini açısından büyük bir sıkıntı meydana getirmişti.
İstanbul ve civarındaki askerî fabrikalarda askerî malzeme üretimi durduktan sonra Eskişehir’deki demiryolu fabrikasında rayların eritilmesi suretiyle top kamaları dökülmesi, Yahşıhan’da küçük bir atölyede İngiliz fişeklerinin değiştirilmesi, Antep’te şehir içinde el bombası ve piyade fişeği yapılması, Maraş’ta açılan bir atölyede elbise ve benzeri ihtiyaçların karşılanması gibi muhtelif imkânlar harekete geçirilerek askerî ihtiyaçların teminine çalışılıyordu.
Millî Mücadele esnasında Türk ordusunun elinde Osmanlı yapısı silâhların yanı sıra Alman ve Rus silâhları ile bir miktar da İngiliz ve Fransız yapısı silâhlar vardı ve bu silâhların mermileri ve parçaları birbirine uymuyordu. Milli mücadele sırasında, uzun yıllar mevcut silâhların tek tipe çevrilmesi, böylece cephane açısından birliğin sağlanması çalışmalarına ağırlık verildi.
Ankara’da yeni bir İmalât-ı Harbiye Umum Müdürlüğü ve Eskişehir’de Batı Cephesi Komutanlığı bünyesinde bir İmalât-ı Harbiye Müdüriyeti kuruldu. İmalât-ı Harbiye Umum Müdürlüğünün kuruluşunun asıl gayesi, ihtiyaç duyulan silâh ve mühimmatın yurt içinde imalini gerçekleştirebilecek bir millî harp sanayiinin mevcudiyetini sağlamaktı.
İlk anda İstanbul’dan Anadolu’ya getirilebilen tezgâhlar ve ustalar marifetiyle Ankara, Keskin ve Eskişehir’de küçük çapta silâh fabrika ve tamirhaneleri kuruldu. Bu tesisler, Millî Mücadele’nin sonuna kadar Türk ordusunun ihtiyaçlarına cevap vermeye çalıştı.
1921 yılında mevcut imkânlarla kurulan Ankara Marangoz Fabrikası ve Gazi Fişek Fabrikası, harp sanayii sahasında tesis edilen ilk fabrikalar oldu. Daha sonra harp sanayii tesislerinin bir bütün halinde aynı alanda Kırıkkale’de tesis edilmeleri kararına varıldı.
Bu müessese, 1930 yılından itibaren Askerî Fabrikalar Umum Müdürlüğü adını alarak, 1950 yılında Makine ve Kimya Endüstrisi Kurumu Genel Müdürlüğü şeklinde yeniden düzenlendi.
Milli Mücadele sırasında adı duyulmayan, ama ordu için çok önemli işler yapmış kahramanlar vardı. Ordunun tüm araç ve mühimmat ihtiyacını karşılayan İmalat-ı Harbiye bunlardan biriydi.
İmalat-ı Harbiye, Osmanlı’ya savaş malzemeleri üretmesi için kurulan bir endüstriydi. Burada çalışan binlerce işçi Zeytinburnu, Tophane, Kırkağaç ve Bakırköy’de harıl harıl ordunun ihtiyaçlarını gideriyordu. Tophane Fabrikaları olarak da bilinen İmalat-ı Harbiye, Osmanlı’nın silah ve mühimmatını üretmekle görevliydi.
Ordu makine ve tamir sanayii, İmalat-ı Harbiye Mektebi denilen askeri sanayi okulu elemanlarıyla, İmalat-ı Harbiye fabrikalarının, çok genç yaşlarda alıp yetiştirdiği işçi ve ustalarla besleniyordu. Yetişkin elemanlarının bir kısmı askeri rütbeli, bir kısmı sivil olmakla beraber, kıdeme, sanat bilgisine dayanan bir hiyerarşi içinde rütbeler verirdi.
Ahmet Akar işte bu ustalardan biriydi. Çıraklıktan yetişmişti. Milli Mücadele’nin en sıkışık günlerinde Eskişehir’e, Ankara’ya, Adapazarı’na ve her taşındığı yere takımlarını, tezgahlarını da taşıyıp her gittiği yerde de bunları harekete geçiren İmalat-ı Harbiye ustalarından biriydi.
Ahmet Akar, Milli Mücadele başlarken Eskişehir Demiryolu atölyesinde çalışıyordu. Milli Mücadele başlamıştı. Kamasız toplar vardı. Bunlara kamalar yapılacaktı. Fakat kama yapabilmek için demiryolu atölyesinde ne malzeme, ne bu iş için tesisler vardı. İki İmalat-ı Harbiye subayı da işe katıldı. Torbalarından işçi gömleklerini çıkarıp, bu işler için pek de uygun olmayan şahmerdanın başına geçtiler. Sonunda 10.5-22 çapında ilk kama yapılmıştı. Kama topa takıldı ve kırda tecrübe atışları yapıldı.
Sonra seri üretime geçildi. 7.5’luk Krupp cebel, 7.7’lik Erhard cebel toplarının kamaları üretildi. Kama ve nişangahlarda yeni sonuçlar alınıyor, sonra sıra 15-17 santimlik top kamalarının üretimine başlanıyordu.
Ahmet Akar : “Gürleyen top sesleri bütün yorgunluklarımızı unutturuyordu…”
