ÇALIŞMAK VE İŞİNİ İYİ YAPMAK

Bir aygıtı çalıştırmadan bir yerde bırakırsanız zamanla paslanır ve çürür. Çalıştırılmayan organ küçülür ve işlevini yapamaz olur. Aklımız, zihnimiz ve irademiz de daha fazla çalışarak gelişir ve canlılık kazanır. Zannedildiği gibi çalışmak değil, çalışmamak insanı yıpratır ve geriletir. Atalet kadar yıkıcı ve tahrip edici bir şey yoktur.

Çalışma çok aşırıya girmedikçe sonunda tatlı bir yorgunluk duyulur, biraz dinlenmekle geçer. Çalışmayı zihinsel çatışmalar yorucu hale getirir. Ruhsal gerginlik olmadıkça hiçbir iş insanı yormaz. Çalışmanızdan sevinç ve neşe duymuyorsanız bırakın. Herkesin ne kadar çalışacağına dair kesin bir kural yoktur. Keyif aldıkça ve verimli oldukça çalışılır.

Çok çalışan nice insanlar vardır ki bu çalışmaları kendilerine hiçbir yarar sağlamıyor. Metotsuz körü körüne durmadan çalışıyorlar. Dünyadaki gelişmelere ve yeniliklere gözlerini kapatıyor, işten başka hiçbir şeyi görmüyorlar. Ancak bir engel çıktığında işi bırakıyorlar. Çalışmak kadar bazen çalışmamak da yararlı olur, göremediğimiz şeyleri gördürür.

İşinizi öyle içten yapmalısınız ki sizi gören etkilenmeli, o işi yaptığınızı anlamalı. Değirmencinin üzerinde undan eser olduğu gibi madende çalışanın yüzünde ve ellerinde karalık olur. Bir kadın sokakta Schopenhauer’i görmüş ve ona: “Ey genç adam, senin kim olduğunu bilmiyorum ama görünüşünden büyük bir adam olduğun anlaşılıyor” demiş.

En zevkli iş özgürce ve kendi bildiğince yapılandır. Başkalarının emrinde ve onların istediği gibi çalışmanın neşesi yoktur. Yazı yazan, kitap çıkaran insanlar kendi yazdıkları ile meşgul olmaktan hiç yorgunluk duymaz, saatlerce onun üzerinde uğraşabilirler. Kendi işyerini veya lokantasını çalıştıran biri de her tarafı siler süpürür, bundan zevk alır.

Bazı yazarlar yazdıklarını sekiz on defa yeniden yazar. Bazı şairlerin bir kelime için şiirlerinin üzerinde günlerce hatta senelerce çalıştığı olur. Bazı sanatçılar (Şarlo) bir rolü bazen yüz defa tekrarlarmış. Mükemmelliğe ve ustalığa kolay ulaşılmaz.

Azar-azar çalışmakla hakkından gelinemeyecek güçlük yoktur. Bütün büyük eserler her gün küçük bir kısmını yapmakla meydana getirilmiştir. Uzak hedeflere onlar için atılan küçük adımlarla varılmıştır. Bir İngiliz doktor hastalarını ziyarete giderken arabasında on beşer dakikalık çalışmasıyla İngilizcenin en büyük sözlüğünü yazmıştır.

Çalışmaya ayırdığınız süreden fazla çalışmayın. Çalışmayı ertesi günkünü zevksiz ve verimsiz hale getirecek kadar uzatmamalı. “Biraz daha çalışsam şu kısım biter” demeyin. Onu da yarın tamamlarsınız. Bugün fazla çalışmanız yarınki çalışmanıza zarar verir.

İşini ve çalışmasını sona götürenlerde irade kuvvetlenir, kendine olan güven artar. Bir defa işe başladı mı bitirmeden bırakmamalı. Kıyamet kopsa sonuna kadar götürmeli. “Ben bu işi sonuna kadar götürdüm ve başarılı oldum” diyebilene ne mutlu!

Darvin “Türlerin Kökeni” adlı dünyada büyük yankılar uyandıran kitabı için uzun zaman çalıştı ve onu yazdıktan sonra üzerinde on beş sene düşündü. Ancak arkadaşlarının ısrarı üzerine yayımladı (1859). Bu emek ve ciddiyet onun eserini hala üzerinde durulan ve tartışılan bir kitap yaptı. Newton, Freud, Edison inanılmaz derecede işlerine yoğunlaşıyorlardı. Fuat Sezgin seksen beş yaşında hala günde on iki saat çalışıyordu.

Çalışırken davetsiz misafirlere itibar etmeyin. Kimsenin işinizi keyfi için aksatmasına asla izin vermeyin. Büyük adamlar titizdir, programlarının bozulmasına müsaade etmez. Goethe mesela davetsiz misafire yüz vermez, gelen olursa ilgilenmezmiş. Necip Fazıl on dakika erken gelen Rasim Özdenören’i bir kenarda bekletmiş, vakit dolunca konuşmuştur.

Çalışma yerinizde dağınıklıktan uzak durun. Etrafınızı düzenleyin. İnsan dağınık olduğu zaman kuvvetleri de dağılmıştır. Aradığı bir şeyi bulamaz. Gereksiz evrakı masadan kaldırın. Fazla şey bizden enerji çalar. Çekmecelerinizde, dolaplarınızda, ceplerinizde bulunan bütün gereksiz ıvır zıvır şeyleri atın, imha edin. Sadelik, tertip ruhsal güçtür.

Kaynak: Kudbettin Bingölbalı