MİLLİ SANAYİMİZ HIZLA GELİŞİYOR-Dr.İlhami Pektaş
Cumhuriyetin ilk yıllarında sanayileşme hamleleri, devletin öncülüğünde gerçekleştirildi. 1930’larda uygulanan devletçilik politikası, Sümerbank ve Etibank gibi kurumlarla sanayinin ana omurgasını oluşturdu. 1934’te hazırlanan Birinci Beş Yıllık Sanayi Planı, tekstil, madencilik ve kimya sektörlerinde yerli üretimi teşvik etti. Ancak, II. Dünya Savaşı’nın etkisiyle bu süreç sekteye uğradı.
1950’lerle birlikte Türkiye, özel sektörün de sanayiye daha fazla dahil olduğu bir döneme girdi. 1960’lardan itibaren ithal ikameci sanayileşme politikası benimsendi. Otomotiv, beyaz eşya ve tekstil gibi sektörlerde yerli üretim teşvik edildi. TOFAŞ ve OYAK-Renault gibi markalar bu dönemde kuruldu.
1980’lerde Turgut Özal’ın öncülüğünde Türkiye, sanayide ve ekonomide büyük bir dönüşüme girdi. Serbest piyasa ekonomisi ve ihracata dayalı büyüme modeli benimsendi. Organize sanayi bölgeleri kuruldu, ihracat teşvik edildi ve Türk sanayisi dünya pazarlarına açıldı. Otomotiv, tekstil, demir-çelik ve kimya sektörleri güçlenirken, KOBİ’ler ekonominin bel kemiği haline geldi.
2000’lerden itibaren Türkiye, yüksek teknolojiye dayalı sanayileşme sürecine odaklandı. Savunma sanayiinde ASELSAN, TUSAŞ, ROKETSAN, BAYKAR, MKE, TEI, HAVELSAN, ASFAT, FNSS, BMC, ALP HAVACILIK, STM, DEARSAN gibi firmalar dünya çapında dikkat çekici projelere imza attı. Bugün, SSB’nin koordine ettiği 1.400 proje yürütülüyor. Savunma sanayinde faaliyet gösteren 3 bin 500 şirket ve 90 binin üzerinde çalışan var. Çalışan sayısının önümüzdeki yıl 158 bin’e yükselmesi hedefleniyor. Yerlilik oranı yüzde 20’den yüzde 83’e, sektör cirosu 12 milyar, İhracat ise 8 milyar dolara ulaştı. Savunma sanayisinde dünyada ilk 100 büyük şirket arasına Türkiye’den 5 Türk şirketi girdi.
Yeni dönemde yerli otomobil TOGG, Raylı Sistemlerde Milli Tramvay, Sürücüsüz metro aracı, E5000 Milli Anahat Lokomotifi, 160 ve 225 km/saat hızla giden Milli Elektrikli Tren Setleri Türkiye’nin otomotiv ve Raylı Sistemler sektöründeki dönüşümünün simgesi oldu. Gemi ve Yat sanayi Dünyada ilk sıralarda yer aldı. Ayrıca, Teknoparklar, Ar-Ge teşvikleri ve TÜBİTAK destekleri ile inovasyon ve teknolojiye dayalı üretim hız kazandı. Yazılım, yapay zeka, biyoteknoloji ve uzay teknolojileri gibi alanlarda Türkiye, küresel rekabette kendine yer edinmeye başladı. Türkiye’nin ihracatı, teknoloji yoğunluğu ürünler bakımından büyük artış kaydetti.
Bugün, Türkiye katma değerli üretimi artırmak amacıyla Teknoloji Odaklı Sanayi Hamlesi Programı ile sanayide dijitalleşme, yeşil enerji dönüşümü ve sürdürülebilir üretim gibi konulara odaklanmaya başladı. Sanayi 4.0, robotik üretim, yapay zekâ ve büyük veri kullanımı üretimde verimliliği artırırken, yenilenebilir enerji ve sürdürülebilir üretim politikaları çevre dostu bir sanayi modeline geçişi destekliyor. Türkiye’nin milli teknoloji hamlesi çerçevesinde savunma sanayiinden sağlık teknolojilerine, otomotivden uzay araştırmalarına kadar birçok alanda yerlileşme çalışmaları hızla devam ediyor.
Türkiye genelindeki işletmelerin yaklaşık yüzde 99.8’lik kesimini KOBİ’ler oluşturuyor. Türkiye’nin ihracatında yüzde 57,7’lik pay sahibi olan KOBİ’ler aynı zamanda %74 ile istihdamın da itici gücü konumunda. Ülke genelinde 20 milyondan fazla kişiye iş sağlayan KOBİ’lerimiz, ihracatın ve üretimin belkemiği olarak istihdamı da artırıyor. KOBİ ölçeğindeki işletmelerin ülke genelinde gerçekleştirilen cirodaki payı yüzde 66, ihracattaki payı yüzde 57,7, katma değerdeki payı yüzde 54, yatırımlardaki payı ise yüzde 58 seviyesinde bulunuyor.
Organize sanayi bölgeleri uygulaması, Cumhuriyet tarihinin en başarılı sanayi politikası olup şu anda Türkiye’de OSB olmayan ilimiz kalmadı. 2025 yılı itibariyle; 81 ilimizin tamamında OSB sayısı 413’e ulaştı. 68 binden fazla fabrikanın üretim yaptığı OSB’lerimizdeki istihdam sayısı 2 milyon 700 bin kişiyi aştı. Türkiye’nin toplam sanayi üretiminin yüzde 45’i OSB’lerde gerçekleştiriliyor. İhracat yapan OSB firmalarımız 10 binin üzerine çıktı. Bu firmalarımız tarafından gerçekleştirilen ihracat ise 65 milyar doları aştı. OSB’lerimiz Sanayi üretiminin yanı sıra, mesleki eğitimden lojistiğe, altyapı ve üstyapıdan tüm sektör yatırımlarına, Ar-Ge ve tasarım merkezlerinden teknoloji geliştirme bölgelerine ve yenilenebilir enerji yatırımlarına kadar çok sayıda alanda yatırımlar yapıyor, Türkiye’nin kalkınmasına öncülük ediyor.
Teknoloji Geliştirme Bölgeleri, Türkiye’nin yenilikçi ekosisteminde önemli bir role sahip. 2001 yılından itibaren uygulamaya konulan, sanayicilerimizi, araştırmacı ve üniversiteler ile buluşturarak teknolojik üretime yönelik yeni ürün ve üretim yöntemleri geliştirmelerini sağlayacak Teknoloji Geliştirme Bölge sayısı 2025 itibariyle 113’e yükseldi. Teknoloji Geliştirme Bölgelerindeki firma sayısı 12.235’e, çalışan personel sayısı 126.640’a, tamamlanan proje sayısı 70.848’e, ihracat ise 15,5 Milyar USD’a ulaştı.
Türkiye genelinde bulunan Ar-Ge ve tasarım merkezlerinin birçoğu Teknoloji Geliştirme Bölgelerinde yer alıyor. Halihazırda ülke genelindeki Ar-Ge ve tasarım merkezlerinin sayısı 1.600’ü aştı. Ar-Ge’ye milli gelir içinden ayrılan pay yüzde 1,3’e yükseldi. Adeta katma değer üslerine dönüşen teknoparkların çatısı altında 13 bine yakın teknoloji girişimi ve 130 bin civarında teknik personel faaliyetlerini sürdürüyor. Yüksek teknoloji ihracatını bu bölgeler sayesinde 15 milyar dolar seviyesine çıkaran Türkiye, teknopark altyapısıyla bu rakamı gelecek yıllarda daha da yükseltmeyi hedefliyor.
Bu manada Yatırım yapan, İstihdam yaratan, üreten ve ihracat yapan tüm sanayicilerimizi, ARGE, Mühendislik ve Teknoloji firmalarımızı milli kahraman olarak görüyorum. Cumhuriyetimizin kuruluşundan günümüze kadar ülkesini canından çok seven ve varını yoğunu yatırıma dönüştüren bu vatan kahramanları girişimcilerimiz ülkemizin kalkınmasında çok önemli katkılar veriyor. Ülkemizin her bölgesinde bu kahramanlarımız tarafından yapılan yatırımlar, Türk sanayisinin gurur abideleri olarak birer birer yükselmeye devam ediyor.