DYSON SÜPÜRGEYİ NASIL TEKNOLOJİK BİR ÜRÜNÜNE DÖNÜŞTÜRDÜ

Elektrikli süpürge yeni değildi. Saç kurutma makinesi de değildi.
Dyson’ın farkı yeni bir ürün icat etmekten çok, Mevcut ürünün hala çözülmemiş sorunu nedir? sorusuyla başladı. Bugün 84 pazarda faaliyet gösteren Dyson’ın premium markasının arkasında büyük ölçüde bu yaklaşım bulunuyor.

HER ŞEY 5.127 PROTOTİPLE BAŞLADI

James Dyson, süpürge torbası tozla doldukça emiş gücünün düşmesinden rahatsızdı. Fabrikalardaki siklon sistemlerinden esinlenerek torbasız bir sistem geliştirmeye başladı. Sonuca ulaşması için 5.127 prototip gerekti.
1993’te DC01 piyasaya çıktığında Dyson yalnızca yeni bir süpürge üretmemişti:

TORBALI SÜPÜRGE → SİKLON TEKNOLOJİSİ → TORBASIZ SÜPÜRGE → YENİ ÜRÜN KATEGORİSİ

Şirket daha sonra kendi yüksek hızlı dijital motorlarını geliştirdi. Dyson, bu motorların bazı modellerinde 125.000 devir/dakikaya ulaşabildiğini ve bugüne kadar 100 milyondan fazla Dyson Digital Motor üretildiğini belirtiyor.
Daha önemlisi aynı mühendislik bilgisi tek üründe kalmadı.

SÜPÜRGE → AIRBLADE → SUPERSONIC → AIRWRAP

Motor, hava akışı, aerodinamik ve kontrol teknolojileri farklı pazarlara taşındı.
Böylece şirket her ürüne sıfırdan başlamak yerine biriktirdiği teknolojiyi farklı ürünlere uygulayabildi.

Saç kurutma nakinasıda teknoloji ürününe dönüştürüldü. Normalde saç kurutma makinesinde rekabet; güç, sıcaklık ve fiyat üzerinden yapılabilir. Dyson denkleme motor, hava akışı, sıcaklık kontrolü, tasarım ve saç bilimi ekledi. Böylece müşterinin karşılaştırdığı şey değişti: WATT + FİYAT yerine

TEKNOLOJİ + TASARIM + PERFORMANS + MARKA geldi.
Premium fiyatın zemini de burada oluştu.

Bir ürünün dış görünüşünü benzetebilirsiniz. Fakat arkasındaki motor teknolojisini, aerodinamiği, filtrasyonu, batarya yönetimini, sensörleri, yazılımı, patentleri ve yıllar içinde oluşan test altyapısını aynı hızda kopyalamak çok daha zor. Gerçek rekabet avantajı bazen müşterinin gördüğü plastik gövdede değil:
Müşterinin görmediği AR-GE birikiminde yatıyor.

Ancak Dyson’ın başarısız projeleri de önemli bir ders veriyor. Şirketin geliştirdiği bazı çamaşır makinesi ve robot projeleri teknolojik olarak ilginç olmasına rağmen maliyet ve karmaşıklık nedeniyle sürdürülebilir ürüne dönüşemedi. Teknolojinin aynı zamanda üretilebilir, ölçeklenebilir ve müşterinin ödemeye razı olduğu fiyata indirilebilir olması gerekiyor.

Dyson örneğinden çıkarılacak sonuç “daha fazla süpürge üretelim” değil.
Asıl soru: Dünyada milyonlarca üretilen sıradan bir ürünün problemini çözerek nasıl teknoloji ürününe dönüştürebiliriz. Pompa üretiyorsak daha verimli motor, tarım makinesi üretiyorsak görüntü işleme, fırın üretiyorsak sensör ve yazılım, endüstriyel fan üretiyorsak daha iyi aerodinamik geliştirebiliriz.

Kaynak: Girişim Port