AŞIRI İSTEKLER

Bir gün yere bir damla bal düştü, küçük bir karınca geldi balın tadına baktı ve gitti.

Bal hoşuna gitmişti. Bir zaman sonra tekrar geldi, biraz daha yedi sonra gitmek istedi ama bal lezzetli gelmişti.

Bir türlü bırakamadı, kendini balın lezzetine kaptırdı ve bal damlasının içine girdi, ancak çıkmak isteyince buna güç yetiremedi, debelendikçe daha da batti ve balın içinde can verdi…

Karınca biraz bal ile yetinseydi elbette ölmeyecekti.

Bilinir ki;

Dünya büyük bir bal damlasıdır. Kim ondan kendine yetecek kadarıyla alırsa kurtulur. Kim de ona dalarsa, karınca misali battıkça batar…

Dünya malı da kurulmuş bir sofra gibidir. Bu sofrada kim yetecek kadar, nefsini köreltecek kadar tadımlık alırsa ruhen ve bedenen rahat eder. Kim sofraya saldırır hepsini sonuna kadar yemek isterse sonradan sıkıntı çekmeye başlar, ruhen ve bedenen rahatsız olur. Aşırı yerse aşırı kilo alır ve obez olur. Obezlik günümüzün hastalığı oldu.

Nefsin isteklerini köreltmek için tadımlık almak, herşeyi tadında bırakmak ve ölçüyü kaçırmamak gerekir. Nefis sonuna kadar hepsini almanı, hepsine sahip olmanı isteyecektir ama iradene hakim olmak önemlidir. Bir insanın, gerçek insan olabilmesi için önce kendini terbiye etmesi, nefsine hâkim olması gerekir.

İnsanın nefsi her şeyi ister, aslolan bu isteklere yenilmemektir.  İnsanlık tarihi nefsine uyup kendini ve yaşadığı toplumu felakete sürükleyen nice örneklerle doludur. Firavunlar, Nemrutlar, Karunlar, Ebu cehiller hep nefislerinin peşinden koşmuş kimi tahtına, kimi gücüne, kimi servetine, kimi de benliğine güvenmiş rezillik içinde yok olup gitmişlerdir.