HER GÜN İKİ SEÇİM HAKKIN VAR.
72 yasında, ufak tefek, kendinden emin ve gururlu, her sabah sekizde giyinip kuşanan ve her ne kadar kör bile olsa bakımını ihmal etmeyen Ayşe hanım bugün huzur evine taşındı. 75 yaşındaki kocası ise geçen yıl Allah’ın rahmetine kavuşmuştu.
Huzur evinin kapısında sabırla beklenen bir kaç saatin ardından, odasının hazır olduğu söylendiğinde tatlı tatlı gülümsedi. Yürüteçini asansöre yönlendirdiği sırada, kendisine odasını anlatmaya başladım ve penceresinde asılı perdelerden de söz ettim. Ben anlatırken heyecanla o tip perdeleri pek severim, dedi. Ayşe hanım, henüz odayı görmediniz, biraz bekleyin dedim.
Bunun onunla bir ilgisi yok, dedi. Mutluluk içinizde karar verdiğiniz bir şeydir.
Benim odadan hoşlanıp hoşlanmamam, mobilyaların nasıl düzenlenmiş olduğuyla değil, benim onları zihnimde nasıl düzenlediğimle ilgilidir.
Ben onları sevmeye karar vermiştim zaten. Bu benim her sabah uyandığımda verdiğim bir karardır.
Her gün iki seçim hakkım var: Ya bütün günümü artık yaşlanan vücut parçalarımın bana verdiği sıkıntıyı düşünerek geçiririm ya da yataktan çıkıp yapabildiklerim ve bana sunulanlar için şükrederim. Gözlerim açık olduğu sürece her yeni gün bana bir hediyedir. Ben seçim hakkımı sevgi ve şükür penceresinden bakarak veririm.
Yeni güne ve hayatımın sadece bu anına, biriktirdiğim mutlu anılara konsantre olurum. Her şeye şükür tarafından bakarım. Yaşlılık banka hesabı gibidir. Ne yatırdıysan onu çekersin hesabından. Bu nedenle benim tavsiyem, hatıra banka hesabına dolu dolu mutluluk yatırman ve şükür tarafından değerlendirmen olacaktır. Ben hala bankamdan mutluluk çekiyorum.
Mutlu olmak için su beş basit kurala her zaman uymalıyız:
1. Kalbini kin ve nefretten arındır,
2. Zihnini sıkıntı ve endişelerden arındır,
3. Basit yasa,
4. Çok ver,
5. Başkalarından daha az bekle ve hayatındakiler için şükret.
Bilmem farkında mısın, eğer yarın ölecek olsak çalıştığımız şirket daha birkaç gün bile olmadan yerimizi hemen dolduruverir. Hiç kimse yeri doldurulamayacak kadar mükemmel değildir. Oysaki ardımızda bıraktığımız ailemiz bizim kaybımızı ömürlerinin sonuna dek hissedecektir. Gel gelelim ki, ailemizden daha çok işimize ve çevremize değer veririz, onlara öncelik veririz. Hep de bu hatayı yaparız, pek de akıllıca bir yatırım değil, değil mi ?
İlhami Pektaş.