GÖNÜL GÖZÜ ÜZERİNE
Kalp, yani gönül, insanda bulunan her şeyi kendinde topladığı için, yaratılanların en üstünü ve en kıymetlisidir.
Büyük bir bardağa su koydular, Suyun içine de bir bardak.
Keskin nişancıları çağırdılar, Dıştaki kırılmadan içteki vurulacak.
Kimse başaramadı bunu. Silaha sarılanların boynu vuruldu.
Baktılar ki silah tutan kalmayacak. Hocaya koştular ”Bu iş ne olacak ?”
Hoca dedi ”Bu bir temsildir, O silahla vurulacak,
Bardak içindeki bardak: En büyük günah ve suç olan, kalp kırmaktır.”
”İnsana Yakışan odur ki, Bundan uzak durmak. Çünkü:
Kabe’yi yıkmaktan daha kötüdür, İnsanın kalbini kırmak”
Sevdiklerimizin kalplerini irşad edelim yıkmayalım ki sevgi görelim.
Hiç kimseyi incitme! Kalp kırma, gönül incitme.
Değil mü’minin kalbini, yabancının kalbini bile incitmeye hakkımız yok.
Çünkü kalp kırmak, Allahü teâlâyı incitmek demektir.
Kalp, Allahü teâlânın evidir. Ev sahibine eziyet edenin kendisi de incinir.
Yunus Emre’ninde Dediği gibi;
Yüz kez hacca vardın ise yüz kez kaza kıldın ise
Bir kez gönül yıktın ise gerektir çekesin âhı
Sorun bana aklı eren gönül mü yeğ Kâbe mi yeğ,
Ben eydürem gönül yeğdir gönüldür hakkın durağı.
Bir bahçeye giremezsen, Durup seyran eyleme.
Bir gönlü yapamazsan, Yıkıp viran eyleme.”
Ve Mevlana der ki;
Taş yeşermez geçmiş olsa da nevbahar,
Toprak ol da bak nasıl güller açar.
Taş gibi idin çok gönül kırdın yeter,
Toprak ol üstünde hoş güller biter.