TÜRKİYEDE SANAYİ KATILIMI ÇALIŞMALARI
Offset yada diğer adıyla Sanayi Katılımının Dünya genelinde yaygınlık kazanması, 1960’lı yılların sonlarına dayanmaktadır. Bugün, Dünya ticaretinin %12’si sanayi katılımı ile gerçekleştirilmekte olup, ABD, İngiltere, G.Kore, Çin, Hindistan, İsrail ve Güney Afrika gibi 130 ülkenin benimsediği bir uygulamadır. Sanayi katılımı uygulamaları ihaleye esas teşkil eden hizmetlere göre Doğrudan yada Dolaylı sanayi katılımı olarak yapılabilmektedir.
Dünyanın en zengin ve gelişmiş ekonomilerine sahip ülkeler yerli üretim politikaları ve sanayi katılım uygulamalarını kullanmaktadır. Bu ekonomilerin en büyüğü olan ABD, 3 Mart 1933 tarihinde “Buy American Act” Yasası ile satın alma ihalelerinde yerli üretim şartını %50 ile kanun kapsamına almış, yapılan değişiklik ile 2024’de 10.000 USD’ı aşan yurtdışı alımlarında, ABD’de üretilen ürünlerin ihale bedelinin en az %65 olması şartını getirmiştir. Gelişmekte olan ülkeler ise günümüzde sanayi katılımını, özellikle döviz darboğazını aşmak, cari açığı dengelemek, ülke ekonomisine katma değer yaratmak, mevcut teknolojik altyapıyı güçlendirmek, yeni teknolojiler edinmek, istihdam sağlamak, ihracat yoluyla kalite, standart ve verimliliği arttırmak için tercih etmektedir.
Ülkemizde ise yerli sanayi firmalarımızın imkân ve kabiliyetlerinin kullanılması, ihracat yoluyla uluslararası rekabet güçlerinin artırılması ve teknolojik işbirliği, yatırım ve Ar-Ge imkânları sağlanması amacıyla Sanayi Katılımı ilk olarak 1983 yılında General Dynamics ile imzalanan 160 adet F-16 savaş uçaklarının yurt içinde ortak üretim yoluyla tedarikine ilişkin anlaşma ile gerçekleşmiş ve 1984’de Ankara’da TUSAŞ Havacılık ve Uzay Sanayii AŞ (TAI) kurulmuştur. F-16 programı, Türkiye’nin gerçek anlamdaki ilk offset deneyimidir. 1985 yılında Savuna Sanayi Başkanlığı(SSB) kurulmuş ve 3238 sayılı Kuruluş Kanunu ile “Savunma Sanayii Ürünleri ihracatı ve Offset Ticareti Konularını Koordine Etme” görevi Savunma Sanayi Başkanlığına verilmiştir. “Savunma Sanayii Geliştirme ve Destekleme Fonu” ile uzun vadeli taahhütlere girme imkanı sağlayan istikrarlı bir kaynak yaratılmıştır. TEI, Tusaş Motor Sanayii A.Ş, 1985’de General Dynamics firmasının F-16 projesindeki sanayi katılımı yükümlülüğü kapsamında Eskişehir’de, FMC-Nurol Savunma Sanayi A.Ş, Zırhlı Muharebe Araç Projesi sanayi katılımı kapsamında 1988’de Ankara’da kurulmuş en başarılı örnekler olarak verilebilir.
SSB, sanayi katılımı uygulamalarına yön vermek amacıyla 1991’de Offset Şube Müdürlüğünü kurmuş, “Offset Uygulama El Kitabı”nı yayınlamıştır. 2003 ve 2007’de sanayi katılımı uygulama yönergeleri hazırlanmıştır. 2007 yılında yürürlüğe giren “Sanayii Katılımlı Offset Uygulamaları” yönergesi, 2008 ve 2011 tarihli “Sanayi Katılımı/Offset Rehberleri” sanayi katılımı uygulamaları bakımından önemli açılımlar getirmiş, KOBİ’lerde yerli tasarım ve üretime verilen önem arttırılmıştır.
Ülkemizde özellikle savunma ve havacılık alanında ihtiyaç duyulan ürün ve hizmetlerin yerlileştirilmesi ve yerli sanayinin gelişmesine katkı sağlanması amacıyla, SSB ile gerçekleştirilen projelerde sanayi katılımı uygulama yönergeleri doğrultusunda belirli bir yüzde ile zorunlu tutulan Sanayi Katılımı faaliyetleri yürütülmektedir. SSB, kuruluşundan 2013 yılına kadar 3.9 milyar dolar doğrudan sanayi katılımı ve 3.1 milyar dolar dolaylı sanayi katılımı olmak üzere toplam 7 milyar dolarlık 77 adet sanayi katılımı anlaşması yapmıştır. Sanayi katılımı sayesinde kazanılan teknoloji ile yürütülen projelerden bazılarına örnek olarak Milli Tank, T625 GÖKBEY Genel Maksat Helikopteri, MİLGEM Korvet, İnsansız Hava Araçları, Göktürk Gözlem Uydusu, Milli Torpido ve Piyade Tüfeği Geliştirme projeleri verilebilir. 2002 yılında 1,1 milyar USD olan Türk Savunma ve Havacılık cirosu yaklaşık 11,5 kat büyüyerek 2022 yılı sonu itibariyle 12,196 milyar USD’a, ihracat ise 2023 yılında 5,5 milyar USD’a yükselmiştir. Savunma sanayii firmalarımız 2023 yılında toplam değeri 10,240 milyar USD’ı aşan sözleşme imzalamıştır.
1990’lı yılların sonlarına kadar sanayi katılım projelerinin büyük ölçüde askeri anlaşmalar çerçevesinde yapıldığı ve sivil sanayi katılımı projelerinin ise daha ziyade satın alınan sistemin destek ve bakımına yönelik verilen basit tavizlerden oluştuğu görülmüştür. Sivil sanayi katılımı alanında Türkiye’nin elde ettiği en önemli sivil sanayi katılımı uygulaması 1998’de THY’nin Amerikan Boeing firmasından yaptığı yolcu uçağı alımında gerçekleştirilmiştir. Bu başarılı sivil sanayi katılımı uygulaması doğrudan ve dolaylı opsiyonlar dahil olmak üzere 800 milyon USD seviyesinde katkı sağlamıştır.
Sivil Sanayi Kamu alımlarında Ekonomi Bakanlığı’nın 27 Temmuz 2007 tarihli ve 2007/6 sayılı “Offset Uygulamalarına İlişkin Tebliği” yürürlüğe girmiştir. Bu Tebliğ, kamu kuruluşları tarafından açılan savunma alanına yönelik olmayan ve bedeli en az 5 milyon USD olan uluslararası ihalelerde ihaleyi kazanan yabancı kuruluşlara yönelik sanayi katılımı taahhütlerini kapsamaktadır. Fakat Türkiye’de sanayi katılımı yükümlülüklerine ilişkin bir kanun maddesi olmadığından herhangi bir zorunluluk getirmemekte ve kamu alımlarında sanayi katılımı uygulamaları bir türlü yaygınlaştırılamamaktadır. Nitekim Sivil sanayi katılımı uygulamalarında geçen 25 yıllık süre zarfında konunun önemi sivil sektörde ve kamuda yeteri kadar anlaşılamamış, ülkemiz sanayisi ve KOBİ’lerimiz için istenilen düzeyde bir gelişme ve başarı hacmi sağlanamamıştır.
Türkiye’nin sivil sanayi alanına yönelik büyük enerji, madencilik, ulaşım, sağlık, haberleşme, bilgi teknolojileri projeleri ve THY’nin çok sayıda yolcu uçağı alımı gibi tedarik talepleri bulunmaktadır. SSB tarafından hazırlanan “Offset ve Milli Sanayinin Geliştirilmesindeki Rolü” başlıklı raporda, Türkiye’nin 2011-2021 yılları arasında Haberleşme, Bilgi teknolojileri, Ulaştırma, Enerji ve Sağlık alanlarında kamu harcamalarının 600 milyar USD olacağı ve %50 sanayi katılımı yapılması durumunda ülke ekonomisine yılda 30 milyar USD, 10 yılda ise 300 milyar USD katkı sağlayacağı belirtilmiştir. Türkiye’nin güncel ve gelecek kamu alımlarının daha yüksek seviyelere ulaşacağı tahmin edilmektedir.
Mevcut kamu alımlarında uygulanacak kriterler Kanun ile düzenlenmekte olup, mevzuat bakımından kamu alımlarına sanayi katılımı şartı getirmek için Bakanlar Kurulu Kararı veya Kanun seviyesinde bir yasal yapı tesis edilmesi gerekmektedir. Bu çerçevede ihale bedeli en az 5 milyon USD olan tüm kamu alımlarında, Kamu İhale Kanunu’nda sektöre ve teknoloji seviyesine göre ihale bedelinin en az %30-%60 arasında Sanayi Katılımı şartı getirilmesi sanayimizin ve KOBİ’lerimizin gelişmesi için büyük önem arz etmektedir.
Kamu alımları kanalıyla sivil alanda yeniliği, yerlileşmeyi ve teknoloji transferini teşvik etmek ve yerli sanayinin geliştirilmesini sağlamak amacıyla 2014 yılında 4734 sayılı Kanunun 3 üncü maddesine (u) bendi eklenerek “kamu alımlarında yenilik, yerlileşme ve teknoloji transferini sağlamaya yönelik sanayi katılımı uygulamaları içeren mal ve hizmet alımları” anılan Kanundan istisna edilmiş ve 2017 yılında yapılan başka bir düzenleme ile de bu istisnanın kapsamına “yapım işleri” de dahil edilmiştir. 4734 sayılı Kanunun 3(u) bendine istinaden 17 Şubat 2018 tarihli 30335 sayılı resmi gazetede yayımlanan SİP yönetmeliği, 15 Ağustos 2018 tarihli ve 36 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı olarak yayımlanan “Sanayi İşbirliği Projelerinin Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar” yürürlüğe girmiş olmasına rağmen o tarihten günümüze yok denilecek kadar az sayıda uygulama yapılabilmiş, özellikle dış kaynaklı finans sağlanan projelerde hiç uygulama örneği görülmemiştir. Kamu kurum ve kuruluşlarının yenilik, yerlileşme ve/veya teknoloji transferini içeren mal ve hizmet alımları ile yapım işlerine ilişkin sanayi işbirliği projeleri kapsamında ilgili mevzuat hükümleri uyarınca ilgili kurum ve kuruluşlar ile koordineli olarak faaliyetleri yürütmek ve sözleşmeleri imzalamak Sanayi Genel Müdürlüğü görev ve yetkileri içinde olup SİP yönetmeliği zorunlu hale getirilerek Kamu ve Belediye alımlarında dış finanslı projelerde dahil olmak üzere sanayi katılımı taahhütlerinin incelenmesi, uygulanması, takibi ve denetimi mutlaka yerine getirilmelidir.
Savunma Sanayi Başkanlığı ve Savunma Sanayi İcra Komitesi, sanayi katılımı ve yerli katkı sağlanması bakımından ülkemizdeki en başarılı kurum olarak örnek verilebilir. Sivil sanayi alanında ise 2020 yılında aynı amaçla, Kalkınma planları ve programlarında yer alan politika ve hedefler doğrultusunda, yerli üretimin ve teknolojik kabiliyetlerin kamu alımları dâhil farklı yollarla geliştirilmesini sağlamak, üreticilerin yatırım, üretim ve finansman süreçlerini kolaylaştırmak ve rekabetçiliklerini artırmak için karar almak üzere 68. Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile kurulan ve 14/10/2020-31274 sayılı resmi gazetede yayımlanan Sanayi İcra Komitesi, yerli üretimi ve sanayi katılımını artıracak çatı kuruluş olarak 2007/6 sayılı “Offset Uygulamalarına İlişkin Tebliği” ve Sanayi İşbirliği Programı(SİP) yönetmeliğinin uygulanmasını sağlayabilir. Fakat Sanayi İcra Komitesi(SAİK) şu ana kadar hiç toplanamamış ve herhangi bir karar da alamamıştır.
Sanayi katılım uygulamaları Türkiye’de sadece savunma alanında yapılmaktadır. Sivil sanayi alanında Ticaret Bakanlığı tarafından yayımlanan 2007/6 sayılı “Offset Uygulamalarına İlişkin Tebliği” ve Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından yayımlanan SİP yönetmeliği dökümanlarda kağıt üzerinde kalmış ve bir uygulama alanı bulamamıştır. Türk sanayisinin ve KOBİ’lerin geliştirilmesi amacıyla, Sanayi Katılımı Uygulamalarına İlişkin Tebliğin yeniden düzenlenmesi ve bütün sektörlerdeki kamu alımlarında sanayi katılımı uygulamasının mutlaka zorunlu hale getirilmesi gerekmektedir. Bu nedenle 12. Kalkınma planı görüşmelerinde de gündeme getirilen sivil sanayi alanında çatı kuruluş olarak Sanayi İcra Komitesi(SAİK)’in düzenli olarak toplanarak Kamu alımlarında Sanayi Katılımı ve Sanayi İşbirliği uygulamalarının yaygınlaştırılması konusunda kararlar alması, takibinin ve denetimlerinin ilgili kurumlarca yapılması sanayimizin ve KOBİ’lerimizin gelişmesi için çok büyük önem taşıyor.
Dr.İlhami Pektaş