KENDİM ETTİM KENDİM BULDUM

Rahmetli Neşet Ertaş’ın “Kendim Ettim, Kendim Buldum”  türküsündeki o meşhur deyim genellikle bir pişmanlık sonucu olarak söylense de aslında bir niyetin, bir seçimin sonucudur.

Yani verdiğimiz bir karar, attığımız bir adım yada yaptığımız bir tercihin sonucunda karşılaştığımız bir durumdur. İnsanın bu dünyada bulduğu, kendi ettiğinden başkası değildir. İnsan ne ederse kendine eder deyimi de aynıdır.

Bu dünyada başımıza her ne gelirse kendi aldığımız karar ve yaptığımız seçimlerden kaynaklanır. Dünya hakikatinin perdelendiği sırra: İnsanın bu dünyada bulduğu, ancak kendi ettiğidir.

İnsan kendisini tanıdığı andan itibaren geleceğine yön vermek adına alacağı herhangi bir kararın yada yaptığı bir tercihin sonucunda gördüğü fayda yada zararlardır. Bizim ne zaman ve nerede doğacağımız, cinsiyetimiz, milliyetimiz, DNA yapımız ve fiziksel özelliklerimizin haricinde, kendi kararlarımızın, eylemlerimizin, tercihlerimizin birinci derecede sorumlusuyuz.

Çok yemek yemenin sonucunda şişman yada obez olunması, kumar oynamanın, borsada işlem yapmanın sonucunda para kaybetme, kavganın sonucunda dayak yeme, kötü bir eş seçimi yada evliğinin sonucunda boşanmalar, uygun iş seçememenin sonucunda mutsuz olunması, yanlış arkadaş seçiminde karşılaşacağımız olumsuz durumlar, trafikte kurallara uymama sonucunda meydana gelen kazalar, kanunsuz işler yapmanın neticesi alınan cezalar  yada tersine doğru yaptığımız güzel işler hep aldığımız karar ve yaptığımız seçimlerin sonucudur.

Bunlardan bir tanesini ele alacak olursak; İnsan, ne yiyorsa odur, derler. Fabrikasyon ürünler, hazır gıda tüketimi, insanları çok genç yaşlardan itibaren kanser, şeker, tansiyon vb. ciddi hastalıklara maruz bırakıyor. Alın terimizle binbir zorlukla kazandığımız paralarla alıp tükettiğimiz fabrikasyon katkı maddeli gıdalarla, Taklit veya Tağşiş Yapılan Gıdalarla kendimizi zehirliyoruz. Dünya Sağlık Örgütü ve Uluslararası Kanser Araştırma Ajansı’nın verilerine göre  2018 yılında 18,1 milyon kanser hastası olduğu ve bu rakamın 2030 yılında 26 milyona yükseleceği  tahmin ediliyor.

2021 yılı verilerine göre dünyada 529 milyon diyabet hastası var. Diyabet konusunda yapılan son araştırmalara göre, hızla artan obezite ve sağlıkta yaygınlaşan sorunlar nedeniyle dünya çapında diyabet hastalarının sayısının 2030 yılına dek 643 milyona ulaşacağı öngörülmektedir. Türkiye Diyabet Vakfı’nın verdiği bilgilere göre, diyabet tüm Avrupa ülkeleri içinde en hızlı artışı Türkiye’de gösteriyor. Diyabet hastalarının sayısı açısından ise Türkiye, Avrupa genelinde Rusya ve Almanya’nın ardından üçüncü sırada. Ülkemizde Diyabet, Hipertansiyon, Obezite ve Endokrinolojik Hastalıklar büyük bir artış gösteriyor. Son zamanlarda yapılan araştırmalarda ülkemizde 20-79 yaş aralığında yaklaşık 7 milyon diyabet hastası olduğunu ve bu rakamın toplam yetişkin nüfusun yaklaşık %12’ne denk geldiğini gösteriyor.

Bu konuda bizlere önemli sorumluluklar düşüyor. Sağlığımız ve ailemizin sağlığı bizim için çok önemli. Tükettiğimiz her gıdayı inceleyerek, araştırarak imkanlarımız çerçevesinde en doğal olanı aramaktan vazgeçmemeli, işlenmiş gıdayı, taklit ve tağşiş yapılan gıdaları mümkün olduğunca evlerimize sokmamaya gayret etmeliyiz. Alın terimizle binbir güçlüklerle kazandığımız gelirimiz ile kendimizi hasta durumuna düşürmemeliyiz. Seçim hakkımızı kullanarak bu tür katkı maddeli fabrikasyon ürünlerden, Taklit veya Tağşiş yapılan gıdalardan uzak durmalı, bunlarla kendi sağlığımız ve çocuklarımızın sağlığı için mücadele etmeliyiz.

Kendimizi, ailemizi ve çocuklarımızı kanser, şeker, tansiyon, obez vb. hastalıklara maruz bırakarak kendim ettim kendim buldum dememeliyiz.