ACILAR İNSANI OLGUNLAŞTIRIR
Ömür zincirindeki günleriniz hep aynımı ? Kim bütün ömrünü, inişi çıkışı, akı ve karası olmadan tekdüze geçirebilir?
İnsanlığın mazisi, ömür sayfaları, iyi ve kötü günlerle doludur. İnsanlığın kaderinde dram ve neşe uygun bir biçimde yer almıştır. Hiçbir mutluluk, hiçbir dert sonsuza dek süremez. Yaşanılan olaylar; kazalar, belalar, ödüller, sevinçler, dünyayı bize cennet veya cehennem haline getirir.
Acılar insanı insan yapmak için vardır, tıpkı bir tornada marangozun elindeki tahta parçasının inen bıçkı darbeleri ile şekil alması gibi. Darbeler parçalarını koparırken bedeninden kopan parçalar seni daha uygun hale gelmeni sağlar.
Meyveleri düşünün, güneşin karşısında hamlıktan olgunlaşma safhasına geçerek tatlanır kıvamına gelir, acılığı gider ve tadılacak hale gelir. İnsanoğlu da acılar ile olgunlaşır, hamlığı toyluğu, deli divaneliği gider olgun meyveler gibi başı öne eğilir. Gururun kibirin, yerini merhamet, tevazu ve halden anlama alır.
Hz. Nuh gibi tufana kapılıp, sularla cenk etmeden, boğulmamak için çapa sarf etmeden öyle hemen sahili selamete çıkmak yok. Hz. İbrahim gibi ateşi göğüslemeden, canlı canlı yanmayı göze almadan ateşin serin sulara dönmesini beklemek yok. İki cihan serveri gibi taşlanmadan, açlıktan karnına taş bağlamadan, iki cihana hükmetmek yok.
İlahi adalet ilahi adalet, zahmet kadar rahmet, emek kadar yemek, yoksa iyi ile kötü, çalışanla tembel, fedakarla cefakar, muti ile asi aynı kefeye konulmuş olur.