İyi geçinmek, iki kusursuz insanın bir araya gelmesiyle değil; birbirinin kusurlarını bilen, eksiklerini anlayışla karşılayan ve buna rağmen sevgisini, saygısını koruyan insanların çabasıyla mümkün olur.
Çünkü hepimizin eksikleri, hataları, zor zamanları ve zaman zaman kırıcı olabildiği anları vardır. Önemli olan karşımızdakinin her kusurunu büyütmek değil; güzel taraflarını görebilmek, yanlışlarını uygun bir dille söylemek ve gerektiğinde affedebilmektir.
Bu yalnızca eşler arasında değil; ailede, kardeşlikte, dostlukta ve iş hayatında da böyledir. Sürekli kusur arayan, bir süre sonra iyilikleri göremez hâle gelir. Her hatada insan silmek, her anlaşmazlıkta köprüleri yıkmak kolaydır. Asıl meziyet; gönül kırmadan konuşabilmek, birbirimizi anlamaya çalışmak ve ilişkilerimizi emekle koruyabilmektir.
Elbette hoşgörü, haksızlığa sessiz kalmak değildir. Fakat her eksiği kötü niyet, her yanlışı ihanet, her farklılığı da düşmanlık olarak görmemek gerekir.
Unutmayalım; insan kusuruyla insandır. Sevgi kusur aramaz, kusur örter; saygı ise farklılıklara rağmen gönülleri bir arada tutar…
Kusur arayanlardan değil, kusur örtenlerden; gönül kıranlardan değil, gönül yapanlardan olalım.