KURTULUŞ SAVAŞININ GİZLİ KAHRAMANLARI: ALİ FUAT CEBESOY

Ali Fuat Cebesoy Eylül 1882’de İstanbul’da doğmuştur. Babası Sökeli Korgeneral İsmail Fazıl Paşa’dır. Annesi Zekiye Hanım ise 1877-1878 Osmanlı Rus Savaşında Tuna Orduları Umum Kumandanı olan Müşir Mehmet Ali Paşa’nın kızıdır. İlk tahsilini Erzincan Askeri Rüştiyesi’nde tamamlayan Ali Fuat Bey, sırasıyla Saint Joseph Lisesi (1899), Harb Okulu (1902) ve Harb Akademisi’nden (1904) mezun oldu. Harb okulunu başarıyla bitirdikten sonra Harb Akademisine girdi. Harb Akademisini sekizinci olarak bitiren Ali Fuat’ın Mustafa Kemal ile arkadaşlığı mezuniyetten sonra da devam etti.

Harb Akademisini bitirdikten sonra Ali Fuat Bey Beyrut’ta süvari alayında, Mustafa Kemal Bey ise Şam’da staja başladı. Daha sonra topçu stajını da Selanik’te (20 Haziran 1907) tamamladı. Bir süre sonra Kıdemli Yüzbaşı rütbesi verilerek, Sisam Karaferye’de meydana gelen bir isyanı bastırmakla görevlendirildi. Karaferye’den tekrar Selanik’e dönen ve III. Süvari Tümeni Kurmay Başkanlığı’na atanan Fuat Bey, aynı binada çalıştığı Mustafa Kemal ve Fethi Bey’le sık sık görüşmeye devam etti.

Yüzbaşı Ali Fuat Selanik’te iken 23 Temmuz 1908’de meşrutiyet ilan edildi. Ali Fuat Bey aynı sene sonunda İtalya Askeri Ataşeliği’ne atanmış, 1911’e kadar burada kaldır. Bu sebeple, Mustafa Kemal 31 Mart olaylarına müdahale için oluşturulan Hareket Ordusu’nda aktif rol oynarken, İtalya’da olan Ali Fuat bu oluşumda yer almadı. İtalyanlar 1911 yılında Trablusgarpı işgal etti.  İşgal üzerine Mustafa Kemal Bey Teşkilat-ı Mahsusa önderliğinde yapılan Trablusgarb çete savaşlarına gönüllü olarak katıldı.

Trablusgarp direnişi devam ederken, 1912’de Balkan Savaşı başladı. Binbaşı Ali Fuat önce Karadağ’a karşı konuşlanan kolordunun, 29 Eylül 1912’de de Yanya Kolordusunun Kurmay Başkanlığına getirildi. Esir düşen Fuat Bey, bu sebeple II. Balkan savaşına da katılamadı. 1 Mart 1914’de ise I. Balkan Savaşı’na katkıları sebebiyle rütbesi Kaymakamlık (Yarbay)’a yükseltildi.

BİRİNCİ DÜNYA SAVAŞI SIRASINDAKİ GÖREVLERİ

I.Dünya Savaşı dönemi, Osmanlı Devleti için ölüm kalım yılları oldu. Devlet-i âliyye subayları da bu sebeple adeta soluk alamadan bir cepheden diğer cepheye koştu. Nitekim Ali Fuat Bey Balkan Savaşı’ndan sonra, 15 Ocak 1914’te Şam’da VIII. Ordu Kurmay Başkanlığı görevinde bulundu. Savaşın başlangıcından itibaren Alman müttefikleri tarafından Osmanlı ordularına yüklenen görev, Alman cephesini rahatlatmak amacıyla İngiliz ve Rusları meşgul etmekti. Cemal paşa komutasında gerçekleşen Kanal harekâtı da İngiliz askerlerini Mısır’da bağlayarak, batı cephesine yardım etmelerine engel olmak amacıyla yapıldı. Bu harekâtta görev alan Yarbay Ali Fuat Bey, 25. Tümenin başına getirildi. I. Kanal Harekâtı’nda 30.000 kadar Osmanlı askeri görev aldı. Bu harekatta  üstün İngiliz tahkimatı karşısında Türk birlikleri başarılı olamadı.

Çanakkale ve Doğu Cephelerindeki Görevleri

Cemal Paşa, II. Kanal Harekâtı için hazırlık yaparken, müttefiklerin Çanakkale Boğazı’nı donanma ile geçme teşebbüsü (18 Mart 1915) yenilgiyle sonuçlandı. Yenilgi üzerine müttefik kuvvetler 25 Nisan 1915’te, bu defa karadan çıkarma harekâtını başlattı. Başkumandan vekili Enver Paşa, 8., 10. ve Ali Fuat Bey’in komuta ettiği 25. Tümen Çanakkale’ye geçti.  Çanakkale kara muharebelerinin komutanlığına getirilen Liman Von Sanders, savaşın Bolayır Cephesi’nde geçeceğini düşünmekteydi. Yığınağı buna göre oluşturdu ve Ali Fuat Bey’in 25. Tümeni de 29 Ağustosta Saros -Bolayır bölgesine gönderildi. Ancak asıl taarruz Mustafa Kemal Bey’in öngördüğü Kabatepe ve Seddülbahir bölgesinde yaşandığından, çıkartma bölgesi dışında konuşlanan Ali Fuat Bey ve tümeni fiilen savaşa dâhil olamadı. Bu sırada Sarıkamış Harekâtı başarısız oldu ve ilerleyen Rus kuvvetleri Trabzon, Erzurum, Bitlis, Muş, Van gibi şehirleri ele geçirdi. Çanakkale’de bağlanan bazı Türk birlikleri zaferden sonra doğuya kaydırıldı. Nitekim Albay Mustafa Kemal (16. Kolordu kumandanı) Diyarbakır’a, 14. Tümen komutanı  Yarbay Ali Fuat Bey de Filistin Cephesi’ne gönderildi. Cephede gerek Mustafa Kemal, gerekse Ali Fuat Beylerin terfileri yapılarak, Mustafa Kemal Mirlivalığa (Tümgeneral), Ali Fuat ise Albaylığa terfi ettirildi. Mustafa Kemal Paşa’nın birlikleri Ruslara karşı Bitlis ve Muş’u kurtarmak için taarruza geçtiğinde, Ali Fuat Bey’in birlikleri de ona destek oldu.

Birüssebi- Gazze Muharebeleri ve Kudüs’ün Kaybı

Albay Ali Fuat Bey, 1916 yılı sonunda önce Sina- Filistin Cephesi Kumandanı Von Kress’in kurmay başkanlığına getirildi.  30 Haziran 1917’da da XX. Kolordu kumandanlığına atandı. Başarısız iki Kanal Harekâtından sonra saldırıya geçen İngilizler’in Gazze-Birüssebi hattına Mart ve Nisan 1917’de yaptıkları iki taarruz, Türk Orduları tarafından durdurulmasına rağmen tekrar harekete geçen İngiliz orduları 31 Ekim 1917’de önce Birüssebi, ardından 6/7 Kasım’da Gazze’yi ele geçirdi. Albay Ali Fuat 19 Kasım/ 9 Aralık 1917 tarihleri arasında Kudüs’ü savundu. Nihayet 40 gün süren takip ve muharebeler sonunda şehrin tahrip edilmesini önlemek maksadıyla Fevzi Çakmak Paşan’nın emri ile Kudüs boşaltıldı. Albay Ali Fuat, bu savunma sırasında 22 Kasım 1917’de Tuğgeneral oldu. Kudüs’ten sonra hedefi İskenderun olan İngilizler karşısında Türk Orduları geri çekilmek zorunda kaldı. Mustafa Kemal Paşa da dâhil Osmanlı ordusunun en güzide subaylarının görev yaptığı bu cephelerde İngiliz ilerlemesi ancak Mondros Mütarekesi ile durduruldu.

MÜTAREKE VE MİLLÎ MÜCADELE DÖNEMİNDEKİ FAALİYETLERİ

Mütareke imzalandığında Ali Fuat Paşa XX. Kolordu Kumandanlığı’na asaleten ve Mersinli Cemal Paşa’dan boşalan VII. Ordu birliklerine de vekâleten komuta ediyordu. Yıldırım Orduları Kumandanı ise Mustafa Kemal Paşa idi. Bu günlerde İngilizler İskenderun’un da boşaltılmasını da talep etti.  Nitekim ısrarlı teklif ve hatta tehditler karşısında Adana vilayeti Pozantı’ya kadar boşaltıldı. Fuat Paşa, Mustafa Kemalin emriyle bölgenin geleceği için XX. Kolordu’nun uygun gördüğü subaylarını polis ve jandarmaya aktarmak, diğer birliklerini ise terhis etmeyerek barış zamanındaki konuşlanma bölgesine ulaştırdı.  Nitekim Kolordu’nun kalan birlikleri zor koşullarda Toroslar’ı aşarak trenle Niğde’ye, daha sonra İngilizlerin engellemesi üzerine kara yoluyla Ereğli, Kırşehir üzerinden Ankara’ya nakledildi. Bu kuvvetler ileride  Milli Mücadelenin bel kemiğini oluşturacaktı. 1919 yılında Türkiye işgal edilirken Anadolu’da bağımsız olan iki kolordudan biri Ankara’da Ali Fuat Paşa komutasında, diğeri ise Erzurum’da Kazım Karabekir komutasındaydı.

Savaşın kaybı üzerine hemen hemen bütün komutanlar İstanbul’da toplanmaya başladı. İstanbul’daki endişeli hava içinde neler yapılacağı düşünülüyordu. Giderek işgal altındaki İstanbul’da her hangi bir şey yapılamayacağı kanaati ağır basıyordu.  Dolayısıyla asker- sivil vatanseverler birer görev veya vesileyle Anadolu’ya geçmeye başladılar. Mustafa Kemal Paşa ise geniş yetkilerle 9. Ordu Kıtaatı Müfettişliği’ne getirildi. Ali Fuat Paşa onun bu makama seçilişinde İsmail Fazıl Paşa ile Fuat Paşa’nın eniştesi Dâhiliye Nazırı Mehmet Ali Bey’in de yardımı olduğunu ifade etmiştir. Mustafa Kemal Paşa’nın olağanüstü yetkilerle Samsun’a hareketi ile yerel alanda başlayan Milli Mücadele organize bir güce kavuşmuştu.

Ali Fuat Paşa, kolordu mıntıkasına giren bölgelerdeki (Ankara, Kastamonu illeri ile Kütahya, Afyonkarahisar bağımsız sancakları, Konya Vilayeti’nin Isparta ve Burdur livaları) her sancakta birer mevki komutanı olacağı belirledi. Bu komutanlar asayişi korumak, milli teşekküller ile vatanı savunanlara yardım etmek, içerideki fesat hareketleri ile dışarıdan gelecek işgallere karşı koymak görevlerini ifa edeceklerdi. Kısaca, Müdafaa-ı Hukuk ve Reddi İlhak Cemiyetleri’nin kurulması ve kurulanların faaliyetlerine yardım edilmesi isteniyordu.

Sivas Kongresi 

Sivas Kongresi o zamana kadar yapılan çok sayıda yerel kongre ve cemiyetleri tek çatı altında topladığı için büyük öneme haizdir. Amasya buluşmasından sonra Ankara’ya dönen Ali Fuat Paşa, XX. Kolordu’nun imkânlarını seferber ederek Sivas Kongresi’nin hazırlıkları ile ilgilenmiştir. Batı Anadolu delegeleri, demiryoluyla önce Ankara’ya ulaşmaktaydı. Burada Ali Fuat Paşa ile görüşüp, sonra Sivas’a hareket ediyorlardı. Fuat Paşa gerek Sivas kongresinin toplanması sırasında, gerekse sonrasında önemli görevler üstlendi.

İngilizlerin Osmanlı Hükümetine baskıları ile birkaç defa İstanbul’a çağrılan Mustafa Kemal Paşa, 8-9 Temmuz 1919’da ordudan istifa etti. İstifasının hemen akabinde Kazım Karabekir ve Fuat Paşa Kemal Paşa’ya desteğini bildirdi. Harbiye Nezareti çok geçmeden emirlere uymadığı gerekçesiyle 28 Ağustos 1919’da Ali Fuat Paşa’yı da görevden aldı.

Eskişehir Anadolu’da mevcut demiryollarının birleştiği nokta olması dolayısıyla, hem Milli Kuvvetler hem de işgalci kuvvetler açısından önemliydi. Bu sebeple Eskişehir İstasyonu çevresinde bir İngiliz birliği yerleştirilmişti. Ali Fuat Paşa, Eskişehir’e Millî Mücadele taraftarlarının hâkim olmasını sağlayarak şehrin bağlantısını sağlayan köprüleri de tahrip ettirdi. Yeni hükümeti kurmakla vatansever olduğu bilinen Ali Rıza Paşa görevlendirildi. Yeni hükümet Heyet-i Temsiliye’nin çoğu taleplerini kabul etti.  Müttefikler İstanbul Hükümeti ile Heyet-i Temsiliye arasındaki bu iş birliğine 16 Mart 1920 tarihinde İstanbul’u resmen işgal edip, Meclisi Mebusan’ı basarak karşılık verdiler.

Ali Fuat Paşa, 17 Mart 1920’de, 143. Alay’la yola çıkarak Ankara – Eskişehir arasındaki demiryolunu tekrar ele geçirerek burada direnen İngiliz asker ve subaylarını da tutuklattı. 20 Mart 1920’de de 20. Kolordu İngiliz kuvvetleri çok sayıda araç gereç ve mühimmat bırakarak Eskişehir’i terk edip, Osmaneli’ne yerleşti. 27-28 Mart 1920’de de İngilizler Osmaneli’ndeki köprüleri tahrip ederek İzmit ‘e çekildi. Milli kuvvetler Geyve Boğazı’na yerleşti.

Bu günlerde Mustafa Kemal Paşa kolordu komutanlarını Sivas’a çağırdı. Fuat Paşa da 8 Kasımda Sivas’a gelerek bu toplantılara katıldı. Milii mücadele sırasında Ankara demiryolu ile Batı Anadolu’ya bağlanma ve XX. Kolordu’nun haberleşme gibi çeşitli imkânlarını kullanabilme avantajları bulunuyordu. Kolordu bütün diğer ordular ile şifreli yazışabiliyordu. Bir diğer avantaj ise millî hareketin en önemli destekçilerinden biri olan Ali Fuat Paşa’nın Ankara’da olmasıydı. Bu ve benzer sebepler millî hareketin artık Ankara’dan yürütülmesi sonucunu doğurmuştu.

Millî mücadeleye yardım için harekete geçen Ali Rıza Paşa Hükümeti de Anadolu’ya bir yandan asker, silah ve para, hatta doktor ve subay gönderiyordu. Kuva-yı Milliye yetersiz kalacağı için XIV., XII. ve XX. Kolordular Batı cephesine yardım edecekti. Şayet İzmir Yunanistan’a ilhak edilirse, bu ordular hükümetle bağlantılarını keseceklerdi. XV., XII. ve III. Kolordular ise hükümetin itilaf kuvvetlerine karşı elini güçlendirmek için ona bağlı kalacaklardı. İrtibatı kesen ordular hakkında İtilaf Kuvvetleri tarafından baskı olursa, hükümet sadece nasihat heyetleri gönderebilecek böylece birçok güzide subay Anadolu’daki ordulara kazandırılmış olacaktı. Harbiye’den gelen bu yazılar Heyet-i Temsiliye tarafından bütün kolordulara aynen duyurulmuştu.

TBMM’NİN AÇILIŞI SONRASINDAKİ FAALİYETLERİ

Ali Rıza Paşa Hükümeti’nin Milli Mücadele konusunda Heyet-i Temsiliye ile birlikte hareket etmesi, yabancı baskının artmasına yol açmıştı. Nitekim baskılar karşısında önce Harbiye Nazırları (Mersinli Cemal Paşa ve Cevat Paşa), sonra da yaklaşık altı aydır görevde olan hükümet 3 Mart 1920’e istifa etmek zorunda kaldı. Yeni hükümeti kurmakla, yine Milli Mücadele taraftarı Salih Paşa görevlendirildi. Ancak müttefikler İstanbul hükümetlerinin Anadolu’ya müzahir tutumlarına, 16 Mart 1920’de İstanbul’u ve Meclis-i Mebusan’ı resmen işgal ederek karşılık verdiler. Yirmi sekiz günlük Salih Paşa hükümeti ayrıldı. Heyet-i Temsiliye ise Amasya’da alınan karar gereğince meclisin Ankara’da toplanacağını bütün yurda duyurdu. Bu arada Ankara’ya dönen Ali Fuat Paşa, TBMM için düşünülen Numune Mektebi’nin bitirilmesi, mebusların ikameti için düşünülen Millet Mektebi’nin tamir edilmesi ile ilgilendi. Milli Harekâtın başında bulunan kumandanlar ve yüksek dereceli memurların mebus olması kararına uygun olarak Ali Fuat Paşa, Ankara’dan Mustafa Kemal ile birlikte milletvekili seçildi. Mecliste babası İsmail Fazıl Paşa da yer aldı.

Ankara’da Büyük Millet Meclisi’nin açılması hazırlıkları devam ederken iç ayaklanmalar en büyük problemlerden birisini oluşturmaktaydı. Aznavur isyanı bastırıldı. Ali Fuat Paşa, kendi inisiyatifiyle “fesat yuvalarını” temizlemek üzere harekete geçerek Adapazarı’nda iki yüz kişiyle, İngiliz subayını tutuklayıp asilerden on üçünü Hıyanet-i Vataniye Kanunu uyarınca idam ettirmiştir. Aynı şekilde Albay Refet Bele kuvvetleri ile Düzce ve Hendek’e girilerek buradaki isyanları önlemiştir. Aynı zamanda Halife Kolordusunun kumandanlarından gerek Kemal Paşa’nın gerekse kendisinin tanıdığı olan Suphi Paşa’yla anlaşarak birliğinin mühimmatları ile Kuvva-yı Milliyeye katılmalarını sağlamıştır.

Yunan taarruzu 18 Haziran’da başladı. Haziran 1920’de Ali Fuat Paşa Garb Cephesi Kumandanlığına tayin edildi. Fuat Paşa 28/29 Haziran’da Eskişehir’den Uşak cephesine hareket ettiği sırada Yunan ordusu Salihli ve Alaşehir’i almış Balıkesir’e yaklaşmış ve 30 Haziran’da Balıkesir ve 8 Temmuz’da da Bursa’yı işgal etti. Yunanlılar Bursa –Uşak hattını ele geçirdikten sonra harekâtlarını bir süreliğine durdurdular. Çapanoğulları isyanını bastıran Ethem Bey’e kanunla Kuva-yı Seyyare Kumandanlığı unvanı verildi.

Bu durgunluk döneminde özellikle Ethem Bey ve Ertuğrul Grubu Kumandanlığında Yunanlılara zayıf bulundukları Gediz’den saldırılması fikri doğdu. Erkân-ı Harbiye-i Umumiye Riyaseti böyle bir taarruza karşı idi ve İsmet Bey bizzat cepheye gelerek kumandanlara durumu anlatmıştı. Ancak kumandanların ısrarı üzerine Ali Fuat Paşa tarafından taarruz emri verilmiş ve 24 Ekim’de başlayan taarruz başarısızlıkla sonuçlandı. Bunun üzerine Ali Fuat Paşa cephe kumandanlığından alınarak yerine İsmet İnönü getirildi.

Eylül 1920’de doğuda Ermenilere karşı harekete geçen 15. Kolordu Sarıkamış, Kars, Ardahan, Artvin, Batum, Iğdır ve Gümrü’yü aldı. 3 Aralık’ta Gümrü Anlaşması’nın imzalanması ile doğu sınırı güvenceye alınarak Rusya ile resmî ilişkiler kurulmaya başladı. Ali Fuat Paşa’ya Moskova Büyükelçiliği görevi verildi. Moskova’da Çiçerin, Karahan, Stalin ile görüşmeler yapan Fuat Paşa ile elçilik mensupları, Moskova Antlaşmasının ilk çalışmalarını tamamladılar. Moskova anlaşması 16 Mart 1921’de imzalandı. Anlaşma sonrasında bir miktar harp malzemesi ile, 1921 yılı için vaat edilen 10 milyon altın ruble’nin yarısı Türk tarafına teslim edildi. Kars Türkiye’ye iade edildi, ancak Batum Sovyet Rusya’ya bırakıldı. 13 Ekim 1921 tarihinde Türkiye’nin doğu sınırlarına kesinlik kazandıran Kars Antlaşması imzalandı.

26 Ağustos 1922 tarihinde başlayan Büyük Taarruz, Yunan askerlerinin tümüyle Anadolu’dan atılması ile sonuçlandı.

Cebesoy, 1925 yılında Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk muhalefet partisi olan Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası’nın kurucuları arasında yer aldı.

1926 yılında İzmir Suikastı dolayısıyla İstiklal Savaşı’nı birlikte başlattıkları Kazım Karabekir, Rauf Orbay ve Refet Bele ile birlikte tutuklandı, İzmir İstiklal Mahkemesinde yargılandı ve beraat etti.

1 Ekim 1927 tarihinde yasama görev süresi sona erdiğinde, ordu açığında iken 5 Aralık 1927 tarihinde askerlikten de emekliye sevk edildi. İkinci dönem siyasi hayatı ise bir dönem arasının açık olduğu Mustafa Kemal Paşa ile barışmasından sonra Konya milletvekili seçilmesiyle başladı. İsmet İnönü Cumhurbaşkanı olduktan sonra 1939-1943 yılları arasında Bayındırlık Bakanlığı, 1943-1946 yılları arasında Ulaştırma Bakanlığı ve 1948 yılında TBMM Başkanlığı yaptı.

Aynı yıl TBMM Başkanlığından ve Cumhuriyet Halk Partisinden istifa ederek Demokrat Parti’ye geçti. 1950 seçimlerinde Eskişehir’den, 1954 ve 1957 seçimlerinde de İstanbul’dan milletvekili seçildi. 27 Mayıs Darbesi sırasında Yassıada Mahkemelerinde yargılanan Cebesoy, serbest kaldı. Cebesoy, 10 Ocak 1968 tarihinde İstanbul’da hayatını kaybetti.

https://ataturkansiklopedisi.gov.tr/bilgi/ali-fuat-cebesoy-1882-1968/