MADE IN AB TEHLİKESİ
Ülkemiz için Avrupa Birliği’nde kritik gelişmeler yaşanıyor. İhracatımızın yarısının Avrupa Birliği (AB) ülkelerine yapıldığı bir ekonomide, Brüksel’de alınan her karar doğrudan ülkemizi etkiliyor. Gümrük birliği ile 30 yıla yaklaşan bir entegrasyonun içindeyiz; üretim yapımız, tedarik zincirlerimiz ve pazarlama stratejilerimiz AB regülasyonlarıyla iç içe geçmiş durumda. Bu nedenle, AB’nin yakın zamanda açıkladığı Industrial Accelerator Act (IAA) sadece bir sanayi politikası değil, Türkiye’nin dış ticaretinin geleceğini şekillendirecek bir “çerçeve doküman” niteliği taşıyor.
Bu bağlamda, sanayiyi dönüştürme anlamında bir yasal düzenlemeyle iki konuya odaklanılıyor. Bunlardan biri, düşük karbonlu ürünlerde zorunlu dönüşüm. Çelik, çimento, alüminyum gibi enerji yoğun ürünlerde AB, kamu alımlarında düşük karbonlu ürün şartı getiriyor. Aynı zamanda, net-sıfır teknoloji ürünlerinde (batarya, güneş paneli, rüzgâr türbini, ısı pompası gibi) belirli oranlarda “made in europe”, yani AB menşelilik zorunluluğu devreye alıyor. Bunun asıl amacı kritik alanlarda üretimi AB sınırları içinde toplamaktır.
Diğer konu ise yatırımlar için yeni kurallar getirilmesi olarak öne çıkıyor. Bu kurallarla, teknoloji transferi ve yerli istihdam sağlayan yatırımlar önceliklendiriliyor. Bu alanda yapılan yatırımlarda AB’de üretim yapma zorunluluğu, AB iş gücünün istihdam edilmesi gibi koşullar aranmaya başlanacak.
Tabi bu dönüşümün Türkiye üzerindeki olumsuz etkileri olacaktır. Ülkemizde üretilen araçlar “Made in Türkiye” olacak ve bu yasal düzenleme kapsamında AB menşeli olarak değerlendirilmeyecek. Otomotiv sanayi açısından, özellikle kamu alımlarında, AB’de üretilen araçlara göre daha dezavantajlı duruma düşeceğiz. Ayrıca, AB’de üretim yapma zorunluluğu ve üretimlerin bu kapsamda desteklenmesi orta ve uzun vadede ülkemize yeni yatırım çekme konusunda bir problem olarak karşımıza çıkacaktır. AB’nin üretim ve yatırım üssü olan pozisyonumuzun bu düzenleme nedeniyle tehdit altında olabileceğini söyleyebiliriz. Net-sıfır teknoloji ürünlerinde AB’de üretilen bileşen kullanımını zorunlu tutması sonucunda bu alandaki ihracatımız da olumsuz etkilenebilir.
NE YAPABİLİRİZ?
AB’de yerli üretim ve bu alandaki teşvikleri artırmaya yönelik yasal düzenlemeler yapılıyor. AB üretimindeki tedarik zincirinin ayrılmaz bir parçası ve AB şirketlerinin yatırım üssü olmak istiyorsak, Gümrük Birliği güncellenmesinin bu bakış açısıyla tekrar gözden geçirilmesi gerekiyor. Özellikle AB tarafından yapılan bu kapsamdaki çalışmalarda, Gümrük Birliği’nden dolayı AB üyesi ülke gibi müzakere ve çalışmalarda yer almamız ve talep etmemiz halinde de içinde olmamız gerekiyor. 30 yıllık Gümrük Birliği anlaşmamızın bu özerkliği bize sağlaması gerekir.