HAYATI SAKİN YAŞAMAK

Yetişecek işler, verilen sözler, gidilecek yerler ve varılacak hedefler.. Hep bir düdüklü tencere süratinde pişirme telaşındayız hayatı.. Tadına varamadan ve anı yaşayamadan.. Bundan sebep belki de anlamsız kalp atışları ve bitmek bilmeyen gaz sancıları.. Tıpkı kısık ateşte pişen yemeğin sindirim sistemimize evla gelmesi gibi hayatı da kısık ateşte yaşamak ruhumuz için daha evla halbuki..
Koşuşturmak ya da sakince yürümek.. İki seçenek arasında yaklaşık 5 dakikalık zaman farkı olduğunun farkındalığının 10. yılı.. İlmini alabilmiş sayılmam hala bu farkındalığın, ama ki zaman zaman aklıma düşmesi dahi sevindirici.. Üstelik acele işe karışan sinir bozucuları defalarca deneyimlememe rağmen..
Belki de düdüklü tencere süratinde yaşanan hayatlar yüzünden bu kadar hızlı yaşlandığımızı hissediyoruz.. Huzuru market raflarından alıp evdeki en büyük delikli tuzlukla hayatımıza serpiştirmeyi ihmal ediyoruz.. İşler yetişince, sözler tutulunca ve hedeflere varılınca bitmiyor kaos.. Hep yeni işler, yeni sözler ve yeni hedefler var pusuda bekleyen.. Paniğini atak halinde yaşayan bir güruhun nefes almayı bile zaman zaman unuttuğu söylemi acılığında yemekler bazen..
Zaman; algınıza göre bazı bazı ışık hızında geçiyor, bazen de geçmek bilmiyor ya.. Demek ki baktığımız açıya göre yaratabileceğimiz bir fark var bu anlamda; fark edebilene..
Kısın hayatın altını bugün.. Tadından yenmeyecek attığınız her adım, baktığınız her görsel, duyduğunuz her ses ve de en önemlisi aldığınız her nefes..