PLANSIZLIK, DENETİMSİZLİK VE İSRAF ÜZERİNE

Plan; bir işin, bir durumun ve bir konunun, yolunda yürümesi için tasarlanan, uyulması gerekli düzen olarak tanımlanıyor.  “En kötü plan bile plansızlıktan iyidir”demiş, Mikhail ChigorinPanlı yaşamak kazanmanın ve israfı önlemenin ana yoludur.  Zamanın değerini bilen, onu akıllı planlarla  planlayarak işe başlayanlar önce israfı önler. Planlarken önceliklerimizi belirlemek gerekir. Önceliklerimizi tespit edip, planlı, düzenli yaşamak her konuda ve her zaman daha ileriye gitmemize, ortaya çıkacak israfı önlememize ve zamanı verimli kullanmamıza neden olacaktır.

İsraf, diğer bir deyişle savurganlık, ihtiyaç ve istekleri karşılayan mevcut tüm kaynakların ve imkanların dengesiz plansız ve gereğinden çok harcanmasıdır. İsrafın ana nedeni plansızlıktır. Plan yapmadan başlanan işlerin sonucunda  israf oluşur.

Denetim, izleme, takip ve yaptırımlar  ile vakaların oluş nedenlerini analiz edip çözüm üretilmesinde ciddi katkılar sunar. Denetim, standartları belirlenmiş kaliteli ve güvenli üretim, tüketim, şeffaf yönetim, saydamlık ve hesap verilebilirlik  için yapılır. İsrafın ve haksızlığın önlenmesi isteniyorsa yönetimler; şeffaflık, sorgulama, hesap verilebilirlik ve denetim güçlendirilmelidir. Denetim, özel ve kamu harcamalarının piyasa gerçeklerine uygun yapılıp yapılmadığını gözler önüne serer ve usulsüzlükleri önler. Yönetimde liyakatsizlik, kalitesizlik, denetimsizlik ve yaptırımsızlık; çevrede güvensizliği, adaletsizliği, usulsüzlüğü ve kayırmacılığı körükler. Denetimsizlik, yasa dışı olayların artmasına ve özendirilmesine neden olur. Denetimsizlik, hileli üretimi artırır. Denetimsizlik, kaliteli ve güvenli üretimin önündeki en büyük bariyerdir ve adaletsizliğe yol açar.

Ülkemizin ve insanımızın temel sorununda  ‘plansızlık’, ‘denetimsizlik’ ve ‘israf’ yer alır. Planlanmadan başlanan tüm işler bize israf olarak geri dönüyor. Örnek olarak ülkemiz bir deprem bölgesinde olmasına rağmen konutların planlanmadan fay hatları üzerine veya yakınına yapılması,  dere yataklarına, heyelan bölgelerine yapılması, depreme ve afetlere dayanıklı konut yapılmaması, bunların denetiminin yapılmaması bir deprem, sel yada heyelan olduğunda bizlere önce can ve mal kaybına yol açıyor sonra yeniden inşaat yeniden yeniden şehirleşme yol, su, elektrik vb. mali külfete yani büyük bir israfa yol açıyor. Deprem ve doğal afetlerde binaların yıkılmasına en büyük sebebi denetimsizliktir.

Diğer bir örnek gecekondular. Zamanın hükümetleri oy almak için insanların plansızca dağ, tepe, dere yatağı vb alanlara gece kondu yapmalarına izin verdiler sonra o bölgelere yol, elektrik su götürüp bütçeden dünyanın parasını harcadılar şimdi de o bölgeleri TOKİ ile yaşama uygun alanlara dönüştürmek için dünyanın parasını harcadılar halen de harcıyorlar. Zamanı hükümetleri bu işleri oy kaygısına düşmeden planlı, imarlı, denetimli projeler üreterek konut yapımına izin verseydi bu kadar israf olmayacaktı. Bunların hepsi milli servet.

Diğer bir örnek piyasadaki market, gıda, tüketim maddeleri, otomobil, beyaz eşya, mobilya vb ürünlerdeki aşırı artışlara fırsatçılara karşı eksik denetim. Hükümet asgari ücrete, emekliye çalışana zam yapmadan maaşlara yansımadan piyasadaki tüm ürünlerin bir gecede artması. Denetimsizlik yada eksik denetim nedeniyle piyasadaki fahiş artışlara asla engel olunamıyor yada iş işten geçtikten sonra kontrol edilmeye çalışılıyor. Bunların tüm faturası ve yükü de yine vatandaşlarımıza yansıyor.

Gıda maddeleri ve katkı maddeleri üzerine de denetim çok yetersiz. Alın terimizle kazandığımız gıda maddelerinin içine ne katkı konulduğunu bilemiyoruz ve hastalıklar çok artıyor.