ANADOL VE HYUNDAİ AYNI YILLARDA ÜRETİME BAŞLADI AMA…
“1966 yılında bugünkü Otokoç tarafından Anadol üretilmeye başlandı.
Türkiye’nin ilk yerli otomobiliydi.
Elbette mühendislik açısından ilk Türk otomobili, 1961 yılında üretilen Devrim’di. Ancak test aşamasında kalmıştı.
Anadol ise seri üretimle piyasaya sunulan ilk Türk otomobili oldu.
Adı üstünde, Anadolu kelimesinden markalaşmıştı. Amblemi de stilize edilmiş bir geyik figürüydü.
Aynı dönemde, 1967 yılında Hyundai de Güney Kore’de ilk otomobillerini üretmeye başlamıştı.
Hyundai’nin adı Türkçede ‘çağdaş’ anlamına geliyor.
Adeta tesadüfün sözlük anlamıydı.
Çünkü Anadol ile Hyundai aynı dönemde yollara çıktı. Birbirlerinin çağdaşıydılar.
Hyundai’nin motoru da Ford’tu, tıpkı Anadol gibi.
O dönemde Güney Kore’nin nüfusu 29 milyon, Türkiye’nin nüfusu ise 30 milyondu.
Nüfus olarak birbirine çok yakın iki ülkeydik.
Ancak 1967 yılında Güney Kore’de kişi başına düşen milli gelir yaklaşık 100 dolar seviyesindeyken, Türkiye 800 doları yakalamıştı.
Yani Anadol ile Hyundai’nin piyasaya çıktığı dönemde Türkiye ekonomisi Güney Kore ekonomisinden yaklaşık sekiz kat daha büyüktü.
Fakat sermaye düşmanlığıyla cehalet birleşince işler değişti.
Anadol için ‘inekler kaportasını yiyor’ gibi şehir efsaneleri üretildi.
İlginçtir, Güney Kore’de de Hyundai için benzer kampanyalar yürütülüyordu.
‘Güneşte bırakılırsa kaportası eriyor’ gibi iddialar ortaya atılıyordu.
Ancak sonrasında süreç Anadol’un ve Türkiye’nin aleyhine gelişti.
Türkiye, emekleme aşamasındaki otomotiv sanayisini teşvik etmek yerine önüne engeller koydu.
Güney Kore ise farklı bir yol seçti.
Başkent Seul’den geçen Han Nehri’nden ilhamla ‘Han Nehri Mucizesi’ olarak anılan kalkınma hamlelerini başlattı.
Liyakatli kadroları göreve getirdi.
Devletin sınırlı kaynaklarını sanayiye yönlendirdi.
İthalatı azaltmak ve yerli üretimi artırmak amacıyla otomotiv sektörünü güçlü biçimde destekledi.
Bu plan kısa sürede sonuç verdi.
Sadece dört yıl içinde Güney Kore, Hyundai sayesinde Japonya’dan sonra Asya’nın ikinci bağımsız otomobil üreticisi haline geldi.
Daha sonra kader de onların lehine gelişti.
1973 sonrasında petrol fiyatları hızla yükseldi.
Yakıt tüketimi yüksek Amerikan otomobilleri yerine daha ekonomik Japon ve Güney Kore otomobilleri öne çıktı.
Hyundai tam bu dönemde dünya pazarlarına açıldı.
Önce Doğu Bloğu ülkelerine, ardından Latin Amerika’ya girdi.
Sonra Kanada, Avustralya ve Avrupa pazarlarına ulaştı.
Sonunda ABD pazarında da önemli başarı elde etti.
Bizim Anadol ise tarihe karıştı.
Bugün müzelerde sergileniyor.
Hyundai ise dünyanın en büyük otomobil üreticilerinden biri haline geldi.
Yılda milyonlarca araç üretiyor.”
KAYNAK: Yılmaz Özdil