SAMİMİYET ÜZERİNE-Dr.İlhami Pektaş
İnsanlar için en büyük sorun ; samimiyetin de sevgi ve güven gibi kötüye kullanılmasıdır. Sevgiyle de , Güvenle de, samimiyetle de her zaman aldatılmak mümkündür. İnsan yaradılış itibarıyla sevgi, güven ve samimiyete çok açıktır. Samimi olduğuna inandığınız kişiye karşı olumsuz düşünebilir misiniz?
Ama onun size karşı samimi olduğunu nasıl anlayabilirsiniz?
İnsanları kandırmak için kullanılan en etkili maskelerden birisi de samimiyettir. Ama hakiki samimiyet farklıdır. Madenin içindeki cevher gibidir. Onu görüp oradan çıkarmak her zaman mümkün değildir. Samimiyet için kişinin davranışlarını inceleyebiliriz ama davranışlarla samimiyeti anlayamayız.
İki göz iki çeşme ağlayan bir insan bile sizi kandırıyor olabilir.
Etrafımızdaki bazı kişilerin samimi olduğunu düşünürüz. Hep samimiyet ararız, bulamasak bile.
İşin kötüsü samimiyeti anlatanların ölçüleri ve kullandıkları kriterler de aldatıcıdır. “Sevgisine bakın” derler. Sevdi de aldatıcıdır. “Güvenirliğine bakın” derler. O da aldatıcıdır. Dindarlığına, zenginliğine, vatan sevgisine, okumuşluğuna, görüntüsüne, kibarlığına, hitabetine, duygusallığına, kılık kıyafetine, hacılığına, hocalığına, sakalına, ses tonuna, eli açıklığına… Hangisi size güven verebilir?
Anlık samimiyet kabulü ilk izlenimde mantıklı geliyor. İlk ve tek samimi davranışta bizi kandırmazlar her halde diyeceğim ama gizli niyetler için nokta atışı diye bir şey de var.
Her kesin samimiyet konusunda bir şüphesi olmuştur. Samimiyet konusunu çözmüş bir kişi olduğuna inanmıyorum! Kimlerin maskeli olduğunu nasıl anlayabiliriz.
Sadece kandırılıp, aldatılıp zarara uğramayı düşünmemeliyiz; samimiyetin bize verebileceği yaşam güzelliği de var. Samimi olmayanlara yapacağımız bir şey yok. Anladığımızda zaten iş işten geçmiş oluyor. Sonra affediyoruz, yediğimiz kazığın acısı geçince yeniden koşup boynuna sarılıyoruz.
Bizim kişiliğimiz ve yaşadığımız ortam sahte samimiyet için çok uygun.
Samimi insanlara güven duyarız ve onlara inanırız. Bazen inanmaya mecbur kalırız. Çünkü onların samimiyeti bize güven verir. Ameliyat olduğun doktara ve onun samimiyetine güvenirsin ve masaya yatarsın. Sürekli gittiğin diş doktoruna ve samimiyetine güvenirsin ve dişlerini ona emanet edersin. Muhasebecine ve onun samimiyetine güvenirsin ve kasanı ona emanet edersin. Aracını tamircine ve samimiyetine güvenirsin ve emanet edersin. Ama ne bilirsin bu insanların bir dişini onarırken diğerine zarar verdiğini, farklı malzeme kullandığını, aracını bir parçasını değiştirdiğini, yada fazla işlem yapmış gösterdiğini, muhasebecinin fırsatı yakaladığında paranı eksilttiğini yada kullandığını. Müteahhitin yaptığı dairenin hangi aşamalardan geçtiğini ve neler yaptığını bilemezsin.
İnsanların içinde vicdan, gerçek inanç, gerçek samimiyet, sevgi, onur, haysiyet yoksa ne yapabilirsin.
Ne yazık ki bunu hemen anlayamıyoruz. Bir müddet sonra yapılan işlerde sorunlar başlayınca kazıklandığımızı, samimiyetin, güvenin kötüye kullanıldığını fark ediyoruz.
İnsanlarda içten samimiyet, içten sevgi ve güven duygusu yoksa bu davranışlarını fırsat buldukça yapacaktır.
Ama bilmezler ki ; İnsanın ne yaparsa kendine yaptığını, ne ekerse yine onu biçeceğini, ne düşünürse aynı şeylerle kendisinin de karşılaşacağını ve elde ettiği her şeyi bırakıp gideceğini…
İlhami Pektaş