BAŞARI HİKAYESİ: SAVUNMA SANAYİMİZ

Savunma sanayimiz son yıllarda güvenlik, savunma, havacılık ve yazılım teknolojilerinde dünya çapında başarılara imza atıyor.

Dünyadaki sıcak çatışma bölgelerinin önemli bir bölümünün yakın ve komşu coğrafyalarımızda yer alması ve ülkemizin sahip olduğu jeostratejik konumu, güvenlik ve savunma konularını çok daha önemli kılıyor. Etkin ve güçlü bir silahlı kuvvetlerimizin olması ülkemiz için elzem görünüyor. Türkiye’nin son 20 yılda savunma sanayii alanında gösterdiği atılım, sadece askeri kapasitemizi değil, aynı zamanda mühendislik kabiliyetimizi, üretim gücümüzü ve teknolojik özgüvenimizi ortaya koyuyor.

ASELSAN, TUSAŞ, ROKETSAN, HAVELSAN, TEI, BAYKAR, STM, FNSS, BMC, gibi kuruluşlarımızın öncülüğünde daha yenilikçi, daha dijital ve daha güçlü bir yapıya kavuşan Savunma sanayimiz, ülkemizin sadece savunma kabiliyetini değil, aynı zamanda teknoloji geliştirme ve ihraç etme kapasitesini de artırıyor.  Savunma sanayii yalnızca askeri güç değil, aynı zamanda bir ülkenin teknolojik kapasitesinin, ekonomik bağımsızlığının ve küresel saygınlığının da en önemli göstergesi. Kendi savunma teknolojilerini geliştiremeyen ülkeler, stratejik kararlarında tam anlamıyla özgür olamazlar. Bu nedenle bağımsızlık için kendi savunma teknolojimizi mutlaka gerçekleştirmemiz gerekiyor.

Savunma sanayiine yapılan yatırımlar, aynı zamanda yerli sanayinin gelişimine, teknoloji transferine, inovasyona ve nitelikli iş gücünün yetişmesine de önemli katkılar sağlıyor. Türkiye olarak son yirmi yılda savunma sanayiinde gösterdiğimiz atılım, sadece askeri kapasitemizi değil, aynı zamanda mühendislik kabiliyetimizi, üretim gücümüzü ve teknolojik özgüvenimizi de kanıtlıyor. Bugün Türk savunma sanayii; ana yüklenicileri, alt yüklenicileri, üniversiteleri, araştırma kurumları, geliştirdiği yerli ve milli teknolojik ürünleri ve artan ihracatıyla ülkemizin en stratejik sektörlerinden biri haline geldi.

Savunma sanayiinde yerlilik ve millilik oranı diğer sektörlere göre çok daha büyük önem taşıyor. Bu alanda yerlilik oranının yüzde 80’nin üzerine çıkmış olması son derece gurur verici. Türkiye savunma sanayisinde oluşan bu güçlü ekosistem ülkemizin diğer üretim alanlarına da katkı sağlayarak bu alandaki başarılarını, diğer sektörlerin gelişmesine de taşıyabilir. Savunma sanayindeki gelişim tüm diğer sektörlerimize de örnek olmuştur.

Savunma sanayii, günümüzde aynı zamanda dijital teknolojilerinde, yapay zekada, büyük verinin ve siber güvenliğin etkin bir biçimde kullanılmasında da yeni fırsatlar sunuyor. Savunma sanayiinin kalbinde elektronik, radar, haberleşme ve silah sistemleri gibi yüksek teknoloji alanları yer alıyor ve bu dönüşüm sürecinde Aselsan ve Havelsan, ülkemizin hem askeri hem de sivil teknolojik kapasitesini güçlendiren en önemli kurumlarımız olmuştur.

Aselsan, bu alanlarda denizlerin altından uzaya kadar geniş bir yelpazede geliştirdiği yenilikçi çözümler ve ileri mühendislik kabiliyetiyle, Türk Silahlı Kuvvetlerimizin ihtiyaçlarını yerli kaynaklarla karşılayan, dünya çapında saygın bir marka haline geldi. Aselsan’ın savunma sanayi ekosistemindeki konumu hem alt yüklenici firmalarımıza hem de genç mühendislerimize yeni fırsatlar sunuyor, Türkiye’nin mühendislik gücünü dünyaya tanıtıyor.

TUSAŞ’ta Kaan jet uçağı, Atak Helikopteri ve Anka insansız hava aracı gibi dünya çapında dikkat çeken projeler başarıyla yürütülüyor. Kaan Milli Muharip Uçak projesi, Hürjet, Gökbey, Anka, Aksungur ve Anka III gibi gelişmiş ürünleriyle hem savunma hem de havacılık alanında küresel rekabetin içinde güçlü bir şekilde yer alıyor.  TUSAŞ’ın sadece savunma sanayimize değil aynı zamanda Airbus gibi dünyanın büyük uçak üreticilerine de üretim yaparak dünya standartlarında bir üretim altyapısına sahip olması çok önemli. TUSAŞ, sadece bir üretim merkezi değil, aynı zamanda bilgi birikimiyle yeni nesillere ilham veren bir teknoloji üssü olarak da öne çıkıyor ve ülkemizin bağımsızlığına, güvenliğine ve teknolojik gelişimine çok kıymetli katkılar sunuyor.

Savunma sanayimiz; mühendisleri, teknisyenleri, ustaları ve tüm çalışanlarıyla büyük bir aile oldu. Bu aile yüzde 80 yerlilik oranı, milli markalarımız ile  ‘yerli ve milli’ sözünü somut bir gerçeğe dönüştürdü. Kuruluşunun 50. Yılını kutlayan Aselsan’ın bugün 300’den fazla ürünle dünyaya meydan okuyan bir teknoloji devine dönüşmesi, hepimiz için büyük bir gurur ve ilham kaynağı. Havelsan, siber güvenlikten yapay zekaya, kritik yazılımlardan eğitim simülatörlerine kadar uzanan geniş bir yelpazede, ülkemizin dijital bağımsızlığının ve sanayisinin geleceğini inşa eden bel kemiği. Göklerdeki başarımızın mimarı TUSAŞ, yalnızca savunma sanayiimizin değil, aynı zamanda yüksek teknoloji ve inovasyon odaklı sanayi dönüşümümüzün can damarı. Tüm bu kurumlarımız, bizlere ‘Türkiye yapabilir, daha iyisini yapabilir’i gösteren bir özgüven kaynağı.

Daha sırada MKE, ROKETSAN, BAYKAR, STM, FNSS, BMC, ARCA, ASFAT, TÜMOSAN ve gelişen, büyüyen nice özel firmalarımız var. Bugün gelinen nokta itibarıyla savunma sanayinde faaliyet gösteren şirket sayısı 3 bin 500’ü aşmış durumda. Sektörde 1500’e yakın proje ve 100 milyar dolarlık bir proje büyüklüğü hacmiyle çalışmalar devam ediyor. Ürettiğimiz ürünlerle 180 ülkeye 10 milyar USD ihracat gerçekleştirildi. Son iki yılda şirketlerimiz 20 milyar dolarlık uluslararası sözleşme imzaladı.