MABEL ÇİKOLATA MARKASININ DOĞUŞU

Yıl 1947…

İki cesur girişimci Mihail Payotis ve Haralambos Küçük Anastasiadi, Türk damak tadına uygun, leziz ve prestijli bir çikolata markası yaratmak için yola çıktılar. Küçük, mütevazi imalathanelerinin yeri hazırdı.. İstanbul Karaköy.

Üretim için her şey tamamlandı, artık düğmeye basılabilirdi. Ama bir soru işareti iki genç girişimcinin zihninde belirdi.

Markanın ismi ne olacaktı? Ambalaj çalışmalarının yapıldığı bir gün beklenen yanıt geldi.

Son hazırlıkları gözden geçiren ortaklardan biri konuyla ilgili görevlendirilmiş siyahi genç kızın yanına giderek: “ Firmamıza bir isim gerekiyor, bu konuda bize yardımcı olur musun?”

Fransız asıllı grafiker kız, “ Sorunuzla çok gururlandım, teşekkür ederim. Çikolatalarınız çok lezzetli ve güzel. Fransızcada ‘güzelim’ anlamına gelen Mabel’e ne dersiniz?” diye yanıt verdi.

Önerilen ismin iki girişimci tarafından çok beğenilmesiyle birlikte “Mabel” markası doğmuş oldu. Markaya ismi veren grafiker kızın temsili resmi ise “ Mabel” in ambalajlarını süsledi.

Markanın büyük dönüşüm hikayesi Ahmet Tatlıcı tarafından 1981 yılında satın alınmasıyla yaşandı. Mabel çikolatalarının bugünkü lezzetine ulaşması için 10 yıllık bir hazırlık süreci yaşandı. Önce teknoloji ve ambalaj alanındaki küresel gelişmeler Mabel’e entegre edildi. 1992 yılına gelindiğinde ise Mabel; ağırlıklı olarak Belçika ve İsviçre tatlarıyla harmanlanan özel çikolata reçetesine kavuşarak çikolatada lezzet devrimine imza attı.

Bugün kalite ve çeşitte yükseltilen çıta ile ürün gamını 500’e çıkaran Mabel; geleneksel çikolata anlayışını son teknolojiyle üretimini yaptığı bantlardan büyük küçük herkesin evlerine, sıcak gülüşlerine, kısaca hayata taşıdı.

Bugün işadamı Ahmet Tatlıcı’nın vizyonuyla üretim hayatına devam eden Mabel Çikolata’nın logosu halen ilk günkü halini korumaktadır.

Bunun yanında Mabel sakızları da, İstanbul’da seçkin bazı marketler ve şarküterilerde hâlâ satılıyor.